Gürcistan, NATO'nun önümüzdeki haftalarda Türkiye'de düzenlenecek olan zirvesine davet edilmedi. Bu durum, ittifakın en yakın ortaklarından birinin ilk kez resmi gündemin dışında bırakılması anlamına geliyor. Tiflis yönetimi, kararı 'uluslararası izolasyon' olarak nitelendirirken, muhalefet ve Batılı diplomatlar, Gürcistan'ın demokratik gerilemesinin bu dışlanmada etkili olduğunu savunuyor. Zirve, 11-12 Temmuz'da Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta yapılacak; ancak ev sahibi ülke değişikliği söz konusu değil. Aslında zirve Litvanya'da gerçekleşecek; Türkiye ise 2022 Madrid Zirvesi'ne ev sahipliği yapmıştı. Haberin kaynağındaki 'Türkiye' ifadesi muhtemelen bir karışıklıktan kaynaklanmıştır. Gürcistan'ın davet edilmemesi, ülkenin NATO üyelik yolunda ciddi bir engel olarak yorumlanıyor. İttifak yetkilileri, Gürcistan'ın reform sürecindeki yavaşlamaya dikkat çekerken, Rusya'ya yakınlaşma adımları da eleştiriliyor. Tiflis ise bu kararın 'haksız' olduğunu belirterek, Batı ile ilişkilerini sorgulamaya başladı.
Gelişmenin Arka Planı: Gürcistan'ın NATO ile İlişkileri
Gürcistan, 2008'deki Rusya-Gürcistan savaşının ardından NATO'ya üyelik hedefini resmileştirmiş, 2014'te imzalanan Substantial NATO-Georgia Package (SNGP) ile iş birliğini derinleştirmişti. Ancak son yıllarda ülkede demokratik standartların gerilediği, yargı bağımsızlığının zayıfladığı ve medya üzerindeki baskının arttığı yönünde eleştiriler yükseliyor. İktidardaki Gürcü Hayali Partisi, Rusya'ya karşı daha pragmatik bir tutum sergilerken, Batı yanlısı muhalefet ise ülkenin Avrupa-Atlantik rotasından saptığını iddia ediyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, zirve öncesi yaptığı açıklamada, Gürcistan'ın davet edilmemesinin 'geçici' olduğunu ve üyelik sürecinin devam ettiğini vurgulasa da, bu kararın sembolik olarak ağır olduğu belirtiliyor. Zirveye davet edilmeyen diğer ortak ülkeler arasında Bosna-Hersek, İsveç (üyelik onayı bekleyen) ve Ukrayna (özel statü ile) yer alırken, Gürcistan'ın bu listede olmaması dikkat çekiyor. Gürcistan Dışişleri Bakanlığı, kararı 'hayal kırıklığı' olarak nitelendirirken, 'NATO'nun Güney Kafkasya'daki güvenlik mimarisinde önemli bir boşluk oluştuğunu' öne sürdü.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kafkasya'da Güç Dengeleri
Gürcistan'ın NATO zirvesinden dışlanması, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgedeki güç dengelerini de etkileyebilir. Rusya, Gürcistan'ın NATO üyeliğine her zaman karşı çıkmış ve 2008'deki müdahalesiyle ülkenin toprak bütünlüğünü fiilen bölmüştü (Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanıması). Tiflis'in Batı'dan uzaklaşması, Moskova'nın Kafkasya'daki nüfuzunu artırmasına zemin hazırlayabilir. Öte yandan, ABD ve AB, Gürcistan'ın reform sürecine dönmesi için baskı yaparken, Çin'in bölgedeki ekonomik yatırımları da dikkat çekiyor. İran ise enerji koridorları açısından Gürcistan'ı önemli bir transit ülke olarak görüyor. Zirve kararı, Gürcistan'ın Batı ile entegrasyon sürecinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir. Uzmanlar, Tiflis'in önümüzdeki aylarda ya demokratik reformlara hız vereceğini ya da Rusya ile daha yakın ilişkiler kurarak 'Finlandiyalaşma' yoluna gireceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gürcistan, Türkiye için stratejik bir komşu ve enerji koridorları (Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı) açısından kritik öneme sahiptir. NATO'nun Gürcistan'ı dışlaması, Türkiye'nin Kafkasya politikasını doğrudan etkileyebilir. Ankara, Tiflis ile iyi ilişkilerini sürdürmekle birlikte, Rusya ile denge politikası izlemektedir. Gürcistan'ın Batı'dan uzaklaşması, Türkiye'nin bölgede yalnız kalmasına ve Rusya'nın nüfuzunun artmasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi açısından Gürcistan üzerinden geçen hatların güvenliği hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle Ankara, Tiflis'in NATO ile bağlarını koruması için arabuluculuk yapabilir veya ikili ilişkilerini güçlendirebilir. Karar, Türk dış politikası için bir uyarı niteliği taşımaktadır.