ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump yönetiminin 2019 yılında aldığı, Haiti vatandaşlarına yönelik Geçici Koruma Statüsü'nü (TPS) sonlandırma kararını onayladı. Bu karar, yaklaşık 50 bin Haitilinin sınır dışı edilme sürecini başlatma potansiyeli taşıyor. Mahkeme, TPS statüsünün sonlandırılmasına ilişkin federal hükümetin yetkisini tanırken, ülkenin şu anki güvenlik durumu dünyanın en tehlikeli ülkeleri arasında gösteriliyor. Haiti, çete şiddeti, siyasi istikrarsızlık ve doğal afetlerin yaralarını sarmaya çalışırken, bu karar binlerce kişi için hayati tehlike anlamına geliyor.
Gelişmenin Arka Planı: TPS ve Haiti'nin Kırılganlığı
Geçici Koruma Statüsü (TPS), ABD'nin ülkelerindeki çatışma, doğal afet veya olağanüstü durumlar nedeniyle geçici olarak koruma sağladığı bir göçmenlik statüsüdür. Haiti, 2010 yılındaki yıkıcı depremin ardından TPS kapsamına alınmış, daha sonra çeşitli nedenlerle bu statü yenilenmişti. 2018'de Trump yönetimi, Haiti'nin artık bu korumaya ihtiyaç duymadığını iddia ederek TPS'yi sonlandırma kararı aldı. Ancak bu karar, federal mahkemelerde Haitili göçmenler ve sivil toplum kuruluşları tarafından defalarca dava edildi. Yüksek Mahkeme'nin 7-2 oyla verdiği karar, TPS'nin sonlandırılmasının yasal olduğunu teyit ederken, sınır dışı işlemlerinin önünü açıyor.
Haiti, son yıllarda şiddet olaylarında büyük bir artış yaşıyor. Ülkede faaliyet gösteren silahlı çeteler, başkent Port-au-Prince'in büyük bölümünü kontrol altına almış durumda. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında Haiti'de 8 binin üzerinde kişi çete şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti, yaralanan veya kaçırılanların sayısı ise bunun katbekat üzerinde. Siyasi kriz, devlet kurumlarının çöküşü ve ekonomik zorluklar, ülkeyi insani bir felaketin eşiğine getirdi. Bu koşullar altında ABD'nin sınır dışı kararı, uluslararası toplumda büyük tepki topladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Göç Krizi ve Uluslararası Hukuk
Yüksek Mahkeme'nin kararı, yalnızca ABD-Haiti ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel göç politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Karar, diğer ülkeler için de bir emsal teşkil edebilir; özellikle Orta Amerika ve Karayipler'den gelen göçmenlere yönelik politikaların sıkılaşmasına yol açabilir. Haiti'ye yönelik olası sınır dışı uçuşları, insan hakları örgütleri tarafından 'geri göndermeme' ilkesinin ihlali olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Haiti'deki durumun sivil halk için hayati tehlike oluşturduğunu ve sınır dışıların durdurulması çağrısında bulunuyor.
Karar, ayrıca ABD iç siyasetinde de tartışmalara neden oldu. Demokratlar ve göçmen hakları savunucuları, kararı 'insanlık dışı' olarak nitelendirirken, Cumhuriyetçiler ve Trump yanlıları ise yasaların uygulanması gerektiğini savunuyor. Başkan Joe Biden yönetimi, bir yandan TPS kararını uygulamak zorunda kalırken, diğer yandan Haiti'deki krizi çözmek için uluslararası çabalara destek veriyor. Ancak Haiti'ye yönelik çok uluslu bir güvenlik misyonunun hayata geçirilmesi bile ülkedeki şiddeti durdurmaya yetmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Haiti'deki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika ve Latin Amerika'ya yönelik dış politikası açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Karayipler bölgesinde diplomatik ve ticari ilişkilerini güçlendirirken, Haiti gibi kırılgan devletlerdeki istikrarsızlık, bölgesel güvenliği tehdit edebilir. Ayrıca, ABD'nin göç politikalarındaki bu tür değişiklikler, düzensiz göç hareketlerini etkileyerek Türkiye'nin de dahil olduğu küresel göç yönetişimini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin, Haiti'deki insani krize karşı uluslararası toplumla koordineli bir şekilde hareket etmesi, hem insan hakları hem de bölgesel istikrar açısından önem arz ediyor.