ABD'de 'Hayalperestler' olarak bilinen ve çocuk yaşta ülkeye getirilmiş belgesiz göçmenleri koruyan DACA programı kapsamındaki statü yenileme süreci, Donald Trump yönetimi altında haftalardan aylara uzadı. Bu gecikmeler nedeniyle binlerce kişi çalışma izinlerini kaybediyor ve işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Claudia isimli bir başvuru sahibi, altı ay önce statüsünü yenilemek için başvurduğunu ancak hâlâ yanıt alamadığını belirterek, 'Bu bir kişisel saldırı gibi hissettiriyor' dedi.
Gelişmenin arka planı
DACA (Deferred Action for Childhood Arrivals) programı, 2012 yılında dönemin Başkanı Barack Obama tarafından yürürlüğe konmuştu. Program, çocuk yaşta ABD'ye getirilmiş ve ülkede yasal statüsü olmayan göçmenlere geçici çalışma izni ve sınır dışı edilmekten korunma hakkı tanıyor. Ancak Trump'ın ilk döneminde programı sonlandırma girişimleri ve yasal engeller nedeniyle süreç karmaşık hale geldi.
Şu anda DACA yenileme başvuruları, ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) tarafından işleniyor ancak yoğunluk ve personel eksikliği nedeniyle bekleme süreleri 12-18 aya kadar çıkabiliyor. Bu süre zarfında geçici çalışma izni sona eren birçok kişi işten çıkarılıyor ya da işverenleri tarafından çalıştırılmaya devam edilemiyor.
Uzmanlar, Trump'ın göçmenlik politikalarının bu gecikmeleri kasıtlı olarak derinleştirdiğini savunuyor. Göçmen hakları örgütü National Immigration Law Center’dan yapılan açıklamada, 'Sürecin yavaşlatılması, DACA'lı gençlerin hayatlarını mahvediyor ve onları belirsizliğe sürüklüyor' denildi.
Bölgesel veya küresel boyut
DACA programı yalnızca ABD için değil, küresel göç politikaları açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor. Program, çocuk yaşta göç edenlerin entegrasyonu ve korunması konusunda uluslararası alanda referans alınıyor. Ancak Trump döneminde yaşanan belirsizlik, diğer ülkelerdeki benzer politikaları da olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından Meksika ve Orta Amerika ülkeleri, DACA'nın zayıflamasının sınır güvenliğini ve göçmen akışını artıracağı endişesini taşıyor. Programdan yararlanan yaklaşık 700 bin kişinin büyük çoğunluğu Latin Amerika kökenli. Bu kişilerin çalışma izinlerini kaybetmesi, ABD ekonomisinde de yıllık milyarlarca dolarlık kayba yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ABD ile ilişkileri ve küresel göç politikaları açısından dolaylı bir öneme sahip. ABD'nin göçmen politikalarındaki sertleşme, Türkiye'nin de içinde bulunduğu uluslararası toplumda insan hakları ve göçmen koruması konularında tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi göçmen politikalarını şekillendirirken ABD örneğini dikkate alması beklenir. Doğrudan bir etkisi olmasa da, küresel göç rejimindeki bu tür değişiklikler Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü göç müzakerelerini de etkileyebilir.