Bangladeş'te geçen ay askeri bir darbeyle devrilen eski Başbakan Şeyh Hasina, Aralık ayında ülkeye dönerek parti yoldaşlarıyla birlikte yetkililere teslim olmayı planladığını duyurdu. 77 yaşındaki Hasina, sürgünde bulunduğu Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'den yaptığı açıklamada, "Parti liderlerim ve çalışanlarımız muazzam bir baskı altında. Eğer ölüm gelecekse, ebeveynlerimin gömülü olduğu, kanlarının döküldüğü kendi topraklarımda gelsin" ifadelerini kullandı. Hasina, ülkesindeki mevcut durumu 'devlet terörü' olarak nitelendirerek, Awami Ligi üyelerinin kitlesel tutuklamalar ve işkencelere maruz kaldığını öne sürdü.
Gelişmenin arka planı: Darbeden sürgüne
Bangladeş'te 5 Ağustos 2024'te ordu, yolsuzluk ve otoriter yönetim suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Hasina'yı devirerek ülke yönetimine el koymuştu. Darbe sırasında Hasina, helikopterle komşu Hindistan'a kaçmış ve o zamandan beri Yeni Delhi'de sürgünde yaşıyordu. Askeri cunta, Hasina ve üst düzey parti yetkilileri hakkında 'insanlığa karşı suçlar' ve 'ekonomik soygun' iddialarıyla soruşturma başlatmıştı.
Şeyh Hasina, 2009'dan beri kesintisiz olarak başbakanlık yapmış, ülkeyi demir yumrukla yönetmekle eleştirilmişti. Onun döneminde muhalefet, medya ve sivil toplum üzerinde ciddi baskılar uygulanmış; 2024 Ocak ayındaki tartışmalı seçimlerin ardından ülkede protestolar patlak vermişti. Hasina'nın istifasını isteyen gösteriler, askerin yönetime el koymasıyla sonuçlanmıştı.
Hasina, son açıklamasında dönüş tarihi olarak Aralık ayının ilk haftasını işaret etti. "Partim Awami Ligi'nin binlerce üyesi hapiste. Onlarla omuz omuza duracağım. Adalete teslim olacağım, ancak bu ülkeyi terk etmeyeceğim" dedi. Bu sözler, Bangladeş'te siyasi krizin yeniden alevlenebileceği yorumlarına yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut: Hindistan ve büyük güçlerin rolü
Bangladeş'teki siyasi istikrarsızlık, Güney Asya'daki güç dengelerini etkiliyor. Hasina'nın Hindistan'da sürgünde olması, Yeni Delhi ile Dakka arasındaki ilişkileri gerdi. Hindistan, Hasina döneminde Bangladeş'le yakın iş birliği yapmış, özellikle ticaret ve sınır güvenliği konularında anlaşmalar imzalamıştı. Ancak askeri cunta, Hindistan'ı darbe sonrası daha mesafeli bir tutum almaya çağırdı.
Çin ise Bangladeş'teki nüfuzunu artırmak için uzun süredir Hasina hükümetine yatırım yapıyordu. Pekin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Bangladeş'te liman ve altyapı projelerine milyarlarca dolar akıtmıştı. Askeri cunta, Çin'e olan borçların yeniden yapılandırılmasını talep ederken, Batılı ülkeler demokrasi ve insan hakları vurgusu yapıyor. ABD, Bangladeş'teki siyasi krizle ilgili endişelerini dile getirdi ve tüm tarafları diyaloğa çağırdı.
Hasina'nın dönüş kararı, uluslararası toplumda farklı tepkilere yol açtı. Birleşmiş Milletler, eski liderin güvenliğinin sağlanması halinde ülkeye dönüşünün bir hak olduğunu ancak sürecin barışçıl olması gerektiğini vurguladı. Askeri cunta ise Hasina hakkında yakalama kararı çıkardığını ve döndüğünde derhal gözaltına alınacağını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangladeş'teki bu gelişme, Türkiye'nin Güney Asya politikası açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, Bangladeş'le ikili ticaretini son yıllarda artırmış, özellikle tekstil ve savunma sanayisi alanında iş birliğini derinleştirmişti. Siyasi istikrarsızlık, bu ticari bağları olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Bangladeş'teki Müslüman nüfusun büyüklüğü ve Myanmar'daki Rohingya Müslümanlarına ev sahipliği yapması, Türkiye'nin insani yardım ve diplomatik çabaları için önemli bir ülke konumunda. Türkiye, Bangladeş'teki krizin barışçıl çözümü için arabuluculuk rolü oynayabilir ve her iki tarafla da diyaloğunu sürdürmelidir. Ayrıca, siyasi istikrarsızlığın bölgeye yayılması, Türkiye'nin Hint Okyanusu'ndaki deniz güvenliği çıkarlarını da ilgilendiriyor.