Seul, 22 Haziran (Reuters) – Güney Kore Denizcilik ve Balıkçılık Bakanlığı, iki Güney Kore işletmeciliğindeki geminin, ABD ile İran arasında geçen hafta imzalanan ateşkes mutabakat zaptının (MOU) ardından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yaptığını duyurdu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, gemilerin güvenli bir şekilde geçişlerini tamamladığı ve herhangi bir olumsuz durum yaşanmadığı belirtildi. Bu gelişme, İran’ın bölgedeki deniz trafiğine yönelik tehditlerinin azalabileceğine dair ilk somut işaretlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Güney Kore, dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olarak Hürmüz Boğazı’ndan geçen tanker trafiğine kritik bağımlılığa sahip. Boğaz, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve İran’ın askeri tatbikatları veya gerginlikler sırasında ticari gemilere yönelik tehditleri, sık sık uluslararası deniz güvenliğini tehlikeye atıyor. Reuters’ın haberine göre, söz konusu gemilerin isimleri ve kargo detayları açıklanmazken, geçişin ABD ve İran arasında varılan mutabakatın ardından gerçekleştiği vurgulandı. Mutabakat, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin bir parçası olarak deniz güvenliğini de kapsıyor. Güney Koreli yetkililer, bu gelişmenin bölgesel istikrara katkı sağlayabileceğini ve ticari gemilerin seyrüsefer güvenliğini artırabileceğini ifade etti.
Güney Kore hükümeti, son yıllarda İran’ın tankerlere el koyma tehditlerine karşı donanma unsurlarını bölgeye göndermiş ve uluslararası koalisyonlara katılmıştı. Özellikle 2019’da İran’ın bir Güney Kore tankerine el koymasının ardından Seul, Körfez’de deniz güvenliğini sağlamak için bağımsız operasyonlar başlatmıştı. Bugünkü geçiş, bu bağlamda diplomatik çabaların meyve verdiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, yalnızca Güney Kore için değil, başta Japonya, Çin ve Hindistan olmak üzere Asya’nın enerji ithalatçıları için hayati önem taşıyor. ABD’nin Beşinci Filosu’nun da konuşlu olduğu Bahreyn’deki deniz üssü, boğazın serbest geçişini garanti altına almak için sürekli devriye geziyor. İran ise sık sık boğazı kapatma tehdidinde bulunarak uluslararası topluma karşı bir pazarlık kozu olarak kullanıyor. Mutabakat zaptı, bu tehditlerin azalmasına ve bölgede tansiyonun düşmesine katkıda bulunabilir. Ancak uzmanlar, İran’ın iç siyasi dinamikleri ve ABD ile olan güven sorunu nedeniyle mutabakatın uzun vadeli bir çözüm getirmeyebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri de boğazın güvenliğinde kilit rol oynuyor ve herhangi bir aksama petrol fiyatlarında ani dalgalanmalara yol açabiliyor.
Küresel ölçekte ise bu tür geçişler, deniz ticaretinin kırılganlığını ve diplomasinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Enerji piyasaları, Hürmüz’deki her olumlu gelişmeye hassas tepki veriyor; geçişin ardından petrol fiyatlarında hafif bir düşüş yaşandığı bildirildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrara doğrudan bağımlıdır. Boğaz'ın güvenliği, Türkiye'nin Irak ve İran'dan yaptığı petrol ve doğal gaz ithalatında önemli rol oynar. Ayrıca Türk bandıralı ticaret gemileri de bu hattı kullanmaktadır. ABD-İran mutabakatı, Doğu Akdeniz'deki gerginliklerle birleştiğinde, Türkiye'nin enerji koridorlarını çeşitlendirme stratejisini yeniden gündeme getirebilir. Ankara, bölgede deniz güvenliğini sağlayan uluslararası çabalara katkı sunabilir ve bu gelişmeleri yakından takip etmektedir.