Pakistan'ın kuzeyinde, Himalayalar ve Karakurum Dağları'nın kesiştiği noktada yer alan Gilgit-Baltistan bölgesi, son yıllarda turizmde patlama yaşarken aynı zamanda iklim değişikliği ve kontrolsüz kalkınmanın baskısı altında. Özellikle Hunza Vadisi, eğitim, sağlık ve altyapı yatırımlarıyla bir kalkınma modeli olarak öne çıkarken, buzulların erimesi ve turist akını bölgenin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.
Hunza Vadisi'nin Dönüşümü
Yirmi yıl öncesine kadar dünyadan izole bir dağ topluluğu olan Hunza, bugün modern okulları, hastaneleri ve turistik tesisleriyle dikkat çekiyor. Bölgedeki kalkınma, yerel halkın girişimciliği ve sivil toplum örgütlerinin katkılarıyla şekillendi. Aga Khan Kalkınma Ağı'nın (AKDN) öncülüğünde başlatılan projeler sayesinde okuryazarlık oranı %95'in üzerine çıktı; sağlık hizmetlerine erişim arttı. Ancak bu başarı, beraberinde yeni sorunlar getirdi. Artan nüfus ve turizm talebi, su kaynakları üzerinde baskı oluşturuyor; atık yönetimi yetersiz kalıyor.
Bölgenin en büyük cazibesi olan doğal güzellikler, plansız yapılaşma tehdidi altında. Hunza Nehri kıyısına inşa edilen oteller ve restoranlar, görüntü kirliliği yaratırken, sel ve heyelan riskini artırıyor. Yerel halk, kalkınma ile çevre koruma arasında denge kurmakta zorlanıyor.
İklim Değişikliğinin Gölgesinde Gelecek
Gilgit-Baltistan, küresel ısınmadan en çok etkilenen bölgelerden biri. Buzulların erimesi, hem tatlı su kaynaklarını tehdit ediyor hem de ani sel felaketlerine yol açıyor. 2022'de yaşanan büyük sel felaketi, bölgedeki birçok köyü yok etmiş, turistik tesislere zarar vermişti. Uzmanlar, sıcaklık artışının devam etmesi halinde Hunza Vadisi'nin önümüzdeki 30 yıl içinde ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapıyor. Pakistan hükümeti, bölgeyi sürdürülebilir turizm ve iklim adaptasyonu için pilot bölge ilan etti ancak uygulamada yetersiz kalındığı eleştirileri var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gilgit-Baltistan'daki kalkınma ve iklim krizinin kesişimi, Türkiye'nin benzer dağlık bölgeleri (Doğu Anadolu, Karadeniz) için önemli dersler barındırıyor. Türkiye'nin Pakistan'la tarihi ve kültürel bağları, bölgeye yönelik turizm ve yatırım fırsatlarını beraberinde getiriyor. Ancak iklim değişikliğinin ortak bir tehdit olması, Türkiye-Pakistan iş birliğinin çevre ve afet yönetimi alanında derinleştirilmesini gerektiriyor. Ayrıca, bölgedeki istikrar, Türkiye'nin Orta Asya ve Güney Asya bağlantılı ulaşım projeleri (örneğin, Keşmir-Çin koridoru) için de jeopolitik önem taşıyor. Türkiye, bu deneyimden yola çıkarak kendi kırılgan ekosistemlerinde sürdürülebilir turizm modelleri geliştirebilir.