Hamas, Gazze Şeridi'ndeki sivil yönetim organını feshetme kararı aldığını duyurdu. Ancak bu açıklama, örgütün iktidarı tamamen terk etme niyetinde olup olmadığı konusunda uluslararası toplumda ciddi şüpheler uyandırdı. Zira duyuruda, Hamas'ın askeri kanadına veya elindeki silahlara ilişkin herhangi bir taahhüt yer almadı.
Açıklamanın Detayları ve Şüpheyle Karşılanması
Hamas'ın Gazze'deki siyasi ofisinden yapılan yazılı açıklamada, sözde sivil yönetim biriminin feshedildiği ve tüm sivil hizmetlerin Filistin Yönetimi'ne devredileceği belirtildi. Ancak bu hamle, örgütün onlarca savaş uçağı, roketatarlar ve binlerce silahlı militanı kapsayan askeri kapasitesine dair hiçbir ipucu içermiyor. Analistler, bu durumu "silahlı güçten vazgeçmeden sivil yönetimin feshedilmesi" olarak yorumluyor ve bunun, Hamas'ın uluslararası baskıyı hafifletmek için bir anlık girişim olduğunu savunuyor.
Geçmişte de benzer adımlar atan Hamas, 2017'deki son fesih girişiminde de başarısız olmuştu. O dönemde Mısır arabuluculuğuyla varılan anlaşma kapsamında Hamas'ın sivil yönetimi fiilen kontrol etmeye devam etmesi, Filistin Yönetimi'nin Gazze'ye tam hakim olamamasına yol açmıştı. Şimdi ise aynı senaryonun tekrarlanmasından endişe ediliyor.
Bölgesel kaynaklar, Hamas'ın bu adımının İsrail ve ABD'yle yapılan gizli müzakerelerin bir parçası olabileceğini belirtiyor. Özellikle Katar ve Mısır'ın arabuluculuğunda devam eden süreçte, Hamas'ın sivil ve askeri kanatları arasında bir ayrışma sinyali verilmeye çalışıldığı ifade ediliyor. Ancak İsrailli yetkililer, Hamas'ın silah bırakmadığı sürece hiçbir güven vermediğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hamas'ın bu hamlesi, sadece Filistin iç siyasetini değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyebilecek potansiyele sahip. Filistin Yönetimi'nin zaten zayıf olan otoritesi, böylesi bir fesih girişimiyle daha da sorgulanır hale geldi. Mahmud Abbas yönetimindeki Filistin Yönetimi, Gazze'yi tam olarak kontrol edememiş olsa da, bu adım en azından uluslararası toplum nezdinde Hamas'ı yükten kurtarma girişimi olarak görülebilir.
Öte yandan İsrail, Hamas'ın sivil yönetim birimini feshetmesini "ciddiye almaya değmez" olarak nitelendirdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Hamas'ın sivil kanadı, askeri kanadının arka avlusudur. Silahlarını bırakmadığı sürece, bu tip açıklamalar manasız aldatmacalardan ibarettir" dedi. ABD ise bu girişimi "olumlu ama yetersiz" olarak değerlendirerek, Hamas'ın tamamen silahsızlandırılması gerektiğini yineledi.
Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabaları ise kilit bir noktada duruyor. Hamas ile İsrail arasında sürekli gerginlik, Gazze'deki insani krizi derinleştirirken, taraflar arasındaki müzakerelerde ilerleme kaydedilemiyor. Hamas'ın sivil yönetimi bırakması, eğer samimiyse, Filistin Yönetimi'nin yeniden yapılanma fonlarına erişimini sağlayarak Gazze'de yaşamı iyileştirebilir. Ancak bu sürecin pratikte işleyip işlemeyeceği belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek ve Hamas'la kurduğu pragmatik ilişkilerle bölgede önemli bir aktör konumunda. Hamas'ın sivil yönetim birimini feshetmesi, eğer silah bırakmayışıyla tamamlanırsa, Ankara'nın denge politikasını zorlayabilir. Türkiye, bir yandan Filistin Yönetimi'yle ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan Hamas'ı terör örgütü olarak gören Batılı müttefikleriyle arasında ince bir çizgide yürüyor. Bu gelişme, Türk dış politikası için Hamas'ın uluslararası meşruiyet arayışında bir fırsat olabilir; ancak örgütün silah bırakmaması, Ankara'nın elini zayıflatabilir. Sonuç olarak, Türkiye'nin bu süreçte arabuluculuk yapma potansiyeli bulunsa da, Hamas'ın net bir taahhüt vermemesi durumunda çıkmaza girme riski yüksek.