Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, ülkede artan göçmen karşıtı söylem ve eylemlere karşı sert bir uyarı yayımladı. Ramaphosa, dün yaptığı açıklamada, 20 Şubat olarak belirlenen ve bazı örgütler tarafından Afrikalı göçmenlere ülkeyi terk etmeleri için verilen gayriresmî süre öncesinde, yabancı düşmanlığı ve şiddet içeren çağrıların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Son günlerde binlerce kişinin Zambiya, Zimbabve, Malavi ve diğer komşu ülkelere yönelmesi, Güney Afrika’nın iç siyasetinde gerginliği tırmandırdı. Ramaphosa, hükümetin anayasal düzeni koruyacağını ve herkesin güvenliğini sağlayacağını söyledi.
Gelişmenin Arka Planı: Göçmen Karşıtı Gruplar ve Süreç
Güney Afrika’da göçmen karşıtı gruplar, özellikle 2018’den bu yana yabancı uyruklu Afrikalılara yönelik baskıyı artırdı. En bilinen örgütlerden biri, eski işçi sendikası lideri Zwelakhe Mnguni tarafından yönetilen ve “Afrikalı kardeşlerimizin ülkemizden ayrılması” çağrısı yapan bir oluşumdur. Mnguni, “Güney Afrika’nın kaynakları yabancılara yetmez” söylemiyle kırsal bölgelerde destek topluyor. Ağustos ayında, başkent Pretoria’da düzenlenen bir mitingde, göçmenlerin sınır dışı edilmesi ve işlerin yerel halka verilmesi talebiyle sloganlar atılmıştı. Ramaphosa, bu tür eylemlerin ülkenin uluslararası itibarını zedelediğini ve yatırımcıları korkuttuğunu belirtti. Hükümet, 2023 verilerine göre, yasal yollarla ülkede bulunan yaklaşık 1,5 milyon göçmenin yanı sıra düzensiz göçmenlerin de bulunduğuna dikkat çekiyor. Özellikle Johannesburg, Durban ve Cape Town gibi büyük şehirlerde, işsizlik ve suç oranlarındaki artış, göçmen karşıtı duyguları körüklüyor. Ekonomik büyümenin yavaşlaması ve yüksek işsizlik (%32 civarı), yerel halkın yabancılara yönelik tepkisini artırıyor. Ramaphosa, ülkede düzeni sağlamak için polisin teyakkuzda olduğunu ve hukuka aykırı hiçbir eyleme izin verilmeyeceğini ifade etti. Sunday Times gazetesine göre, son iki haftada 10 bin kişi ülkeyi terk etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Afrika’da Yabancı Düşmanlığı Dalgası
Güney Afrika’daki bu gelişme, Afrika kıtasında artan yabancı düşmanlığı eğiliminin bir parçası. Nijerya, Fildişi Sahili ve Libya’da da benzer söylemler geniş kitlelere ulaşıyor. Afrika Birliği, kıta içi göçün serbest dolaşım hakkı kapsamında teşvik edilmesi gerektiğini vurgulasa da, birçok ülke sınır kontrollerini sıkılaştırıyor. Güney Afrika’daki kriz, özellikle Zambiya ve Zimbabve gibi komşu ülkelerde derin endişe yaratıyor. Bu ülkeler, göçmen akınına uygun alt yapıya sahip olmadıkları için, sınır geçişlerinde yığılmalar yaşanıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), durumu yakından izliyor. Güney Afrika hükümeti, göçmenlere yönelik şiddetin önlenmesi için sivil toplum örgütleriyle iş birliği yapıyor. Afrika Kalkınma Bankası, bu tür gerilimlerin bölgesel ekonomik entegrasyonu zedelediğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika’daki göçmen karşıtı protestolar ve Ramaphosa’nın müdahalesi, Türkiye’nin dış politikasında Afrika kıtasına verdiği önem bağlamında değerlendirilebilir. Türkiye, son yıllarda Güney Afrika ile ticaret ve diplomatik ilişkilerini geliştiriyor; 2023’te iki ülke arasındaki ticaret hacmi 5 milyar dolara yaklaştı. Bu tür iç gerilimler, yatırım ortamını olumsuz etkileyerek, Türk şirketlerinin Güney Afrika’daki faaliyetlerini risklere maruz bırakabilir. Ayrıca, Afrika Birliği üyesi ülkelerdeki siyasi istikrar, Türkiye’nin kıtadaki kalkınma iş birliği projeleri için kritik öneme sahiptir. Göçmen karşıtı dalgaların bölgesel yayılımı, Türkiye’nin insani yardım politikalarını da etkileyebilir. Bu nedenle, Ankara’nın durumu yakından takip etmesi ve gerekirse diyalog kanallarını kullanarak tarafları itidale davet etmesi yerinde olacaktır.