İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Ghalibaf, ABD yönetimine yönelik sert bir uyarıda bulunarak, olası bir saldırı durumunda İran'ın misilleme yapacağını açıkladı. Orta Doğu'da artan gerilimin ortasında gelen bu açıklama, iki ülke arasındaki diplomatik krizi daha da derinleştirdi. Ghalibaf, Tahran'da düzenlenen bir basın toplantısında yaptığı konuşmada, “ABD, eğer bize saldırırsa, aynı şekilde karşılık alacağını bilmeli” ifadelerini kullandı. Bu sözler, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle Washington ile yaşadığı anlaşmazlığın yeni bir boyut kazandığına işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
Ghalibaf'ın uyarısı, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik “maksimum baskı” politikasını yeniden devreye sokmasının ardından geldi. Trump, ocak ayında imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle Tahran'a yönelik yaptırımları artırmış ve ülkenin petrol ihracatını sıfırlama hedefini yinelemişti. Buna karşılık İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırarak nükleer anlaşmanın sınırlarını aştı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) son raporuna göre, İran yüzde 60 saflıkta uranyum üretmeye devam ediyor ve bu oran, silah sınıfı zenginleştirmeye sadece bir adım uzakta olarak değerlendiriliyor.
ABD'li yetkililer ise İran'ın bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteği ve özellikle Yemen'deki Husilere yaptığı askeri yardımı eleştiriyor. Washington, Tahran'ın Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını kışkırttığını iddia ediyor. Öte yandan İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri operasyon için ABD'den yeşil ışık bekliyor. Geçtiğimiz haftalarda İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, “İran'ı vurma zamanı geldi” açıklamasıyla dikkat çekmişti. Ghalibaf'ın bu çıkışı, İran'ın hem ABD'ye hem de İsrail'e karşı caydırıcılık mesajı verme çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD gerginliği, Orta Doğu'da geniş çaplı bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, iki ülke arasında savaş çıkması halinde enerji piyasalarının ciddi şekilde etkileneceğinden endişe ediyor. İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunarak küresel petrol arzını kesintiye uğratma kapasitesine sahip. Uzmanlar, böyle bir senaryoda petrol fiyatlarının varil başına 150 doların üzerine çıkabileceğini belirtiyor.
Rusya ve Çin ise ABD'nin İran'a yönelik baskısını eleştiriyor ve Tahran'la diplomatik ve ticari ilişkilerini sürdürüyor. Beijing, İran'dan ham petrol ithalatını devam ettirirken, Moskova da nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü oynuyor. Ancak Batılı ülkeler, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için diplomatik çözümü tercih ettiklerini vurguluyor. Fransa, Almanya ve İngiltere, Tahran'la 2015 nükleer anlaşmasını canlandırmak için çaba gösteriyor, ancak İran'ın talepleri nedeniyle müzakereler tıkanmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD gerginliği, Türkiye için önemli bir jeopolitik risk oluşturuyor. Türkiye, komşusu İran'la ekonomik ve enerji ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda ABD ile ittifakını korumaya çalışıyor. Olası bir savaş, Türkiye'nin sınırında istikrarsızlık yaratabilir ve mülteci akışını tetikleyebilir. Ayrıca, İran üzerinden doğalgaz ithal eden Türkiye, Hürmüz Boğazı'nın kapanması durumunda enerji arzında sıkıntı yaşayabilir. Ankara, bu nedenle krizin diyalog yoluyla çözülmesini savunuyor ve her iki tarafla da yapıcı ilişkilerini korumaya gayret ediyor. Türkiye'nin bu denge politikası, bölgesel istikrar için kritik öneme sahip.