İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin güneyinde yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı bir kamp alanına düzenlediği hava saldırısında bir kişinin ölümüne, onlarca kişinin de yaralanmasına neden oldu. Olay, Gazze Şeridi'nin Refah kenti yakınlarında, İsrail'in 7 Ekim 2024'ten bu yana sürdürdüğü yoğun askeri operasyonlarının ortasında meydana geldi. Görgü tanıkları, saldırıda hedef alınan bölgenin, daha önce defalarca 'güvenli bölge' ilan edildiğini ancak buna rağmen bombalandığını belirtti. Sağlık kaynakları, yaralıların çoğunun kadın ve çocuk olduğunu ve birçoğunun durumunun ağır olduğunu bildirdi. Saldırı, uluslararası toplumda büyük tepki çekerken, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri İsrail'i savaş suçu işlemekle suçluyor.
Gelişmenin arka planı
Gazze'deki çatışmalar, son haftalarda yeniden şiddetlenirken, İsrail ordusu kuzey ve güneydeki birçok bölgeye kara ve hava saldırıları düzenliyor. Gazze Şeridi'nin neredeyse tamamı yerinden edilmiş Filistinlilerle dolu. Yaklaşık 2,3 milyon nüfus, BM ve insani yardım kuruluşlarına göre ağır insani kriz yaşıyor. Saldırının hedef aldığı kamp, Refah sınırına yakın bir alanda kurulmuştu ve burada en az 10 bin kişinin barındığı tahmin ediliyor. İsrail ordusu, saldırıya ilişkin yaptığı kısa açıklamada, bölgenin 'Hamas militanlarını hedef aldığını' iddia etti ancak sivillerin varlığına dair doğrulama yapmadı. Sağlık birimleri ise saldırıda hayatını kaybedenlerin tamamının sivil olduğunu duyurdu. Daha önce İsrail, birçok kez 'insani bölgeler' olarak tanımladığı alanlara saldırı düzenlemiş ve uluslararası hukuku ihlal ettiği yönünde eleştiriler almıştı. Olayın hemen ardından bölgeye intikal eden arama kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanları kurtarmak için çalışmalara başladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu saldırı, İsrail-Filistin çatışmasında son dönemde tırmanan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere Batılı ülkelerin desteğini alırken, bölge ülkeleri ve İslam dünyasında büyük öfkeye yol açıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler, İsrail'in saldırılarını kınarken, uluslararası toplumu 'sivillerin korunması için harekete geçmeye' çağırıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ise ateşkes çağrılarına rağmen ABD'nin vetosu nedeniyle etkili bir karar alınamıyor. Öte yandan saldırı, bölge genelinde yeni protestoları tetikledi. Batı Şeria'da, Ürdün'de ve Lübnan'da İsrail karşıtı gösteriler düzenlenirken, İran destekli gruplar İsrail'e karşı yeni saldırı tehdidinde bulunuyor. Bölgesel istikrarsızlık, küresel enerji fiyatları ve deniz ticaret yolları üzerinde de etkili olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha gündeme taşıyor. Türkiye, İsrail'in Gazze saldırılarını defalarca kınamış ve sivillerin hedef alınmasını 'savaş suçu' olarak nitelendirmiştir. Saldırı sonrası Dışişleri Bakanlığı'nın yapacağı açıklamalar, Ankara'nın bölgede arabuluculuk rolünü güçlendirme çabalarını etkileyebilir. Özellikle İsrail'le son dönemde normalleşme adımlarına rağmen, Türk kamuoyunda Filistinlilere yönelik güçlü bir duyarlılık bulunuyor. Bu nedenle, hükümetin hem uluslararası platformlarda sert tepki vermesi hem de insani yardım faaliyetlerini artırması beklenebilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlığın Doğu Akdeniz enerji projelerine ve Türkiye'nin bölgesel ticaretine dolaylı etkileri olabilir.