ABD, İran'a yönelik hava saldırılarını ikinci güne taşıdı. Başkan Donald Trump'ın, 'savaşı sona erdirme anlaşması bitti' sözlerinin ardından, ülkenin üç farklı noktası bombalandı. Saldırılar, bir gün önce Hürmüz Boğazı'nda üç tankerin hedef alınmasının ardından geldi. Bu gelişmeler, Ortadoğu'da tansiyonun yeniden tehlikeli bir noktaya yükseldiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, İran ile savaşı sona erdirme anlaşmasının artık geçersiz olduğunu belirtti. Trump'ın bu sözleri, bir gün önce Hürmüz Boğazı'nda üç tankere yönelik saldırıların ardından geldi. Saldırıların sorumluluğunu henüz kimse üstlenmemiş olsa da, ABD yönetimi olaydan İran'ı sorumlu tuttu.
ABD'nin İran'daki üç ayrı noktaya düzenlediği hava saldırıları, ikinci gününde de devam etti. Saldırıların hedefinde askeri tesisler ve füze rampalarının olduğu belirtiliyor. İran resmi haber ajansı IRNA, saldırılarda can kaybı yaşandığını ancak henüz net bir sayı vermediğini duyurdu. Bölgedeki diğer kaynaklar, saldırıların şiddetli olduğunu ve Tahran'da panik havası yaşandığını bildiriyor.
Bu gelişmeler, Trump yönetiminin İran'a karşı 'maksimum baskı' politikasını yeniden devreye soktuğunun göstergesi olarak yorumlanıyor. ABD Dışişleri Bakanı, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. NATO da konuyla ilgili olağanüstü bir toplantı düzenleyeceğini açıkladı.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD-İran gerginliği, Ortadoğu'da bir domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Tankerlere yönelik saldırılar, bölgede deniz güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Petrol fiyatları, son 24 saatte %5'in üzerinde yükseldi.
İran, ABD saldırılarına misilleme yapacağını duyurdu. İran Devrim Muhafızları, 'İsrail ve ABD'nin bölgedeki çıkarlarının hedef alınacağını' belirtti. Bu tehdit, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerinde alarm seviyesini yükseltti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil bir toplantı kararı aldı ancak şu ana kadar somut bir adım atılmış değil.
Rusya ve Çin, ABD'yi 'uluslararası hukuku ihlal etmekle' suçlayarak saldırıları kınadı. Avrupa Birliği ise her iki tarafı da itidal çağrısında bulundu ve diplomatik çözüm için arabuluculuk teklif etti. Ancak Trump yönetiminin, özellikle İran'ın nükleer programı konusunda geri adım atmayacağı sinyali verdiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu bir ülke olarak bu krizden doğrudan etkileniyor. Artan gerginlik, sınır güvenliğini tehdit ederken, bölgedeki enerji hatlarının istikrarını da riske atıyor. Türkiye, İran ve ABD arasında denge politikası izlemek zorunda. Bir yandan NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini korurken, diğer yandan enerji ithalatı ve bölgesel işbirliği açısından İran ile bağlarını sürdürmeye çalışıyor. Piyasalarda petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye ekonomisi için ek bir yük anlamına geliyor. Türkiye'nin bu krizde aktif diplomasi yürüterek hem kendi çıkarlarını koruması hem de bölgesel istikrar için arabuluculuk yapması bekleniyor.