ABD Hava Kuvvetleri (USAF) ve Uzay Kuvvetleri (USSF), 2026 mali yılı için planlanan 900 milyon doların üzerindeki fonu, beklenmedik personel harcamalarını karşılamak amacıyla yeniden tahsis etmek üzere Kongre'den yetki talep ediyor. Bu büyük ölçekli bütçe aktarımı, özellikle uçak tedariki ve uzay fırlatma programlarında aksamalara yol açabilir. Savunma Bakanlığı'nın sunduğu rapora göre, personel maliyetlerindeki artışın başlıca nedenleri arasında daha yüksek maaş artış oranları, artan sağlık sigortası maliyetleri ve hesaplanandan fazla sayıda aktif personelin sisteme dahil olması yer alıyor. Hava Kuvvetleri bütçe yetkilileri, bu durumun tüm planları yeniden gözden geçirmeyi gerektirdiğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Bütçe Sıkışıklığı ve Öncelikler
ABD Hava Kuvvetleri ve Uzay Kuvvetleri, 2025 mali yılı bütçe talebinde toplam 217 milyar dolar talep etmişti. Ancak personel giderleri, enflasyon ve iş gücü piyasasındaki baskılar nedeniyle beklenenin üzerinde arttı. Hava Kuvvetleri Sekreteri Frank Kendall, Kongre'ye gönderdiği mektupta, "Personelimizin refahı ve muharebe hazırlığı bizim için en öncelikli konudur," ifadelerini kullanırken, bu zorunlu aktarımın diğer kritik programları nasıl etkileyeceği konusunda uyarılarda bulundu. Etkilenmesi beklenen programlar arasında F-35 Joint Strike Fighter alımı, B-21 Raider bombardıman uçağı tedariki ve Uzay Fırlatma Sistemi (SLS) kapsamındaki görevler yer alıyor. Pentagon yetkilileri, bu aktarımın ulusal güvenlik açısından uzun vadeli riskler oluşturabileceğini kabul ediyor.
Uzmanlar, personel maliyetlerindeki bu artışın sadece Hava Kuvvetleri'ne özgü olmadığını, tüm ABD ordusunda benzer eğilimler görüldüğünü vurguluyor. Ancak Hava Kuvvetleri ve Uzay Kuvvetleri, teknoloji yoğun yapıları nedeniyle personel harcamalarına daha duyarlı. 2024'te kabul edilen yeni savunma bütçesi yasası, maaş artışlarına %5,2'lik bir tavan getirmişti; ancak bu oran bile artan enflasyon karşısında yetersiz kaldı. Kongre'nin talep edilen aktarımı onaylayıp onaylamayacağı ise belirsizliğini koruyor. Bazı milletvekilleri, savunma bütçesinin genelinde kesinti yapılması gerektiğini savunurken, diğerleri personel ihtiyaçlarının karşılanmasının öncelikli olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Savunma Harcamalarında Değişen Dengeler
Bu bütçe aktarımı, küresel ölçekte savunma harcama önceliklerinin yeniden şekillendiği bir döneme denk geliyor. ABD'nin Asya-Pasifik'te Çin'e karşı caydırıcılık stratejisi ve Avrupa'da Ukrayna savaşı nedeniyle artan NATO sorumlulukları, bütçe üzerinde ek baskı oluşturuyor. Uçak tedariki ve uzay fırlatma programlarındaki gecikmeler, müttefik ülkelerin savunma planlarını da etkileyebilir. Örneğin, F-35'in uluslararası ortakları arasında Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler var; ancak Türkiye'nin bu programa katılımı geçmişte bazı sorunlar yaşamıştı. Uzay fırlatma kapasitesindeki aksamalar ise casus uydu ve iletişim projelerini geride bırakabilir.
Rusya ve Çin, ABD savunma bütçesindeki bu tür sıkıntıları yakından takip ediyor. Özellikle Çin'in hipersonik silahlar ve uzay tabanlı sistemler konusundaki yatırımları, ABD'nin bu alandaki potansiyel zafiyetini önemli kılıyor. Uzay Kuvvetleri Başkanı General Chance Saltzman, "Uzaydaki üstünlüğümüzü korumak için sürekli yatırım yapmalıyız; aksi takdirde rakiplerimiz karşısında dezavantajlı duruma düşeriz," uyarısında bulundu. Ancak mevcut bütçe kısıtlamaları, bu hedefi zora sokuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Hava Kuvvetleri'nin bütçe sıkışıklığı, Türkiye'nin savunma tedarik süreçlerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, F-35 programından çıkarılmasının ardından kendi milli muharip uçağı KAAN'ı geliştirirken, ABD'den F-16 modernizasyon kitleri ve yeni savaş uçakları tedarik etmeyi planlıyor. Ancak ABD'deki personel giderleri nedeniyle uçak alım programlarında yaşanacak gecikmeler, Türkiye'ye yönelik F-16 tedarik sürecini de yavaşlatabilir. Ayrıca, bu durum NATO içindeki yük paylaşımı tartışmalarını yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, savunma harcamalarını GSYİH'sının %2'sinin üzerinde tutarak NATO yükümlülüklerini yerine getirirken, ABD'nin iç bütçe sorunları ittifakın caydırıcılık kapasitesini zayıflatabilir. Küresel ölçekte ise, bu tür bütçe krizleri ABD'nin askeri üstünlüğünü sorgulatan bir trendin parçası olarak değerlendirilebilir.