Küresel piyasalarda geçen haftanın son işlem gününde Nasdaq endeksinde yaşanan sert düşüş, Asya borsalarını haftanın ilk işlem gününde derin bir satış dalgasına sürükledi. Güney Kore'de teknoloji hisselerinde yaşanan çöküş, bölge genelinde endekslerin yüzde 2 ila 4 arasında değer kaybetmesine neden oldu. Yatırımcılar, ABD'de artan faiz oranları ve teknoloji şirketlerinin zayıflayan kârlılık beklentileri karşısında risk iştahını önemli ölçüde azalttı.
Gelişmenin arka planı: Nasdaq'dan gelen şok dalgası
New York borsasında Cuma günü kapanışta Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 3,5 oranında değer kaybederek son üç ayın en büyük günlük düşüşünü kaydetti. Bu düşüşün ana tetikleyicisi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarını beklenenden daha uzun süre yüksek tutabileceği sinyali veren agresif söylemleri oldu. Fed Başkanı Jerome Powell'ın enflasyonla mücadelede henüz zafer kazanılmadığına dair açıklamaları, piyasalardaki iyimser havanın dağılmasına yol açtı.
Teknoloji hisselerindeki satışlar özellikle yapay zeka ve yarı iletken sektörlerinde yoğunlaştı. Nvidia, AMD ve Intel gibi büyük oyuncuların hisseleri yüzde 5 ila 8 arasında gerilerken, bu durum Asya'daki benzer şirketler için de domino etkisi yarattı. Güney Kore'nin en büyük şirketi Samsung Electronics, yüzde 6,2 değer kaybederek 2020'den bu yana en kötü günlük performansını sergiledi. SK Hynix ve LG Electronics de benzer oranlarda düşüş kaydetti.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya'da satış dalgası yayılıyor
Güney Kore'nin ardından Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 3,1 düşüşle 38.500 seviyesine geriledi. Japonya'nın önde gelen teknoloji şirketleri Tokyo Electron ve SoftBank Group sırasıyla yüzde 4,5 ve yüzde 5,8 değer kaybetti. Çin'de Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 2,3, Hong Kong'da Hang Seng Endeksi ise yüzde 3,2 geriledi. Tayvan'da TSMC'nin hisseleri yüzde 4,7 düşüşle piyasaya damgasını vurdu.
Analistler, bu satış dalgasının sadece teknik bir düzeltme olmadığını, küresel ekonomik büyümeye ilişkin derin endişeleri yansıttığını belirtiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) geçen hafta yayımladığı raporda, küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, ticaret savaşlarının yeniden alevlenme riskine dikkat çekmişti. ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabeti ve yarı iletken ihracat kısıtlamaları, sektör üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Güney Kore'de hükümet, piyasalardaki çalkantıya karşı acil önlemler almak üzere bir kriz masası kurdu. Maliye Bakanı Choi Sang-mok, piyasa istikrarını sağlamak için gerekirse müdahale edeceklerini açıkladı. Ancak uzmanlar, küresel sermaye akışlarının yön değiştirmesi halinde bu tür önlemlerin sınırlı kalabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gelişmiş ülke piyasalarındaki bu tür bir satış dalgası, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını olumsuz etkileyebilir. Türkiye gibi yüksek döviz kuru ve enflasyon baskısı altındaki ekonomilerde, yabancı yatırımcıların risk iştahının azalması, Borsa İstanbul'da da dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca, küresel faiz oranlarının yüksek kalması, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ancak Türkiye'nin teknoloji hisselerine doğrudan maruziyeti sınırlı olduğu için, bu gelişme doğrudan bir kriz yaratmaktan ziyade, kırılganlıkları artırıcı bir unsur olarak değerlendirilmelidir.