Güney Kore Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, Mayıs 2026 sonunda Seul'un en önemli askeri edinim hedeflerinden biri olan nükleer enerjili denizaltılar için bir yol haritası açıkladı. Ancak bu yol haritası, bölgesel güvenlik dinamiklerini daha da karmaşıklaştıracak yanlış bir yöne işaret ediyor. Nükleer denizaltı programı, Kuzey Kore'nin nükleer tehdidine karşı caydırıcılığı artırma amacı taşısa da, uzmanlar bunun bölgede silahlanma yarışını tetikleyebileceği ve Kore Yarımadası'ndaki gerilimi tırmandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı: Nükleer denizaltı hedefi ve yol haritası
Güney Kore Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, Geleceğin Savunma Stratejisi Komisyonu'nun ilk toplantısında, nükleer denizaltı programının ana hatlarını çizdi. Programa göre, Güney Kore'nin nükleer denizaltı inşa etmesi için öncelikle ABD ile nükleer enerji anlaşmasının (123 Anlaşması) revize edilmesi gerekiyor. Mevcut anlaşma, Güney Kore'nin uranyum zenginleştirme ve nükleer yakıt yeniden işleme kapasitesini kısıtlıyor. Bakan Ahn, ABD ile yürütülecek müzakerelerin ardından 2030'ların ortasında ilk nükleer denizaltının hizmete girebileceğini belirtti. Bu hedef, Güney Kore'nin denizaltı filosunu modernize etme ve Kuzey Kore'nin gelişen denizaltı tabanlı füze tehdidine karşı koyma stratejisinin bir parçası.
Ancak bu strateji, ciddi teknik, maliyet ve siyasi engellerle karşı karşıya. Nükleer denizaltı inşası, on yıllar süren bir mühendislik deneyimi ve milyarlarca dolarlık yatırım gerektiriyor. Güney Kore'nin şu anki denizaltı üretim kapasitesi konvansiyonel dizel-elektrikli modellerle sınırlı. Ayrıca, nükleer denizaltı işletmesi için eğitimli personel ve altyapı eksikliği bulunuyor. Uzmanlar, bu programın Güney Kore'nin savunma bütçesini aşırı zorlayacağını ve diğer öncelikli savunma projelerini sekteye uğratabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel boyut: Kore Yarımadası ve Asya-Pasifik güvenliği
Güney Kore'nin nükleer denizaltı edinme girişimi, bölgesel güçlerin tepkisine yol açacaktır. Kuzey Kore, bu hamleyi kendi nükleer caydırıcılığını güçlendirmek için bir gerekçe olarak kullanabilir ve daha fazla nükleer deneme veya füze fırlatmasıyla yanıt verebilir. Çin ise Güney Kore'nin nükleer denizaltılarını, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının bir uzantısı olarak görebilir ve kendi deniz kuvvetlerini modernize etme çabalarını hızlandırabilir. Japonya da benzer bir program başlatma baskısı hissedebilir, bu da Doğu Asya'da yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.
ABD'nin tutumu kritik. Washington, nükleer denizaltı konusunda müttefikine destek verirken, nükleer yayılmanın önlenmesi rejimini de korumak istiyor. 123 Anlaşması'nın revizyonu, ABD Kongresi'nde onay gerektirecek ve bu süreçte Güney Kore'nin nükleer enerji alanındaki niyetlerine yönelik endişeler gündeme gelebilir. Bölgesel güç dengesi göz önüne alındığında, nükleer denizaltıların Güney Kore'nin caydırıcılığına katkısı sınırlı olabilir; çünkü Kuzey Kore'yi hedef alan konvansiyonel denizaltılar ve ABD'nin nükleer şemsiyesi zaten mevcut. Asıl risk, bu adımın Kore Yarımadası'nda ve Asya-Pasifik'te istikrarsızlığı artırmasıdır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore'nin nükleer denizaltı programı, Türkiye'nin nükleer enerji ve deniz savunma stratejileri için dolaylı dersler içermektedir. Türkiye, milli denizaltı projesi MİLDEN kapsamında konvansiyonel denizaltı üretimine odaklanırken, nükleer denizaltı seçeneğini değerlendirebilir. Ancak uluslararası nükleer rejimler ve maliyet engelleri nedeniyle bu konuda temkinli ilerlemektedir. Ayrıca, Güney Kore'nin denizaltı programı, Doğu Akdeniz'de dengeleri etkileyebilecek bölgesel bir silahlanma yarışına işaret etmektedir. Türkiye, kendi deniz güvenliği vizyonu çerçevesinde, nükleer enerji teknolojilerine erişim ve yerli savunma sistemleri geliştirme stratejisini sürdürmelidir.