Güney Afrika'da yerel seçimler öncesinde siyasetçilerin körüklediği yabancı düşmanlığı nedeniyle binlerce göçmen, kendilerini "gece geri dönecekler" diye tehdit eden silahlı grupların saldırılarından kaçarak toplama kamplarına sığınıyor. Ülkenin en büyük şehri Johannesburg'un yakınlarındaki bir tekstil bölgesinde, polis koruması altındaki bir alana toplanan Malawili ve Zimbabveli göçmenler, can güvenliklerinin olmadığını söylüyor. Polis kaynaklarına göre, sadece son iki haftada en az 12 kişi öldürüldü, yüzlerce iş yeri yağmalandı ve yakıldı. Olayların merkezi, yerel halkın işlerini ellerinden aldıkları gerekçesiyle yabancılara yönelik öfkenin had safhada olduğu Johannesburg'un güneyindeki informal yerleşimler. Göçmenler, polisin olaylara seyirci kaldığını hatta bazı durumlarda şiddeti önlemek yerine kendilerini gözaltına aldığını iddia ediyor.
Seçimler ve Siyasi Kışkırtma
Şiddetin arkasında, 1 Kasım'da yapılacak yerel seçimler öncesinde oy devşirmek isteyen siyasetçilerin yabancı düşmanı söylemleri yatıyor. Özellikle iktidardaki Afrika Ulusal Kongresi'nin (ANC) belediye başkan adayları ve muhalefetteki Ekonomik Özgürlük Savaşçıları (EFF) partisi, yabancıları ülkedeki işsizlik ve suçun başlıca nedeni olarak gösteriyor. ANC'li yetkililer, "Önce Güney Afrikalılar" sloganını seçim kampanyalarının merkezine koyarken, EFF lideri Julius Malema ise yabancıların ülkeyi terk etmesi gerektiğini söyleyecek kadar ileri gidiyor. Bu söylemler, özellikle genç işsizler arasında karşılık buluyor. Güney Afrika'nın resmi işsizlik oranı yüzde 34,4 ile dünyanın en yükseklerinden biri. Ekonomistler, yabancı düşmanlığının aslında derin ekonomik sorunları gizlemek için kullanıldığını belirtiyor. Ancak göçmenler, işlerin kendilerini hedef alan siyasetçilerin aksine, yerel ekonomide tamamlayıcı bir rol oynadıklarını, çoğunlukla Güney Afrikalıların yapmak istemediği işlerde çalıştıklarını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Afrika, yıllardır Afrika kıtasının diğer bölgelerinden gelen göçmenler için bir cazibe merkezi olmuş durumda. Ülkede yasal olmayan yollardan bulunan tahminen 2 ila 4 milyon arasında göçmen yaşıyor. Bu durum, özellikle Zimbabve, Malavi, Mozambik ve Somali kökenlilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde gerginliği artırıyor. 2008 ve 2015'te de benzer şiddet dalgaları yaşanmış, onlarca kişi hayatını kaybetmişti. Uluslararası Af Örgütü, Güney Afrika hükümetini yabancı düşmanlığını önlemek için somut adımlar atmamakla suçluyor. Afrika Birliği ise endişelerini dile getirmekle birlikte, krize yönelik etkili bir müdahalede bulunamıyor. Göçmenler, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (UNHCR) başvurmalarına rağmen, güvenliklerinin sağlanmadığını söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'daki bu gelişme, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde yakından takip edilmesi gereken bir durumdur. Türkiye, son yıllarda Güney Afrika ile ticari ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmiş, özellikle savunma sanayii ve inşaat alanlarında işbirlikleri geliştirmiştir. Bölgedeki istikrarsızlık, doğrudan Türkiye'nin yatırımlarını etkilemese de, göçmen karşıtı şiddetin yayılması, kıta genelinde yabancı düşmanlığını körükleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi sınırları içinde barındırdığı milyonlarca sığınmacıya yönelik politikaları düşünüldüğünde, bu tür olayların uluslararası toplumda göçmenlere yönelik bakışı sertleştirmesi muhtemeldir. Türkiye, insani diplomasi ve kalkınma yardımı araçlarını kullanarak bölgede arabuluculuk rolü oynayabilir; ancak mevcut durumda doğrudan bir müdahale söz konusu değildir.