İbrahim Rabaa, İsrail'in Gazze'de yürüttüğü soykırımın başlangıcından bu yana neredeyse üç yıl boyunca hayatının parçalarını kaydetti. Bir adamın kamerasından yansıyan bu görüntüler, sadece bir savaşın değil, aynı zamanda bir halkın yok edilişinin ve hayatta kalma mücadelesinin tanıklığı niteliğinde. Rabaa'nın çektiği görüntüler, uluslararası toplumun gözleri önünde gerçekleşen katliamların, yıkımın ve yerinden edilmenin sessiz çığlığı oldu.
Gazze'de Üç Yıllık Yıkım ve Direnişİbrahim Rabaa, 2023'ten bu yana Gazze'de yaşananları görüntülemeye başladı. İsrail'in yoğun bombardımanı altında, evinden, mahallesinden ve sevdiklerinden koparılan Rabaa, kamerasını bir direniş aracı olarak kullandı. Çektiği her kare, uluslararası kamuoyuna ulaşmak ve yaşanan zulmü belgelemek için bir çabaydı. Rabaa'nın arşivi, Gazze'nin kuzeyinden güneyine, hastanelerden okullara, pazar yerlerinden sığınaklara kadar geniş bir coğrafyada çekilmiş binlerce görüntüden oluşuyor. Bu görüntüler, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayarak sivil altyapıyı hedef aldığını, hastaneleri, okulları ve mülteci kamplarını bombaladığını gözler önüne seriyor.
Üç yıl boyunca Rabaa, sadece savaşın yıkımını değil, aynı zamanda Gazzelilerin günlük yaşam mücadelesini de kaydetti. Kısıtlı gıda, su ve ilaçla hayatta kalmaya çalışan aileler, çocuklarını kaybeden anneler, enkaz altından çıkarılan yaralılar... Tüm bunlar, Rabaa'nın objektifinden dünyaya yayıldı. Ancak uluslararası toplumun büyük bir kısmı bu görüntülere rağmen sessiz kaldı. İsrail, soykırım suçlamalarını reddederken, müttefikleri tarafından korunmaya devam etti. Rabaa'nın çektiği görüntüler, Birleşmiş Milletler raporlarına, Uluslararası Ceza Mahkemesi dosyalarına ve insan hakları örgütlerinin raporlarına kanıt olarak sunuldu.
Gazze'de üç yılın sonunda bilanço ağır: On binlerce ölü, yüz binlerce yaralı ve milyonlarca yerinden edilmiş insan. Altyapı neredeyse tamamen çökmüş durumda. Elektrik, su ve sağlık hizmetleri felç olmuş, eğitim sistemi durma noktasına gelmiş. Rabaa'nın görüntüleri, bu yıkımın sadece istatistiklerden ibaret olmadığını, her bir sayının arkasında bir insan hikâyesi olduğunu gösteriyor. Rabaa, çekimlerine devam ederken kendi hayatını da riske attı; birçok kez bombaların altında kaldı, yaralandı ve yakınlarını kaybetti. Ancak kamerasını bırakmadı.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Gerilim
İbrahim Rabaa'nın görüntüleri, dünya genelinde protestolara ve kampanyalara ilham verdi. Ancak bu tepkiler, İsrail'in askeri operasyonlarını durdurmaya yetmedi. ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'e desteklerini sürdürürken, bir yandan da ateşkes çağrıları yaptı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde alınan kararlar, İsrail tarafından uygulanmadı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkardı ancak bu emirler uygulanamadı. Bölgede gerilim her geçen gün arttı; Lübnan, Suriye ve Yemen'deki gruplar, Gazze'ye destek amacıyla İsrail'e karşı saldırılar düzenledi. İran ve İsrail arasındaki doğrudan çatışma riski, bölgesel bir savaşın eşiğine gelindiğini gösterdi.
Gazze'deki soykırım, sadece Filistin meselesini değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun jeopolitik dengelerini de derinden sarstı. İsrail'in uluslararası hukuku ihlal etmesi, küresel düzende bir meşruiyet krizine yol açtı. Birçok ülke, İsrail ile ilişkilerini gözden geçirdi, bazıları büyükelçilerini geri çekti. Ancak ekonomik ve askeri bağlar büyük ölçüde devam etti. Rabaa'nın görüntüleri, bu çifte standardı gözler önüne seren bir ayna işlevi gördü. Savaşın üçüncü yılında, uluslararası toplumun etkisizliği ve İsrail'in cezasızlığı, gelecekte benzer krizlerin yaşanabileceği endişesini artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki soykırıma karşı en sert tepki veren ülkelerden biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i soykırımla suçladı, ticaret kısıtlamaları getirdi ve uluslararası platformlarda Filistin'in yanında yer aldı. Türkiye, insani yardım koridorlarının açılması için yoğun diplomatik çaba sarf etti. Ancak İsrail ile ilişkiler tamamen kopmadı; enerji ve ticaret bağları kısmen sürdü. Gazze'deki durum, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasını güçlendirirken, Batı ile ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açtı. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler'de aktif rol alarak sesini duyurmaya çalıştı. Uzun vadede, Gazze'deki soykırım, Türkiye'nin Orta Doğu politikasını ve küresel insani diplomasisini şekillendiren temel meselelerden biri olmaya devam edecek.