ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs, küresel piyasalardaki mevcut coşkuyu değerlendirdiği araştırma raporunda, hisse senedi fiyatlarının birkaç ay öncesine kıyasla tehlikeli balon bölgesine daha yakın olduğunu, ancak incelenen dokuz farklı göstergenin genel bir risk değerlendirmesinin şimdilik endişe verici olmadığını ortaya koydu.
Gelişmenin arka planı
Goldman Sachs stratejistleri, piyasalardaki aşırı iyimserliği ölçmek için hisse senedi değerlemeleri, temettü getirileri, risk primleri, yatırımcı anketleri, opsiyon piyasası verileri, kaldıraç oranları, halka arz hacmi, içeriden öğrenenlerin satışları ve piyasa oynaklığı gibi dokuz ayrı göstergeyi inceledi. Rapora göre, bu göstergelerin birçoğu piyasaların ısındığına işaret etse de, 2021'deki teknoloji hisseleri balonu ya da 2000'deki dot-com balonu seviyesinde bir aşırılık bulunmuyor.
Özellikle yapay zeka alanındaki gelişmelerin tetiklediği hisse senedi rallisi, Nvidia gibi teknoloji devlerinin değerlemelerini rekor seviyelere taşıdı. Ancak Goldman Sachs, bu durumun genel piyasa için bir balon anlamına gelmediğini, daha çok belirli sektörlerde yoğunlaşan bir coşku olduğunu vurguluyor. Raporda, tarihsel olarak balonların genellikle yüksek kaldıraç ve aşırı borçlanma ile beslendiği, oysa mevcut ortamda kurumsal borçlanma seviyelerinin görece düşük kaldığı belirtiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Küresel ölçekte, ABD merkezli bu coşkunun gelişmekte olan piyasalara etkisi sınırlı kalıyor. Goldman Sachs, Federal Rezerv'in faiz indirimlerine yönelik beklentilerin ve enflasyonun yavaşlama sinyallerinin risk iştahını desteklediğini, ancak jeopolitik gerilimler ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın piyasalar için aşağı yönlü risk oluşturduğunu ifade ediyor. Raporda, yatırımcıların dikkatli olması gerektiği, zira piyasa coşkusunun sürdürülebilirliğinin merkez bankalarının para politikalarına bağlı olduğu vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Goldman Sachs raporundaki bulgular, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için önemli sinyaller taşıyor. Küresel risk iştahındaki artış, Türkiye'ye yönelik portföy akımlarını olumlu etkileyebilir. Ancak balon riskinin görece düşük olmasına rağmen, aşırı coşkunun bir anda tersine dönmesi durumunda Türkiye gibi kırılgan ekonomiler daha sert etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin yüksek enflasyon ve cari açık sorunları, küresel sermaye hareketlerine karşı hassasiyetini artırıyor. Bu nedenle, yurt içi yatırımcıların ve politika yapıcıların küresel piyasalardaki gelişmeleri yakından takip etmesi gerekiyor.