Hamas, İsrail'in Mescid-i Aksa ve çevresine yönelik son dönemdeki uygulamalarının, kutsal alan üzerinde 'tam kontrol' sağlamaya zemin hazırladığını öne sürdü. Örgütün yaptığı yazılı açıklamada, İsrail polisinin ve yerleşimci grupların provokasyonlarının arttığı, bunun da alanın statükosunu hedef aldığı belirtildi. Orta Doğu haber sitesi Middle East Eye'ın aktardığına göre Hamas, uluslararası toplumu ve İslam dünyasını, Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik artan İsrail ihlallerine karşı harekete geçmeye çağırdı.
Gerginliğin arka planı
Mescid-i Aksa, Müslümanlar için kutsal kabul edilen üçüncü en önemli mekân olarak biliniyor. İsrail'in 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal etmesinin ardından, caminin bulunduğu Harem-i Şerif bölgesinin yönetimi Ürdün'e bağlı Vakıflar İdaresi'ne bırakılmıştı. Ancak yıllar içinde İsrail polisinin alana müdahalesi, yerleşimci ziyaretlerinin artması ve ibadet özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar, statükonun fiilen değiştiği eleştirilerine yol açtı. Hamas'ın son açıklaması, bu değişimin sistemli bir stratejiye dönüştüğü iddiasını yineliyor.
Özellikle Yahudi bayramları dönemlerinde yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya gruplar halinde girmesi, Filistinliler ve İslam dünyası tarafından provokasyon olarak nitelendiriliyor. İsrail makamları ise söz konusu ziyaretlerin 'statükoya uygun' olduğunu savunuyor. Buna karşın Hamas, söz konusu ziyaretlerin hacmini ve zamanlamasını, İsrail'in alan üzerindeki egemenliğini pekiştirme çabası olarak yorumluyor. Örgüt, ayrıca İsrail'in alandaki kazı çalışmaları ve fiziki müdahalelerine dikkat çekerek, bunların caminin yapısal bütünlüğünü tehdit ettiğini ileri sürüyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Mescid-i Aksa'daki her gerilim artışı, yalnızca İsrail-Filistin çatışmasını değil, tüm Orta Doğu'yu etkiliyor. Hamas'ın açıklaması, İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarının ardından ateşkes müzakerelerinin kırılgan olduğu bir dönemde geldi. Kudüs'teki tansiyon, bölgesel aktörlerin pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ürdün, Mescid-i Aksa'nın statükosunun korunması konusunda tarihsel olarak hassas bir tutum sergiliyor ve İsrail'in tek taraflı adımlarını uluslararası platformlarda sık sık gündeme getiriyor.
Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ise son yıllarda İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde Kudüs meselesini dikkatle yönetmeye çalışıyor. Hamas'ın açıklaması, bu ülkelerin kamuoylarında var olan hassasiyeti yeniden canlandırabilir ve normalleşme adımlarını yavaşlatabilir. Öte yandan ABD yönetimi, İsrail'in güvenlik endişelerini tanırken, kutsal mekanların statükosunun korunması çağrısını yineliyor. Ancak Washington'ın İsrail'e verdiği koşulsuz desteğin, sahada caydırıcılık oluşturmadığı yönünde eleştiriler artıyor.
Uluslararası kuruluşlar, Mescid-i Aksa çevresindeki gerilimin tırmanmasının yeni bir Filistin intifadasına veya bölgesel bir çatışmaya yol açabilecei uyarısında bulunuyor. Hamas'ın çağrısı, Filistin halkını ve destekçilerini harekete geçirmeyi amaçlarken, İsrail'in olası sert müdahalesi döngüyü daha da kızıştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Mescid-i Aksa'nın statükosunun korunmasını ve Kudüs'ün uluslararası hukuka uygun statüsünü savunuyor. Hamas'ın açıklaması, Türkiye'nin bölgedeki hassasiyetini yeniden gündeme getiriyor. Ankara, İsrail'in provokatif adımlarını kınayarak İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda harekete geçilmesi çağrısında bulunabilir. Öte yandan Türkiye, Gazze'deki insani krizin çözümü için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Kudüs'teki tırmanma, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar vizyonunu doğrudan etkiliyor; ayrıca Türk kamuoyunda Filistin davasına verilen güçlü destek, hükümetin politika alanını şekillendiriyor.