ABD merkezli bağımsız haber kuruluşu ProPublica, federal gıda yardımı programı SNAP (Supplemental Nutrition Assistance Program) yararlanıcılarının yardımlarının çalınmasıyla ilgili kapsamlı bir soruşturma başlattı. Yardım kartlarındaki bakiyelerin yetkisiz kişilerce çekilmesi veya kullanılması vakalarının arttığını bildiren ProPublica, mağdurları deneyimlerini paylaşmaya çağırıyor. Soruşturma, özellikle 2023 yılından bu yana yaygınlaşan skimming (kart kopyalama) ve phishing (oltalama) saldırılarının boyutunu ortaya çıkarmayı hedefliyor.
SNAP Yardımı Nedir ve Neden Hedef Haline Geldi?
SNAP, düşük gelirli Amerikalı ailelerin gıda satın almasına yardımcı olan federal bir programdır. Yararlanıcılar, her ay belirli bir miktar parayı manyetik şeritli bir kart olan EBT (Electronic Benefit Transfer) kartına yüklenir. Ancak bu kartlar, kredi kartları gibi güvenlik çipi bulunmadığı için kolayca kopyalanabiliyor. Son yıllarda suç örgütleri, marketlerdeki POS cihazlarına yerleştirdikleri skimmer cihazlarıyla kart bilgilerini çalarak yardımları boşaltıyor. Mağdurlar, genellikle yardımın yüklendiği gün bakiyelerinin sıfırlandığını fark ediyor. ProPublica’nın verdiği bilgiye göre, yalnızca 2023 yılında 20 milyon dolardan fazla SNAP yardımı çalındı. Ancak resmi rakamlar muhtemelen çok daha yüksek, çünkü birçok mağdur ya durumu bildirmiyor ya da bildirse bile tazmin alamıyor. Federal yasalar, 2022 yılına kadar çalınan yardımların geri ödenmesini zorunlu kılmıyordu; 2023’te yapılan bir düzenlemeyle eyaletlere tazmin yetkisi verildi, ancak süreç mağdurlar için hâlâ karmaşık ve yavaş işliyor.
ProPublica’nın Çağrısı ve Soruşturmanın Kapsamı
ProPublica, mağdurları “SNAP yardımınız hiç çalındı mı?” sorusuyla mercek altına alıyor. Haber kuruluşu, özellikle 2020-2024 yılları arasında hırsızlığa uğrayan kişilerin deneyimlerini toplamak için bir form yayımladı. Soruşturma, hırsızlığın coğrafi dağılımı, yöntemleri ve kurumsal ihmal boyutunu aydınlatmayı amaçlıyor. ProPublica daha önce de gıda yardımı programlarındaki usulsüzlükleri ve yoksullukla mücadele politikalarının açıklarını ifşa etmişti. Örneğin, 2021 yılında yayımladığı bir soruşturma, SNAP kartlarının çevrimiçi alışverişlerde kullanımı sırasında güvenlik önlemlerinin yetersiz kaldığını ortaya koymuştu. Ayrıca, yardım kesintileri ve bürokratik engeller nedeniyle yararlanıcıların mağduriyetini belgelemişti. Bu yeni soruşturma, özellikle teknolojik zafiyetlerin düşük gelirli haneleri nasıl orantısız şekilde etkilediğini göstermeyi hedefliyor. Hırsızlık, yalnızca maddi kayıp değil, aynı zamanda gıda güvensizliğine ve psikolojik strese yol açıyor. ProPublica, hırsızlığın sistematik bir sorun olduğunu ve federal hükümetin daha güvenli kartlara geçiş için harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor.
Olayın bir diğer boyutu da siber suç ve organize suç bağlantısı. FBI, SNAP yardımı hırsızlığının “finansal siber suç” olarak sınıflandırıldığını ve bu suçların genellikle ulusötesi ağlar tarafından işlendiğini duyurdu. Çalınan yardımların bir kısmı kripto para borsalarında aklanıyor. ProPublica, bu ağları ve yardım sisteminin dijital altyapısındaki açıkları da masaya yatıracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de benzer sosyal yardım programları (örneğin, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla verilen gıda yardımları, EYT maaşları gibi nakit transferleri) bulunuyor. Bu yardımların elektronik kartlarla dağıtılması durumunda, ABD’de yaşanan skimming ve phishing saldırılarına karşı benzer riskler söz konusu. Türkiye’deki sosyal yardım sisteminin siber güvenlik zafiyetlere karşı korunması, özellikle düşük gelirli hanelerin mağduriyetini önlemek için kritik önem taşıyor. Ayrıca, yardım programlarının şeffaflığı ve hesap verebilirliği açısından bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, Türkiye’nin sosyal devlet ilkesiyle uyumlu olacaktır. ProPublica’nın soruşturması, Türkiye’deki ilgili kurumların da benzer risklere karşı proaktif önlemler alması gerektiğini hatırlatıyor.