Reuters'ın gerçekleştirdiği anket sonuçlarına göre, Güney Kore Merkez Bankası'nın (BOK) 22 Ekim 2025 tarihinde yapacağı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini değiştirmesi beklenmiyor. Ekonomistler, bankanın mevcut %3,50 seviyesindeki faiz oranını koruyacağını, ancak Kasım ayındaki toplantıda 25 baz puanlık bir artırıma gidebileceğini öngörüyor. Bu beklenti, ülkede süregelen enflasyonist baskılar ve hanehalkı borçluluğundaki artışın yanı sıra küresel ekonomik belirsizliklerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Faiz Kararının Arka Planı
Güney Kore Merkez Bankası, 2023 yılının başından bu yana politika faizini %3,50 seviyesinde sabit tutuyor. Banka, enflasyonu %2 hedefine yaklaştırmak ve finansal istikrarı korumak arasında denge kurmaya çalışıyor. Son dönemde açıklanan veriler, tüketici enflasyonunun %3 civarında seyrettiğini, çekirdek enflasyonun ise %2,5'in üzerinde olduğunu gösteriyor. Bu durum, BOK'un faiz indirimine gitmekte acele etmediğini ortaya koyuyor.
Öte yandan, hanehalkı borcu GSYH'nin %100'ünün üzerinde ve konut fiyatlarındaki artış devam ediyor. Hükümet, konut piyasasını soğutmak için makro ihtiyati tedbirleri sıkılaştırırken, merkez bankası da faiz politikasını bu doğrultuda şekillendiriyor. Ankete katılan ekonomistler, BOK'un Ekim toplantısında faizi sabit tutarak piyasalara net bir sinyal vermekten kaçınacağını, ancak Kasım ayında enflasyonla mücadele için bir artırım yapabileceğini belirtiyor.
Reuters anketine göre, 30 ekonomistin tamamı Ekim toplantısında faizin değişmeyeceğini öngörüyor. Kasım ayı için ise 18 ekonomist 25 baz puanlık artırım bekliyor. Bu beklenti, Güney Kore'nin ihracat performansındaki toparlanma ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne başlamasının ardından, BOK'un bağımsız bir politika izleyebileceği görüşünü yansıtıyor. Ancak bazı uzmanlar, küresel ticaret gerilimleri ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın Güney Kore ekonomisini olumsuz etkileyebileceğini, bunun da faiz artırımını geciktirebileceğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Kore, Asya'nın dördüncü büyük ekonomisi olarak bölgesel finansal istikrar açısından kritik bir konumda. Ülkenin faiz kararları, Asya-Pasifik piyasalarında sermaye akımlarını ve döviz kurlarını etkileyebiliyor. Özellikle Japon yenindeki dalgalanmalar ve Çin'in ekonomik yavaşlaması, Güney Kore'nin para politikasını şekillendiren dış faktörler arasında.
ABD'de Fed'in faiz indirimlerine başlaması, gelişmekte olan piyasalara sermaye girişini teşvik edebilir. Ancak Güney Kore gibi ihracat odaklı ekonomiler, küresel talepteki zayıflıktan olumsuz etkilenebilir. BOK'un faiz artırımı, iç talepüzerindeki enflasyonist baskıları kontrol altına almayı amaçlarken, aynı zamanda wonun değerini destekleyebilir. Bu durum, ihracatçılar için maliyetleri artırabilir, ancak uzun vadede finansal istikrarı güçlendirebilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) gibi kuruluşlar, Güney Kore'nin para politikasında temkinli olmasını öneriyor. IMF, küresel borç seviyelerinin yüksek olduğu bir dönemde, merkez bankalarının faiz artırımlarını dikkatli bir şekilde planlaması gerektiğini vurguluyor. BOK'un Kasım ayında atacağı adım, benzer ekonomiler için de bir gösterge olabilir.
Piyasalar, BOK Başkanı Rhee Chang-yong'un toplantı sonrası yapacağı açıklamalarda, enflasyon görünümü ve faiz patikasına dair ipuçları arayacak. Rhee, son konuşmalarında enflasyonun hedefe yakınsaması için sabırlı olunması gerektiğini belirtmişti. Bu açıklamalar, bankanın faiz indirimleri için henüz erken olduğu sinyalini veriyor. Ancak Kasım ayında bir artırım gelirse, bu BOK'un enflasyonla mücadelede kararlı olduğunu gösterecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore Merkez Bankası'nın faiz kararı, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel sermaye akımları ve gelişmekte olan piyasalar üzerinden dolaylı yansımaları olabilir. Türkiye gibi yüksek enflasyon ve dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için, gelişmiş ekonomilerin para politikaları önem taşıyor. BOK'un faiz artırımı, Asya'da sıkılaşma eğilimini güçlendirerek, küresel risk iştahını azaltabilir ve Türkiye gibi ülkelere sermaye girişini olumsuz etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin kendi para politikası ve ekonomik programı, dış gelişmelerden daha belirleyici. Yine de ihracatçılar için Güney Kore'nin talebi ve wonun değeri, rekabet koşullarını etkileyebilir. Küresel ticaretin yavaşladığı bir dönemde, Güney Kore'nin faiz kararı, Türk ihracatçıları için bir gösterge olarak izlenmeli.