Cumartesi sabahı saat 5'te kendimi birkaç yüz yabancıyla birlikte bir tarlada koşarken buldum. Amacımız bir otobanı kapatmaktı. Erfurt'ta Almanya için Alternatif (AfD) partisinin kongresini engellemek için bir araya gelen binlerce kişiden biriydim. Polis biber gazı ve gözyaşı gazı kullandı, ancak protestocuların kararlılığı kırılamadı. Yıllardır Alman siyasetinde eksik olan bir şeyi o anda gördüm: umut.
AfD Kongresine Karşı Sivil İtaatsizlik Dalgası
AfD, 12-13 Temmuz tarihlerinde Erfurt'ta düzenlediği parti kongresinde, göçmenlik politikalarını sertleştirme ve Avrupa Birliği'ne yönelik eleştirilerini pekiştirme kararları aldı. Ancak partinin bu girişimine karşı harekete geçen binlerce protestocu, sivil itaatsizlik eylemleriyle kongreyi durdurmayı başardı. Polis, protestocuları dağıtmak için yoğun bir biber gazı ve gözyaşı gazı kullandı. Buna rağmen, eylemciler saatler boyunca yolları kapatarak AfD delegelerinin kongre alanına ulaşmasını engelledi.
Protestolar, yalnızca Erfurt'ta değil, Almanya'nın dört bir yanında koordineli bir şekilde gerçekleşti. Berlin, Hamburg ve Münih gibi şehirlerde de AfD karşıtı gösteriler düzenlendi. Bu gösterilerde, farklı siyasi görüşlerden gelen insanlar bir araya geldi. Sendikalar, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, ortak bir düşman olarak gördükleri aşırı sağa karşı güç birliği yaptı.
Küresel Bağlamda Almanya ve Aşırı Sağ
Almanya'da yaşanan bu olay, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ dalgasının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Fransa'daki Ulusal Birlik (RN) partisinin başarısı, İtalya'da Giorgia Meloni liderliğindeki sağ hükümetin yükselişi ve Avusturya'da Özgürlük Partisi'nin (FPÖ) anketlerde öne geçmesi, benzer eğilimlerin göstergesi. AfD de Almanya'da yüzde 20'nin üzerinde oy alarak üçüncü büyük siyasi güç haline geldi.
Protestocuların başarısı, sivil itaatsizlik yöntemlerinin aşırı sağa karşı etkili bir araç olabileceğini gösteriyor. Almanya İçişleri Bakanlığı'na göre, AfD'nin aşırılıkçı olduğu iddiaları nedeniyle partinin izlenmesine karar verildi. Bu durum, Almanya'da demokrasinin korunması için sivil toplumun aktif rol oynadığını bir kez daha kanıtlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağın yükselmesi, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişmedir. AfD, Avrupa genelinde Türkiye karşıtı söylemleriyle bilinir; özellikle Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkar ve göçmen karşıtı politikalarla Türk kökenli Alman vatandaşlarını hedef alır. AfD'nin güçlenmesi, Almanya'da yaşayan 3 milyon Türk kökenli insan için bir tehdit oluştururken, Türkiye-Almanya ilişkilerinde gerilime yol açabilir. Ancak protestolar, aşırı sağa karşı güçlü bir sivil direnişin varlığını gösteriyor. Bu, Türkiye için olumlu bir gelişmedir; çünkü demokratik değerlerin korunması, Türk diasporasının haklarının güvence altına alınmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, Almanya'da aşırı sağın denetlenmesi, Avrupa genelinde benzer hareketlerin önünün kesilmesine katkı sağlayabilir.