ABD Senatörü Lindsey Graham, Trump yönetimiyle İran arasında varılan mutabakat zaptına ilişkin çelişkili açıklamalarının ardından, Tahran yönetiminin savaş sonrası daha güçlü hale geldiği iddiasını ‘hayal’ olarak nitelendirdi. Cuma günü yaptığı açıklamada Graham, İran’ın bölgedeki en büyük devlet destekli terörizm sponsoru olma kapasitesinin zayıfladığını savundu. Güney Karolina senatörü, daha önce ABD’nin İran’a yönelik politikasını eleştirirken şimdi ise anlaşmanın güvenlik endişelerini gidermekte yetersiz kaldığını söyledi.
Gelişmenin Arka Planı
Lindsey Graham, Trump yönetiminin İran ile vardığı mutabakat zaptı konusunda bir süredir kararsız bir tutum sergiliyor. İlk olarak anlaşmayı desteklerken, daha sonra İran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine ilişkin endişelerini dile getirmişti. Son açıklamasında Graham, “İran’ın savaş öncesinden daha güçlü olduğunu düşünmek delilik” ifadelerini kullandı. Senatör, İran’ın ekonomik yaptırımlar ve askeri baskılar nedeniyle zayıfladığını, bu nedenle müzakere masasına oturmak zorunda kaldığını iddia etti.
Trump döneminde imzalanan mutabakat zaptı, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında bazı yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak anlaşma, Kongre’deki bazı Cumhuriyetçiler ve Demokratlar tarafından eleştirilmişti. Graham’ın son tutumu, özellikle İran’ın bölgedeki milis güçleri aracılığıyla etkisini artırmasına yönelik artan endişelerle ilişkilendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran, son yıllarda Yemen’deki Husiler, Lübnan’daki Hizbullah ve Suriye’deki Esad rejimi gibi vekil güçler aracılığıyla Orta Doğu’daki etkisini genişletti. ABD ve müttefikleri, Tahran’ın bu faaliyetlerinin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savunuyor. Graham’ın açıklamaları, ABD’nin İran politikasında bir değişiklik sinyali olarak yorumlanabilir. Özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin İran’ın nükleer programına yönelik endişeleri, Washington’un Tahran’a karşı daha sert bir tutum benimsemesine yol açabilir.
Öte yandan, İran’ın ham petrol ihracatındaki artış ve Çin ile olan ticari ilişkileri, ülkenin ekonomik olarak toparlanma sinyalleri verdiğini gösteriyor. Bu durum, Graham’ın ‘İran zayıfladı’ teziyle çelişiyor. Uzmanlar, İran’ın askeri kapasitesinin savaş öncesine göre azalmış olsa da, bölgesel nüfuzunun ve hibrit savaş yeteneklerinin arttığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’ın zayıflaması veya güçlenmesi, Türkiye’nin Orta Doğu politikası ve enerji güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, İran ile doğal gaz ticaretinde önemli bir ortak olup, Tahran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda dengeli bir tutum izlemektedir. ABD’nin İran’a yönelik sertleşen söylemi, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve komşularıyla ilişkilerinde yeni baskılar yaratabilir. Ayrıca, İran’ın Suriye ve Irak’taki varlığı, Türkiye’nin milli güvenlik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Graham’ın açıklamaları, ABD’nin bölgede daha proaktif bir politika izleyebileceğinin işareti olup, Ankara’nın diplomatik manevralarını şimdiden gözden geçirmesi gerekebilir.