Hamas'ın üst düzey müzakerecisi Halil el-Hayye, hareketin ancak İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesi ve mevcut ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi halinde silahsızlanmayı kabul edebileceğini açıkladı. El-Hayye, Katar'ın başkenti Doha'da yaptığı açıklamada, silahsızlanmanın işgalin sona ermesi ve Filistin halkının haklarının güvence altına alınması gibi daha geniş bir siyasi çözümün parçası olduğunu vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı: Müzakere Sürecinde Kilit Kriter
Hamas'ın bu açıklaması, Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesi için yürütülen müzakereler öncesinde geldi. Ocak ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşaması, rehine takası ve insani yardımın girişini içeriyordu. Ancak İsrail, Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ederken; Hamas, bunun ancak İsrail işgalini sona erdirmesi ve Filistin devletinin kurulmasına yönelik somut adımlar atması koşuluyla mümkün olacağını savunuyor. El-Hayye, “Silahlarımız, işgal sürdüğü sürece meşru direniş hakkımızın bir parçasıdır. İsrail'in Gazze'den çekilmesi ve anlaşma şartlarına uyması, her türlü silahsızlanma tartışmasının ön şartıdır” dedi.
Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin müzakerelerde, İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesi, kalıcı ateşkesin sağlanması ve Filistinli mahkumların serbest bırakılması gibi konular masada. Hamas, İsrail'in anlaşmanın ilk aşamasındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Gazze'nin kuzeyine bazı askeri güçlerini konuşlandırdığını ve insani yardım girişini engellediğini öne sürüyor. Bu nedenle Hamas, ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail'in tüm taahhütlerini yerine getirmesini talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Orta Doğu'da Denge Arayışı
Hamas'ın açıklaması, bölgesel ve küresel aktörlerin gözünün Gazze'de olduğu bir dönemde geldi. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabaları sürerken, ABD ve Avrupa Birliği de taraflara kalıcı bir çözüm için baskı yapıyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'ın silahsızlandırılmadığı bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini yinelerken; Hamas, silahlı kanadını korumakta ısrar ediyor.
Uzmanlar, bu kilit noktanın aşılamaması durumunda ateşkesin çökme riski taşıdığını ve Gazze'de yeniden çatışmaların başlayabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Hamas'ın silahsızlanmayı reddetmesi, Filistin topraklarının gelecekteki yönetimi konusunda da belirsizlik yaratıyor. Filistin Yönetimi'nin Gazze'de yeniden kontrol kurması beklenirken, Hamas'ın askeri varlığı bu planı sekteye uğratabilir.
Bölgesel olarak, İran'ın Hamas'a verdiği destek, İsrail ve ABD'yi endişelendiriyor. İsrail, Hamas'ın İran'dan aldığı askeri yardımlarla güçlendiğini iddia ediyor. Bu durum, Orta Doğu'daki dengeleri etkiliyor ve tansiyonu yüksek tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde Hamas ile diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Ankara, Gazze'deki insani krizin çözümü ve kalıcı ateşkesin sağlanması için arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor. Ancak bu açıklama, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını zorlayabilir. Türkiye, Hamas'ın silahsızlanması konusunda İsrail'in çekilmesi koşulunu destekleyen bir tutum sergilerken, Batılı müttefiklerinin İsrail'e verdiği desteği de göz önünde bulundurmak zorunda. Gazze'de kalıcı barışın sağlanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projeleri ve bölgesel nüfuzu açısından kritik öneme sahip. Bu nedenle Ankara'nın, hem Hamas hem de İsrail ile diyaloğu sürdürerek çözüm sürecinde aktif rol alması bekleniyor. Aksi takdirde, bölgedeki çatışmanın tırmanması Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da olumsuz etkileyebilir.