PARİS, 11 Ekim - Avrupa Parlamentosu üyesi Raphael Glucksmann, Pazar günü Fransa merkez-solunun cumhurbaşkanlığı ön seçimini kazanarak kendisini solun aşırı sol lideri Jean-Luc Melenchon'a karşı ana alternatifi olarak konumlandırdı. Glucksmann'ın zaferi, Fransa'da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde sol kanadın yeniden şekillenmesinde kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Ön seçimin arka planı ve Glucksmann'ın yükselişi
Raphael Glucksmann, 2019 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sosyal demokrat çizgideki liste ile dikkat çekmiş, o dönemde iktidardaki Cumhuriyetçi Yürüyüş (LREM) hareketine karşı solun sesi olmuştu. 2024 yılında yapılan erken genel seçimlerde sosyalistlerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi (NFP) ittifakı içinde yer alan Glucksmann, aşırı solun sert söylemlerinden uzak, daha uzlaşmacı ve Avrupa yanlısı bir çizgi izledi. Bu tutum, özellikle genç seçmenler ve merkez-sol seçmen arasında geniş bir destek buldu.
Pazar günkü ön seçim, Fransa Sosyalist Partisi (PS) ve müttefiklerinin düzenlediği bir oylama ile gerçekleşti. Glucksmann, parti içindeki rakiplerini geride bırakarak partinin resmi adayı olmaya hak kazandı. Ancak bu zafer, sadece parti içi bir başarı değil, aynı zamanda Fransa'da solun birlik içinde hareket etme potansiyelini göstermesi açısından da önemli. Glucksmann, zafer konuşmasında "Solun yeniden umut veren bir alternatif olması için çalışacağız" mesajını verdi.
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimleri 2027 yılında yapılacak. Ancak siyasi partiler şimdiden aday belirleme süreçlerine başladı. Glucksmann'ın adaylığı, merkez-solun aşırı sol karşısında bağımsız bir yol izleyeceğinin işareti olarak yorumlanıyor. Jean-Luc Melenchon'un radikal sol çizgisi, özellikle Avrupa Birliği karşıtı söylemleri ve NATO'ya yönelik eleştirileriyle biliniyor. Glucksmann ise AB yanlısı ve transatlantik ilişkilere önem veren bir profil çiziyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Fransa'da solun dönüşümü
Glucksmann'ın zaferi, Fransa'da sol siyasetin geleceği açısından olduğu kadar Avrupa genelinde de yankı uyandırabilir. Son yıllarda Avrupa'da aşırı sağın yükselişi ve sol partilerin oy kaybı dikkat çekici boyutlara ulaşmıştı. Fransa'da 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sol, ilk turda büyük ölçüde dağınık bir görüntü sergilemiş, ikinci tura kalamamıştı. Glucksmann'ın liderliği, merkez-solun yeniden toparlanması ve aşırı sağa karşı etkili bir alternatif oluşturması için bir fırsat olarak görülüyor.
Avrupa Parlamentosu'ndaki deneyimi, Glucksmann'a Brüksel nezdinde tanınırlık ve diyalog kanalları kazandırıyor. Bu durum, onun Avrupa siyasetinde daha etkili bir figür olma potansiyelini artırıyor. Ayrıca, Fransa'nın AB içindeki konumu ve Almanya ile ilişkileri göz önüne alındığında, Glucksmann'ın adaylığı Avrupa'nın gelecekteki siyasi yönelimi açısından da önem taşıyor.
Ancak Glucksmann'ın önünde zorlu bir yol var. Öncelikle, solun diğer bileşenleriyle, özellikle de Melenchon'un Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisiyle ilişkileri dengelemesi gerekecek. Melenchon, geçmişte sol ittifaklarda liderlik iddiasında bulunmuş ve zaman zaman uzlaşmaz bir tutum sergilemişti. Glucksmann'ın, solun geniş kesimlerini bir araya getirebilmesi için Melenchon'la rekabetten çok işbirliği zeminini güçlendirmesi bekleniyor. Ayrıca, merkez sağ ve aşırı sağ seçmen nezdinde de çekim alanı oluşturması gerekecek.
Fransa'da yapılan anketler, Glucksmann'ın henüz cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un eski başbakanı Édouard Philippe veya aşırı sağ lider Marine Le Pen karşısında doğrudan bir rekabet içinde olmadığını gösteriyor. Ancak solun birinci turda birleşik bir adayla çıkması halinde ikinci tura kalma şansı bulunuyor. Glucksmann'ın bu birleşmeyi sağlama kabiliyeti, seçimin kaderini belirleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Glucksmann'ın merkez-solun adayı olması, Fransa'nın Türkiye politikasında köklü bir değişiklik anlamına gelmeyebilir; zira Fransa'da ana akım siyaset, Türkiye'nin AB üyeliğine mesafeli yaklaşıyor ve Doğu Akdeniz, Libya gibi konularda zaman zaman Türkiye ile karşı karşıya geliyor. Ancak Glucksmann'ın AB yanlısı ve diyalog odaklı çizgisi, Türkiye ile Fransa arasında daha yapıcı bir müzakere ortamı yaratabilir. Özellikle Melenchon'un İslamofobik ve Avrupa şüpheci söylemlerine kıyasla, Glucksmann'ın daha ölçülü tutumu, Türkiye'nin Avrupa'daki imajı ve ikili ilişkiler açısından görece olumlu bir tablo çizebilir. Yine de somut adımlar için seçim sonuçlarını beklemek gerekiyor.