Dünya genelinde milyonlarca göçmen, kazandıkları paranın önemli bir kısmını geride bıraktıkları ailelerine gönderiyor. Bu havale işlemleri, gelişmekte olan ülkeler için yılda yüz milyarlarca dolarlık bir cankurtaran halatı işlevi görüyor. Ancak ABD'de son dönemde tartışmaya açılan bir vergi düzenlemesi, bu hayati finansal akışı tehdit ediyor. Uzmanlara göre, göçmenlerin ailelerine yaptıkları ödemelere getirilecek ek bir vergi, yalnızca bireyleri değil, küresel yoksullukla mücadelede en etkili araçlardan birini de hedef alıyor.
Havale ekonomisinin önemi
Havale işlemleri, dünya genelinde yaklaşık 800 milyon insanın geçim kaynağına doğrudan katkı sağlıyor. Dünya Bankası verilerine göre, 2023 yılında düşük ve orta gelirli ülkelere gönderilen resmi havaleler 656 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, bu ülkelere yapılan resmi kalkınma yardımlarının üç katından fazla. Özellikle Orta Amerika, Karayipler, Güney Asya ve Sahra altı Afrika ülkelerinde milyonlarca aile, temel gıda, sağlık ve eğitim harcamalarını bu paralarla karşılıyor.
Havale işlemlerinin en dikkat çekici özelliği, herhangi bir hükümet tarafından tasarlanmamış olması. Bu, tamamen göçmenlerin kendi inisiyatifleriyle oluşturdukları, bürokrasiden arınmış bir yardım sistemi. ABD merkezli düşünce kuruluşu Center for Global Development'a göre, havaleler yoksulluğu azaltmada en maliyet etkin yöntemlerden biri. Çünkü her bir dolar, doğrudan ihtiyaç sahibine ulaşıyor ve aracı kurumların payı oldukça düşük kalıyor.
Vergi planı neden tartışmalı?
ABD'de bazı eyaletlerde ve federal düzeyde tartışılan öneriler, sınır ötesi para transferlerine ek bir vergi veya işlem ücreti getirilmesini içeriyor. Savunucuları, bu fonların sınır güvenliği veya göçmenlik sistemini finanse etmek için kullanılabileceğini söylüyor. Ancak karşıt görüştekiler, bunun yalnızca en yoksul kesimi hedef aldığını belirtiyor. Göçmenler, genellikle düşük gelirli işlerde çalışıyor ve ailelerine gönderdikleri para, kendi tasarruflarından feragat etmeleri anlamına geliyor. Bir vergi veya ücret, bu transferleri azaltarak kalkınma üzerinde ters etki yaratabilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası da benzer uyarılarda bulunuyor. Havale maliyetlerinin artırılmasının, kayıt dışı kanalları teşvik edeceğini ve bunun da hem göçmenler hem de ev sahibi ülkeler için daha büyük riskler doğuracağını belirtiyorlar. Ayrıca, bu tür bir verginin yasal göçmenlik başvurularını da caydırabileceği ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki bu tartışma, aslında küresel bir trendin parçası. Birçok ülke, artan göçmenlik karşıtı söylemlerle birlikte havaleleri düzenlemeye veya vergilendirmeye çalışıyor. Örneğin Avrupa'da da benzer girişimler var. Ancak uzmanlar, bu tür politikaların uzun vadede hem göçmenleri hem de ev sahibi ülkeleri olumsuz etkilediğini söylüyor. Havale işlemleri, aynı zamanda ABD gibi ülkelerde de ekonomik canlılık sağlıyor; göçmenler iş gücüne katkıda bulunuyor, vergi ödüyor ve tüketim yapıyor. Onların ailelerine destek olması, bir anlamda ev sahibi ülkenin de kalkınma yardımı yapmasına dolaylı katkı sağlıyor.
Küresel bağlamda, havalelerin sürdürülebilir kalkınma hedefleri (SDG) açısından kritik bir rolü var. Birleşmiş Milletler, havaleleri yoksulluğu sona erdirme (SDG 1) ve açlığa son verme (SDG 2) hedeflerine ulaşmada önemli bir araç olarak tanımlıyor. Bu nedenle, uluslararası toplum genellikle havalelerin maliyetini düşürmeyi ve erişimi kolaylaştırmayı teşvik ediyor. ABD'nin aksi yönde bir adım atması, küresel çabalara ters düşecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem yurt dışında yaşayan yaklaşık 6 milyon vatandaşı hem de ülkede bulunan göçmenler aracılığıyla uluslararası havale akışlarının önemli bir ortağı konumunda. Yurt dışındaki Türk işçilerinin ailelerine gönderdiği havaleler, geçmişte Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlarken, bugün bu akışların büyüklüğü azalmış olsa da hala anlamlı. ABD'nin havalelere vergi getirmesi, Türkiye'ye gönderilen fonları doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı Suriyeli ve diğer göçmenlerin ülkelerine yaptıkları havaleler de benzer risk altında. Bu tür politikalar, Türkiye'nin göçmenlere yönelik insani yardım çabalarını zora sokabilir ve bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunabilir. Türkiye'nin bu konuda uluslararası platformlarda havalelerin önemini vurgulaması bekleniyor.