ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Avrupa Yatırım Bankası'nın (EIB) Airbus'a sağladığı 3,4 milyar dolarlık kredinin Washington ile Brüksel arasındaki gümrük ateşkesini tehlikeye atabileceği uyarısında bulundu. Greer, ofisinin Haziran ayında duyurulan finansmanla ilgili hiçbir ayrıntı almadığını belirterek AB'yi konuyu çözmeye çağırdı. Bu açıklama, iki taraf arasında 2021'de varılan ve Boeing-Airbus anlaşmazlığında karşılıklı tarifelerin askıya alınmasını öngören ateşkesin geleceğine dair soru işaretleri yarattı.
Anlaşmazlığın Arka Planı
ABD ve AB, on yılı aşkın bir süredir devam eden Boeing ve Airbus arasındaki sübvansiyon anlaşmazlığında 2021 yılında bir ateşkes ilan etmişti. Bu çerçevede, her iki taraf da birbirlerine uyguladıkları milyarlarca dolarlık karşılıklı tarifeleri dört ay süreyle askıya almış, ardından bu süre uzatılmıştı. Anlaşma, Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) her iki tarafın da yasadışı sübvansiyon sağladığına dair verdiği kararların ardından gelmişti. ABD, Airbus'a sağlanan devlet desteklerini, AB ise Boeing'e verilen vergi teşviklerini eleştiriyordu. Ateşkes, transatlantik ticaret ilişkilerinde önemli bir istikrar unsuru olarak görülüyordu.
Ancak şimdi, EIB'nin Airbus'a sağladığı 3,4 milyar dolarlık kredi, bu kırılgan dengeyi sarsma potansiyeli taşıyor. Greer, yaptığı yazılı açıklamada, "Avrupa Yatırım Bankası'nın Airbus'a yönelik 3,4 milyar dolarlık kredisi, ABD-AB ticaret ilişkilerinde ciddi bir endişe kaynağıdır. Bu finansman, DTÖ kurallarına aykırı olabilecek sübvansiyon niteliği taşıyabilir ve mevcut ateşkesi tehlikeye atabilir" ifadelerini kullandı. Greer, AB'yi konuyu bir an önce çözmeye ve şeffaflık sağlamaya davet etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-AB arasındaki ticaret gerilimi, yalnızca iki aktörü değil, küresel tedarik zincirlerini ve havacılık sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Airbus ve Boeing, dünya sivil havacılık pazarının büyük bölümünü paylaşan iki dev şirket. Aralarındaki rekabet, zaman zaman siyasi ve ekonomik gerilimlere dönüşerek ticaret savaşlarına zemin hazırlıyor. 2021'deki ateşkes, bu gerilimi bir ölçüde azaltmış olsa da, şimdi EIB kredisiyle yeniden alevlenme riski var.
Uzmanlar, ABD'nin tutumunun, özellikle 2024 seçimleri sonrası dönemde ticaret politikalarında daha sert bir çizgi izleyebileceğinin işareti olarak yorumluyor. Greer'in açıklamaları, Biden yönetiminin Avrupa'ya yönelik baskısını artırdığını gösteriyor. Öte yandan AB yetkilileri, kredinin ticari bir işlem olduğunu ve DTÖ kurallarına uygun olduğunu savunuyor. EIB, Airbus'a verilen kredinin sivil havacılık araştırma-geliştirme projelerini desteklemek amacıyla onaylandığını belirtiyor. Ancak ABD, bu tür desteklerin Airbus'ın rekabet gücünü yapay olarak artırdığını ve Boeing aleyhine haksız avantaj sağladığını düşünüyor.
Transatlantik ticaret ilişkileri, son yıllarda çelik ve alüminyum tarifeleri, Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) kaynaklı sübvansiyonlar ve dijital hizmet vergileri gibi konularda zaten gergin. Bu son gelişme, taraflar arasındaki güveni daha da sarsabilir. Ateşkesin bozulması halinde, ABD'nin Airbus uçaklarına, AB'nin ise Boeing uçaklarına ve diğer ürünlere yönelik misilleme tarifeleri yeniden yürürlüğe girebilir. Bu da havayolu şirketleri, tedarikçiler ve tüketiciler için maliyet artışı anlamına gelir.
Küresel ticaret açısından bakıldığında, ABD-AB arasındaki bu anlaşmazlık, DTÖ'nün etkinliğini de sorgulatıyor. DTÖ, son yıllarda artan ticaret gerilimleri karşısında etkisiz kalmakla eleştiriliyor. İki büyük ekonomik gücün ikili anlaşmalarla sorunları çözme çabası, çok taraflı ticaret sisteminin zayıfladığına işaret ediyor. Ayrıca, Airbus ve Boeing arasındaki rekabet, yeni oyuncuların (örneğin Çin'in COMAC'ı) pazara girmesiyle daha da karmaşık bir hal alabilir. ABD ve AB'nin bu anlaşmazlığı çözmemesi, Çin'in havacılık sektöründeki yükselişini dolaylı olarak destekleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile AB arasındaki bu ticaret gerilimini yakından takip etmek durumunda. Öncelikle, Türk Hava Yolları (THY) gibi büyük havayolu şirketleri, hem Airbus hem de Boeing uçaklarından oluşan filosuyla, olası bir tarife artışından doğrudan etkilenebilir. Ateşkesin bozulması, uçak alım maliyetlerini ve bakım-onarım giderlerini artırabilir. Ayrıca Türkiye, havacılık sektöründe önemli bir tedarikçi konumunda; Airbus ve Boeing'e parça üreten Türk firmaları, tedarik zincirindeki dalgalanmalardan olumsuz etkilenebilir. Öte yandan, ABD-AB arasındaki gerilim, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde denge politikası izlemesi açısından bir fırsat da yaratabilir. Türkiye, iki taraf arasında arabuluculuk yapabilecek konumda değilse de, ticaret savaşlarının yarattığı boşlukta kendi ihracatını artırmak için yeni pazarlar bulabilir. Savunma sanayii alanında ise, ABD ile AB arasındaki anlaşmazlık, Türkiye'nin kendi savunma projelerini hızlandırması için bir teşvik olabilir. Sonuç olarak, Türkiye'nin ekonomik ve stratejik çıkarları, transatlantik ticaret ilişkilerindeki istikrarın korunmasından yana görünüyor.