Altın fiyatları, geçtiğimiz Cuma günü açıklanan Mayıs ayı ABD istihdam raporunun beklentilerin üzerinde gelmesinin ardından Mart ayından bu yana en sert satış dalgasını yaşıyor. Değerli metaller piyasasında yaşanan bu keskin düşüş, yatırımcıların gözünü yeniden Fed'in para politikasına ve enflasyon beklentilerine çevirdi. Ancak bir kıdemli stratejiste göre, altının uzun vadede 4.000 dolar seviyesinde bir taban bulması mümkün.
Altındaki Düşüşün Arka Planı
ABD Çalışma Bakanlığı'nın Cuma günü açıkladığı verilere göre, Mayıs ayında tarım dışı istihdam 272 bin kişi artarak piyasa beklentisi olan 185 binin oldukça üzerinde gerçekleşti. Bu sürpriz artış, işgücü piyasasının hâlâ sıkı olduğuna ve Fed'in faiz indirimlerini erteleyebileceğine işaret etti. Güçlü istihdam verisi, dolar endeksini yükseltirken, altın fiyatlarını aşağı çekti. Spot altın, haftanın ilk işlem gününde ons başına 2.310 dolar civarında seyrederken, son iki ayda yüzde 5'in üzerinde değer kaybetti. Analistler, düşüşün temel nedenini Fed'in faiz indirimine yönelik belirsizlikler ve güçlü dolar olarak gösteriyor.
Ancak piyasadaki tüm görüşler aynı yönde değil. Kıdemli emtia stratejisti Mike McGlone, Bloomberg Television'a verdiği demeçte, altının mevcut düşüşünün geçici olduğunu ve uzun vadede yükseliş potansiyelinin bulunduğunu savundu. McGlone'a göre, küresel merkez bankalarının altın alımları, jeopolitik riskler ve artan borç seviyeleri altını destekleyen başlıca faktörler. Stratejist, "Altın için 4.000 dolar seviyesi bir taban olabilir. Mevcut düşüş, altını daha cazip bir yatırım aracı haline getiriyor" ifadelerini kullandı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Altın fiyatlarındaki bu hareketlilik sadece ABD verilerine bağlı değil. Çin ve Hindistan gibi büyük alıcıların talebi, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme çabaları ve Orta Doğu ile Ukrayna'daki jeopolitik gerilimler de altını etkiliyor. Özellikle Çin Merkez Bankası'nın 18 aydır kesintisiz altın alımı yapması, küresel rezervlerde dolardan uzaklaşma eğilimini yansıtıyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, 2024'ün ilk çeyreğinde merkez bankaları 290 ton altın satın alarak rekor kırdı. Bu talep, altının dibe vurmasını engelleyen faktörlerden biri.
ABD'de enflasyonun yavaşlamasına rağmen yapışkan kalması, Fed'in faiz indirimine gitmesini zorlaştırıyor. Ancak piyasa, Eylül ayında bir indirim ihtimalini yüzde 50 civarında fiyatlıyor. Eğer indirim gelirse, altın için yeni bir yükseliş dalgası başlayabilir. Macquarie stratejistleri, altının ons başına 3.500 dolara ulaşabileceğini öngörürken, Goldman Sachs ise 2025 yılı için 3.000 dolar hedefini koruyor. McGlone'un 4.000 dolar taban tahmini ise piyasanın en iddialı senaryoları arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Altın fiyatlarındaki bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi için önemli sinyaller taşıyor. Türkiye'de yastık altı altın birikimi ve yatırımcıların altına olan ilgisi yüksek. Altındaki düşüş, ithalat faturasını bir ölçüde azaltabilir ancak enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın elini rahatlatmayabilir. Küresel risk iştahındaki değişimler, TL varlıklarının seyrini de etkiliyor. Öte yandan, eğer altın beklendiği gibi toparlanırsa, Türkiye'nin altın rezervlerinin değeri artacak ve dış şoklara karşı tampon oluşturacaktır.