İngiliz The Guardian gazetesinin kapsamlı soruşturması, Teksas’ta görev yapan Nijeryalı rahip Anthony Odiong’un kadın cemaat üyelerine yönelik cinsel saldırı ve taciz iddialarına rağmen Katolik Kilisesi’nin kendisini koruduğunu ve görev süresini uzattığını ortaya koydu. Soruşturma, kilisenin raporları dikkate almadığını, mağdurları susturduğunu ve Odiong’u başka bölgelere kaydırarak sorumluluktan kaçındığını belgeliyor. Olay, Katolik Kilisesi’nin yıllardır süren cinsel istismar skandallarındaki sistematik örtbas etme eğiliminin yeni bir örneği olarak dikkat çekiyor.
Arka Plan: İddialar ve Kilisenin Tepkisi
Anthony Odiong, 2009 ile 2023 yılları arasında Teksas’ın Victoria ve Houston piskoposluklarında görev yaptı. Bu süre zarfında en az 10 kadın, Odiong’un kendilerine uygunsuz fiziksel temas, cinsel taciz ve manevi otoritesini kullanarak cinsel ilişkiye zorlama girişimlerinde bulunduğunu bildirdi. Mağdurlardan bazıları, Odiong’un “ayin sırasında kutsal su yerine kendi tükürüğünü kullandığı” gibi tuhaf ritüeller gerçekleştirdiğini ve itiraf sırasında cinsel içerikli sorular sorduğunu iddia etti.
Guardian’ın elde ettiği belgelere göre, Victoria Piskoposluğu 2010 yılında Odiong hakkında ilk şikayeti aldı ancak rahibi “tedavi” için bir merkeze gönderdikten sonra 2011’de yeniden göreve başlattı. Piskoposluk, Odiong’u başka bir cemaate atayarak sorunu geçiştirdi. 2013’te yeni şikayetler geldiğinde ise piskoposluk, mağdurlara gizlilik anlaşması imzalatarak sessiz kalmalarını sağladı ve Odiong’un kilisedeki konumunu korudu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu vaka, ABD’de Katolik Kilisesi’ne yönelik güven krizini derinleştiriyor. 2002’de Boston Globe’un ortaya çıkardığı büyük istismar skandalından bu yana, kilise defalarca benzer örtbas olaylarıyla sarsıldı. Papa Francis’in reform çabalarına rağmen, yerel piskoposluklar hala bağımsız denetim mekanizmalarından uzak ve mağdurlar adalet arayışında ciddi engellerle karşılaşıyor.
Olayın küresel boyutu, Nijerya gibi Afrika ülkelerinden gelen rahiplerin ABD’de benzer suçlara karışması ve kilisenin “kültürel farklılıklar” bahanesiyle sorumluluktan kaçması şeklinde ortaya çıkıyor. Nijerya Katolik Kilisesi henüz resmi bir açıklama yapmazken, bu durum Diaspora’daki inananlar arasında da rahatsızlık yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmese de, Katolik Kilisesi’nin cinsel istismar skandallarındaki sistematik örtbas etme kültürü, Türkiye’deki dini kurumların şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarına benzerlik gösteriyor. Türkiye’de de Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer dini yapılanmalarda benzer iddiaların gündeme gelmesi durumunda kurumsal korumacılık mekanizmalarının devreye girme riski bulunuyor. Ayrıca, uluslararası basının bu tür skandalları takip etme gücü, Türk medyasının da bağımsız soruşturma gazeteciliği kapasitesini geliştirmesi açısından örnek teşkil ediyor.