Küresel yatırım bankası Macquarie'nin döviz ve faiz stratejisti Thierry Wizman, Federal Rezerv'in (Fed) bu yıl içinde faiz artırma ihtimalini değerlendirdi. Wizman, Aralık ayının faiz artışı için yanlış bir zaman olmadığını ifade ederek, yeni Ekonomik Projeksiyon Özeti'nin (SEP) bu karar için zemin hazırlayabileceğini söyledi. Bu açıklamalar, piyasalarda Fed'in para politikasına ilişkin beklentileri yeniden şekillendirirken, ABD ekonomisinin gidişatına dair önemli sinyaller veriyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Fed'in Durumu
Federal Rezerv, 2022 ve 2023 yıllarında enflasyonla mücadele etmek amacıyla agresif bir faiz artırım döngüsü uygulamış, faiz oranlarını 2023 ortasında %5.25-5.50 aralığında sabitlemişti. 2024 yılına gelindiğinde ise enflasyon verilerinin beklenenden yapışkan olması, Fed yetkililerinin faiz indirimlerine yönelik iyimserliğini azaltmış durumda. Wizman, Aralık ayında yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz artırımına gidilebileceğini, bu kararın yeni SEP ile birlikte piyasalara daha net bir mesaj vereceğini belirtti.
Thierry Wizman'a göre, ABD ekonomisi hala dirençli bir görünüm sergiliyor ve işgücü piyasası güçlü kalmaya devam ediyor. Ancak enflasyonun hedef olan %2 seviyesine inmesi beklenenden daha uzun sürebilir. Bu da Fed'in mevcut sıkılaştırma politikasını sürdürmesi veya yeniden faiz artırması anlamına gelebilir. Wizman, "Aralık ayı, faiz artışı için yanlış bir zamanlama gibi görünmüyor. Yeni Ekonomik Projeksiyon Özeti, Fed'in tahminlerini güncellemesine ve piyasaları yönlendirmesine olanak tanıyacak" dedi.
Makroekonomik Görünüm ve Piyasa Etkileri
ABD'de açıklanan son enflasyon verileri, yıllık bazda %3 seviyelerinde seyrediyor. Bu oran, Fed'in hedeflediği %2'nin üzerinde olmasına rağmen, enerji fiyatlarındaki düşüş ve tedarik zinciri normalleşmesi nedeniyle bir miktar gerileme görülüyor. Ancak gıda ve hizmet fiyatlarındaki katılık, enflasyonun kalıcı olabileceğine işaret ediyor. Macquarie stratejisti, enflasyonla mücadelenin son aşamasının en zorlu kısım olduğunu ve Fed'in bu noktada aceleci davranmaması gerektiğini vurguluyor.
Faiz artışı beklentisi, küresel piyasalarda dalgalanmalara neden oluyor. Dolar endeksi, bu açıklamaların ardından güçlenirken, gelişmekte olan ülke para birimleri baskı altında kaldı. Özellikle Türk lirası gibi yüksek faizli para birimleri, ABD faizlerinin yükselmesi durumunda daha fazla değer kaybedebilir. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler için sermaye çıkışı riskini artırıyor. Yatırımcılar, Fed'in kararlarını yakından izlerken, Wizman'ın öngörüsü piyasalarda yeni bir sıkılaşma döngüsünün sinyalini veriyor.
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve diğer merkez bankaları da kendi para politikalarını şekillendirirken Fed'in adımlarını dikkate alıyor. Almanya ve Fransa'daki ekonomik yavaşlama, Avrupa'da faiz indirim beklentilerini güçlendiriyor. Ancak Fed'in faiz artırması, Avrupa Merkez Bankası üzerinde de baskı yaratabilir çünkü iki bölge arasındaki faiz farkı, EUR/USD paritesini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in Aralık ayında faiz artırması ihtimali, Türkiye ekonomisi açısından önemli riskler barındırıyor. ABD faizlerinin yükselmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını olumsuz etkileyebilir ve Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasını sürdürürken, Fed'in olası faiz artışı, TL'nin değer kaybını hızlandırabilir ve ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu yukarı çekebilir. Ayrıca, dış ticaret açığının finansmanı ve döviz rezervlerinin korunması açısından da bu gelişme yakından izlenmeli. Türkiye'nin ihracat rekabetçiliği, kur etkisiyle bir nebze iyileşse de, yüksek döviz kuru ve artan dış borçlanma maliyetleri, ekonominin kırılganlığını artırabilir. Bu nedenle, Türk yetkililerin Fed'in adımlarına karşı hazırlıklı olması ve makro ihtiyati politikalarda esneklik sağlaması önem taşıyor.