Birleşmiş Milletler, Gazze Şeridi'nde devam eden çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş Filistinli çocuklar arasında suçiçeği vakalarının hızla arttığını duyurdu. Reuters'ın aktardığı BM raporuna göre, son iki haftada yaklaşık 9.300 suçiçeği vakası kaydedildi ve bunların yarısından fazlası yoğun nüfuslu Han Yunus kentinde görüldü. Salgın, özellikle kalabalık kamplarda ve sağlık altyapısının çöktüğü bölgelerde yayılıyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, Gazze'deki sağlık sistemi, salgın hastalıklarla mücadelede yetersiz kalırken, aşı ve ilaç eksikliği durumu daha da kötüleştiriyor.
Kötüleşen sağlık koşulları ve aşı eksikliği
BM raporunda, suçiçeği vakalarının artışının, yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı aşırı kalabalık barınma koşullarına bağlandı. Han Yunus'taki geçici kamplarda hijyen koşullarının yetersiz olması, hastalığın hızla yayılmasına neden oluyor. Suçiçeği genellikle çocuklarda hafif seyrederken, bağışıklık sistemi zayıflamış çocuklar için ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Gazze'deki sağlık tesisleri, son aylarda yaşanan yoğun bombardıman ve yakıt kıtlığı nedeniyle büyük ölçüde hizmet dışı kaldı. Aşılama oranları, çatışmalar öncesinde yüzde 95'in üzerindeyken, şu anda tehlikeli bir şekilde düşmüş durumda. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bölgeye acil tıbbi malzeme sevkiyatı için çağrıda bulunurken, sınır kapılarındaki kısıtlamalar yardımların ulaşmasını engelliyor.
BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze'de çocuk felci ve kızamık gibi önlenebilir hastalıkların da yeniden ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Suçiçeği salgını, bölgedeki genel insani krizin sadece bir parçası. Gazze'nin kuzeyinde temiz suya erişim neredeyse tamamen kesilmiş durumda, bu da ishal ve diğer su kaynaklı hastalıkları tetikliyor. Sağlık çalışanları, yetersiz beslenen çocukların enfeksiyonlara karşı daha savunmasız olduğunu belirtiyor. BM yetkilileri, ateşkes olmadan salgınla mücadelenin imkansız olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sağlık krizi giderek derinleşiyor
Gazze'deki sağlık krizi, sadece Filistin topraklarıyla sınırlı kalmıyor, bölgesel bir tehdit oluşturuyor. Komşu ülkeler Mısır ve Ürdün, sınır bölgelerinde sağlık önlemlerini artırırken, mülteci akışının hastalıkları yayma riskine karşı alarmda. DSÖ, Gazze'den dışarıya bulaşıcı hastalıkların sıçramasını önlemek için acil bir koordinasyon çağrısı yaptı. Uluslararası toplum, şu ana kadar yetersiz kalan insani yardım çabalarını artırmaya çağrılıyor. ABD ve AB, bölgeye ek tıbbi yardım sağlama sözü verirken, bu yardımların çatışma bölgesine ulaştırılması lojistik engellerle karşı karşıya. Suçiçeği salgını, savaşın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. BM'nin raporuna göre, Gazze'de yerinden edilmiş 1,9 milyon insanın yarısı çocuk, bu da salgını daha da endişe verici hale getiriyor.
Uzmanlar, suçiçeğinin genellikle hafif seyretmesine rağmen, bağışıklık sistemi zayıf çocuklarda zatürre ve ensefalit gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini belirtiyor. Mevcut sağlık altyapısı, bu tür vakaları tedavi etmek için yeterli donanıma sahip değil. Ateşkesin sağlanamaması durumunda, suçiçeği ve diğer bulaşıcı hastalıkların kontrol altına alınması mümkün görünmüyor. Bu durum, insani krizi daha da derinleştirirken, bölgenin istikrarını da tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize yönelik yardım çabalarında önemli bir rol üstleniyor. Suçiçeği salgını, Türkiye'nin bölgeye sağlık ve insani yardım sağlama kapasitesini test ediyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Gazze'ye yardımların artırılması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Salgının yayılması, Türkiye'nin güney sınırında güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor; ancak doğrudan bir tehdit oluşturmuyor. Türk Kızılayı ve diğer sivil toplum kuruluşları, bölgeye tıbbi malzeme göndermeye devam ediyor. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel insani yardım politikasının önemini vurguluyor.