Güney Kore ekonomisi, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde (Temmuz-Eylül) beklenenden daha hızlı bir büyüme kaydetti. Güney Kore Merkez Bankası'nın (BOK) öncü tahminlerine göre, mevsimsellikten arındırılmış gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) bir önceki çeyreğe kıyasla %0,1 artarken, bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,5 oranında büyüdü. Ekonomistlerin beklentisi çeyreklik bazda %0,5 ve yıllık bazda %0,6 civarında bir büyümeydi. Açıklanan veriler, ihracat kalemlerindeki toparlanma ve inşaat yatırımlarındaki artışın etkisiyle ekonominin dirençli olduğunu gösteriyor. Ancak, özel tüketim ve iç talep üzerindeki baskılar sürüyor.
Büyümenin arka planı
Güney Kore ekonomisi, 2024 yılının ilk yarısında güçlü bir performans sergilemişti. Özellikle ikinci çeyrekte çeyreklik bazda %0,7'lik bir büyüme kaydedilmişti. Üçüncü çeyrekteki %0,1'lik artış, bu ivmenin yavaşladığını işaret etse de, piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşmesi dikkat çekici. Büyümenin ana motoru, yarı iletken ve otomotiv gibi ihracat kalemlerindeki artış oldu. Küresel talepteki toparlanma, özellikle ABD ve Çin'den gelen siparişlerin artması, ihracatçı sektörleri destekledi. Ayrıca, hükümetin altyapı projelerine yönelik artırdığı kamu harcamaları ve inşaat sektöründeki canlanma, büyümeye katkı sağladı. Öte yandan, yüksek faiz oranları ve enflasyonun hanehalkı harcamaları üzerindeki olumsuz etkisi, özel tüketimin sınırlı kalmasına yol açtı.
Güney Kore Merkez Bankası, 2024 yılı boyunca politika faizini %3,5 seviyesinde sabit tutmuştu. Ancak, ekonomik büyümenin beklentilerin üzerinde gelmesi, bankanın faiz indirim döngüsüne başlama konusundaki aceleciliğini azaltabilir. BOK Başkanı Rhee Chang-yong, son açıklamalarında enflasyonun hedefe yaklaşmasıyla birlikte faiz indirimi için kapının açık olduğunu belirtmişti. Piyasalar, yılın son çeyreğinde veya 2025 başında bir faiz indirimi bekliyor. Ancak, üçüncü çeyrek büyümesinin güçlü gelmesi, bu takvimi öteleyebilir.
İhracat verileri, üçüncü çeyrekte mal ihracatının bir önceki çeyreğe göre %2,6 arttığını gösteriyor. Buna karşılık, hizmet ihracatı %0,9 geriledi. İnşaat yatırımları ise %4,2 artışla dikkat çekti. Özel tüketim %0,3 azalırken, devlet harcamaları %0,8 arttı. Bu tablo, ekonomik büyümenin dış talep ve kamu harcamalarına dayalı olduğunu, iç talebin ise zayıf kaldığını ortaya koyuyor. Güney Kore'nin en büyük ticaret ortağı Çin'deki yavaşlama ve küresel ticaret belirsizlikleri, önümüzdeki dönemde risk unsuru olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Kore, Asya'nın dördüncü büyük ekonomisi ve küresel tedarik zincirlerinde kritik bir konumda. Yarı iletken, otomotiv, kimya ve gemi inşa sektörlerindeki güçlü ihracat performansı, ülkenin küresel ticaretten aldığı payı artırıyor. Üçüncü çeyrek büyümesi, özellikle ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimlerine rağmen Güney Kore'nin esnekliğini koruduğunu gösteriyor. Ancak, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve emlak krizi, Güney Kore'nin ihracatı üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde, Çin'den gelecek talep ve ABD'deki seçim sonrası ticaret politikaları, Güney Kore ekonomisi için belirleyici olacak.
Küresel ölçekte, Güney Kore'nin büyüme performansı, Asya ekonomileri arasında pozitif ayrışıyor. Japonya'nın aksine, Güney Kore daha dinamik bir ihracat yapısına sahip. Ancak, jeopolitik riskler ve tedarik zinciri kırılganlıkları, uzun vadeli büyüme görünümünü gölgeliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Güney Kore için 2024 yılı büyüme tahminlerini sırasıyla %2,5 ve %2,3 olarak açıklamıştı. Üçüncü çeyrek verileri, bu tahminlerin üst sınırına işaret ediyor. Yine de, iç talebin canlanmaması ve borçluluk oranlarının yüksekliği, orta vadede risk faktörü olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore ekonomisinin beklenenden hızlı büyümesi, küresel ticaret ve tedarik zincirleri açısından önemli. Türkiye, Güney Kore ile doğrudan büyük bir ticaret hacmine sahip olmasa da, Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik canlanma, küresel mal ve hizmet talebini olumlu etkileyebilir. Özellikle yarı iletken ve otomotiv sektörlerindeki canlılık, Türk ihracatçıları için dolaylı fırsatlar yaratabilir. Ayrıca, Güney Kore'nin faiz politikası ve büyüme performansı, gelişmekte olan piyasalar için bir gösterge niteliğinde. Türkiye'nin ihracat pazarlarında çeşitlilik arayışı ve Asya ile ekonomik ilişkilerini güçlendirme çabaları bağlamında, bu tür veriler yakından izlenmeli. Ancak, doğrudan bir Türkiye etkisinden söz etmek için daha fazla veriye ihtiyaç var.