Hamas, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yıkım faaliyetlerini yoğunlaştırdığı uyarısında bulundu. Örgüt, özellikle Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil bölgesinde onlarca konut ve ticari yapıyı kapsayan yeni yıkım bildirimlerinin ardından yazılı bir açıklama yaptı. Salı günü yayımlanan açıklamada Hamas, İsrail’in Filistin halkının varlığını hedef alan sistematik bir yıkım politikası izlediğini belirtti. Açıklamada, söz konusu yıkımların uluslararası hukuka aykırı olduğu ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiği vurgulandı.
Yıkım Bildirimleri ve Bölgedeki Durum
El-Halil’deki yıkım bildirimleri, İsrail sivil yönetimine bağlı birimler tarafından dağıtıldı. Bildirimlerde, yapıların izinsiz inşa edildiği gerekçesiyle yıkılacağı belirtiliyor. Ancak Filistinli yetkililer ve insan hakları örgütleri, İsrail’in Filistinlilere inşaat izni verme konusunda sistematik bir ayrımcılık yaptığını ve bu nedenle birçok yapının yasal dayanağının bulunmadığını iddia ediyor. Bölgede yaşayan aileler, yıkım kararlarının ardından evlerini terk etmek zorunda kalabileceklerini, bunun da insani bir krize yol açacağını söylüyor. Hamas’ın uyarısı, İsrail’in Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri genişletme politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
El-Halil, Batı Şeria’nın en büyük şehirlerinden biri olup, İsrail’in yasa dışı yerleşimleri ve askeri kontrol noktalarıyla sık sık gündeme geliyor. Bölge, 1997 Hebron Protokolü ile iki bölgeye ayrılmış durumda: H1 ve H2. H2 bölgesi, İsrail askeri kontrolü altında ve burada yaklaşık 30 bin Filistinli ile birkaç yüz Yahudi yerleşimci bir arada yaşıyor. Yıkım bildirimlerinin özellikle H2 bölgesinde yoğunlaştığı belirtiliyor. İsrail insan hakları örgütü B’Tselem’e göre, 2023 yılında Batı Şeria’da 900’den fazla yapı yıkıldı ve bu yıkımlar nedeniyle binlerce Filistinli evsiz kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hamas’ın bu açıklaması, İsrail-Filistin çatışmasının tırmanma potansiyelini bir kez daha gündeme getiriyor. Özellikle Gazze’de devam eden savaş ve Batı Şeria’daki baskılar, bölgesel istikrarsızlığı artırıyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve bazı insan hakları örgütleri, İsrail’in yerleşim politikasını ve yıkımlarını uluslararası hukuka aykırı buluyor. Ancak ABD, İsrail’in güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bu tür eleştirilere sınırlı bir destek veriyor. Hamas’ın uyarısı, ayrıca İsrail ile normalleşme sürecindeki bazı Arap ülkelerinde de tepkiyle karşılanıyor. Suudi Arabistan ve Ürdün gibi ülkeler, iki devletli çözümün altını çizerek İsrail’i uluslararası hukuka uymaya çağırıyor. Bu gelişmeler, bölgede yeni bir diplomatik hareketliliğe yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır desteklemekte ve İsrail’in işgal politikalarını eleştirmektedir. Batı Şeria’daki yıkımlar, Türkiye’nin Filistin yönetimi ile ilişkilerini ve bölgesel politikasını etkileyebilir. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistin’e destek vermeye devam ediyor. Ayrıca, bu tür yıkımlar Türk kamuoyunda da tepki çekiyor ve Ankara’nın daha aktif bir diplomasi yürütmesini gerektirebilir. Ekonomik olarak ise, doğrudan bir etkisi olmasa da, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye’nin ticari çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir.