Goldman Sachs’ın son raporuna göre, ABD hisse senetlerinde altı yılın en iyi çeyreği sermaye harcamaları ve yarı iletken şirketlerindeki toparlanma sayesinde gerçekleşti. S&P 500 endeksinin piyasa değeri son üç ayda 8 trilyon doların üzerinde artarken, yatırımcılar ekonomik dirençlilik sinyalleri ve şirket kârlarına yönelik iyimserlikle ralliyi destekledi.
Gelişmenin Arka Planı
Goldman Sachs stratejistleri, mevcut boğa piyasasının temel itici gücünün şirketlerin sermaye harcamaları olduğunu vurguluyor. Özellikle teknoloji ve yapay zeka alanındaki yatırımlar, çip üreticilerinin savaş kaynaklı düşüşlerden hızla toparlanmasını sağladı. Son çeyrekte Nvidia, AMD ve Intel gibi devlerin hisseleri yüzde 20’nin üzerinde değer kazandı.
Ekonomik veriler de iyimserliği besliyor. ABD’de işsizlik oranının düşük seyretmesi, tüketici harcamalarının güçlü kalması ve imalat sanayi PMI verilerinin genişleme bölgesinde seyretmesi, kurumların kâr beklentilerini yukarı çekiyor. Goldman Sachs, 2024 yılı için S&P 500 şirketlerinin hisse başına kâr büyümesini yüzde 11 olarak tahmin ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Küresel piyasalardaki bu iyimser hava, yalnızca ABD ile sınırlı kalmıyor. Avrupa ve Asya borsaları da ABD’deki yükselişten pozitif etkileniyor. Ancak jeopolitik riskler, özellikle Orta Doğu’daki gerginlikler ve ticaret savaşları, olası bir düzeltme endişesini canlı tutuyor. Çin ekonomisindeki yavaşlama ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararları, küresel likidite koşullarını etkileyebilir.
Goldman Sachs, sermaye harcamalarının önümüzdeki dönemde de piyasaları destekleyeceğini, ancak yatırımcıların Fed’in faiz politikasına odaklanması gerektiğini belirtiyor. Enflasyonun kontrol altına alınması ve faiz indirimi beklentileri, rallinin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel hisse senedi piyasalarındaki bu yükseliş, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için karmaşık bir tablo çiziyor. Artan risk iştahı, gelişmekte olan piyasalara sermaye girişini hızlandırabilir ve Türkiye’nin dış finansman koşullarını iyileştirebilir. Ancak Türkiye’nin kendi ekonomik kırılganlıkları (yüksek enflasyon, cari açık) nedeniyle bu olumlu küresel hava, doğrudan ve aynı ölçüde yansımayabilir. Öte yandan, ABD ve Avrupa’daki yatırım artışı, Türkiye’nin ihracat pazarlarını canlandırarak dış ticaret dengesine katkı sağlayabilir.