Berlin Havalimanı CEO'su, Avrupa Birliği'nin yeni sınır güvenliği sistemi kapsamında tatilcilerin bu yaz haftalarca sürecek gecikmelerle karşı karşıya kalacağını belirterek durumun "katlanılmaz" olduğunu söyledi. Havalimanı işletmecisi Flughafen Berlin Brandenburg GmbH'nin CEO'su Aletta von Massenbach, AB'nin yıllardır ertelenen Giriş-Çıkış Sistemi'nin (EES) devreye girmesinin ardından özellikle Schengen bölgesi dışından gelen yolcuların uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalacağını ifade etti. Sistem, Birleşik Krallık da dahil olmak üzere üçüncü ülke vatandaşlarının parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik verilerini toplamayı amaçlıyor. Von Massenbach, sürecin yolcu başına ortalama 50 saniye süreceğini ve bu durumun yoğun sezonda kabul edilemez bekleme sürelerine yol açacağını vurguladı.
Sistemin Arka Planı ve Uygulama Zorlukları
AB'nin EES sistemi, aslında 2022'de yürürlüğe girmesi planlanan ancak teknik ve operasyonel sorunlar nedeniyle birkaç kez ertelenen bir proje. Sistem, Schengen bölgesine giren ve çıkan her üçüncü ülke vatandaşı için biyometrik veri kaydı yapılmasını zorunlu kılıyor. Bu, özellikle İngiliz turistler için büyük bir değişiklik anlamına geliyor; Brexit sonrası AB'ye seyahat eden İngiliz vatandaşları artık pasaport damgası yerine parmak izi ve yüz taramasından geçecek. Havalimanı yetkilileri, sınır kontrol noktalarının şu anki kapasitesinin bu yeni işlem yükünü kaldıramayacağını ve yaz aylarında beklenen 2,5 milyon yolcu başına düşen gecikmelerin saatleri bulabileceğini belirtiyor. Berlin Havalimanı'nda şu anda sadece 18 sınır kontrol kulübesi bulunması, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor. Von Massenbach, ek personel ve teknolojik altyapı olmadan sistemin uygulanmasının imkânsız olduğunu söyledi.
AB Komisyonu ise sistemin güvenlik ve verimlilik açısından uzun vadede fayda sağlayacağını savunuyor. Komisyon sözcüsü, üye ülkelerin sistemi kademeli olarak devreye alacağını ve ilk etapta ana limanlar ve havalimanlarında pilot uygulama yapılacağını açıkladı. Ancak havalimanı işletmecileri, yeterli hazırlık süresi olmadan sisteme geçilmesinin kaosa yol açacağı uyarısında bulunuyor. Özellikle düşük maliyetli havayollarının yoğun olarak kullanıldığı Berlin, Budapeşte ve Prag gibi şehirlerin daha fazla etkilenmesi bekleniyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: AB Sınır Güvenliğinde Yeni Dönem
EES, AB'nin dış sınırlarını daha sıkı denetim altına alma çabasının bir parçası olarak görülüyor. Sistem, sadece havalimanlarını değil, aynı zamanda deniz limanlarını ve kara sınır kapılarını da kapsıyor. Uzmanlar, sistemin AB'nin güvenlik açığını kapatmayı hedeflese de, sivil özgürlükler açısından endişe verici olduğunu belirtiyor. Veri koruma kuruluşları, biyometrik verilerin merkezi bir veri tabanında saklanmasının kötüye kullanım riskini artırdığına dikkat çekiyor. Ayrıca sistem, Brexit sonrası AB ile Birleşik Krallık arasındaki seyahat akışını da ciddi şekilde etkileyecek. İngiltere Ulaştırma Bakanlığı, konuyla ilgili AB ile görüşmelerin sürdüğünü ancak net bir tarih verilemediğini açıkladı. Öte yandan, sistemin devreye girmesiyle birlikte AB üyesi olmayan ülkelerden gelen turistlerin Avrupa seyahat planlarına olan ilgisinde düşüş yaşanabileceği tahmin ediliyor. Global seyahat acenteleri, uzun bekleme sürelerinin özellikle Amerika ve Asya'dan gelen turistleri caydırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB üyesi olmamakla birlikte Schengen bölgesine vizesiz seyahat imkânı bulunmayan üçüncü ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle EES sistemi, Türk vatandaşlarının AB'ye seyahatlerini doğrudan etkileyecek. Halihazırda Schengen vizesi almakta güçlük çeken Türk vatandaşları, sınır kapılarında uzun beklemelerle karşılaşabilir. Ayrıca, sistemin Türkiye-AB arasında devam eden vize serbestisi müzakerelerine olan etkisi de merak konusu. AB, Türkiye'den gelen düzensiz göçü engellemek için sınır güvenliğini artırma hedefiyle bu sistemi kullanabilir. Ekonomik açıdan ise, Türk turizm sektörünün AB pazarından aldığı pay olumsuz etkilenebilir; çünkü AB ülkelerine seyahat eden Türk turistlerin sayısındaki azalma, gelir kaybına yol açabilir. Küresel ölçekte ise, bu tür biyometrik sınır sistemlerinin Türkiye'nin kendi sınır güvenliği uygulamalarına örnek teşkil etmesi olası.