Meksika'nın Jalisco eyaletinin başkenti Guadalajara, 2026 FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, kentte ve çevresinde yaklaşık 1.900 kişinin kaybolması sorunu gündeme oturdu. Havaalanından kent merkezine uzanan otoyol yeni asfaltlanırken, ünlü kavşağa 4 milyon dolarlık bir makyaj yapıldı. Ancak bu kozmetik iyileştirmeler, bölgede derinleşen bir insanlık krizini gizleyemiyor.
Dünya Kupası'nın Parıltısı ve Kayıpların Gölgesi
Guadalajara, 2026 Dünya Kupası maçlarına ev sahipliği yapacak şehirlerden biri olarak büyük bir dönüşüm yaşıyor. Havaalanı yolu genişletilirken, kentin simgelerinden Minerva Çeşmesi'nin bulunduğu kavşak 4 milyon dolarlık bir yenileme çalışmasıyla parlatıldı. Belediye yetkilileri, bu yatırımların turistleri etkilemek ve kentin uluslararası imajını güçlendirmek için yapıldığını belirtiyor.
Ancak şehrin bu gösterişli yüzünün ardında, kayıp vakalarıyla ilgili ciddi bir sorun yatıyor. Resmi verilere göre, Jalisco eyaletinde 2018'den bu yana yaklaşık 1.900 kişi kayboldu. Bu sayı, ülke genelinde 100 bini aşan kayıp vakalarının sadece bir kısmı. Aileler, sevdiklerinin akıbetini öğrenmek için yıllardır yetkililerden yanıt bekliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Guadalajara ve çevresindeki kayıp vakaları, Meksika'nın uyuşturucu kartelleri ve organize suç örgütleriyle mücadelesinin bir yansıması. Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG), bölgede etkin olan en güçlü suç örgütlerinden biri. Kayıpların çoğunun, kartel şiddeti veya zorla kaybetme vakalarıyla bağlantılı olduğu düşünülüyor. Dünya Kupası gibi büyük bir etkinliğin, güvenlik endişelerini gidermek için hükümete ek bir baskı oluşturması bekleniyor.
Uluslararası toplum, Meksika'nın insan hakları sicilini yakından izliyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, kayıp vakalarının soruşturulması ve faillerin cezalandırılması çağrısında bulunuyor. Dünya Kupası'nın, bu sorunun çözümü için bir fırsat penceresi yaratması umuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meksika'daki kayıp vakaları, Türkiye'nin de benzer bir sorunla mücadele ettiği bir dönemde gündeme geliyor. Türkiye'de de kayıp kişiler ve şüpheli ölüm vakaları, özellikle terör ve organize suç bağlamında tartışılıyor. Guadalajara'nın Dünya Kupası hazırlıkları, büyük etkinliklerin güvenlik ve insan hakları konularını nasıl gölgeleyebileceğine dair bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, 2023'teki deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde benzer bir sınav verebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Meksika ile gelişen ticari ilişkileri, bu tür insan hakları meselelerinin diplomatik ve ekonomik boyutunu da ön plana çıkarıyor. Küresel etkinliklerin ev sahiplerine getirdiği sorumluluklar, Türk dış politikasının da dikkate alması gereken bir unsur olarak öne çıkıyor.