İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği yeni saldırılarda en az 10 Filistinli hayatını kaybetti. ABD'nin arabuluculuğunda Ekim 2023'te sağlanan ateşkesin ardından bölgede şiddet yeniden tırmanışa geçti. Filistin Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 936'ya ulaştı. Saldırılar, özellikle Gazze'nin kuzey ve güney kesimlerinde yoğunlaşırken, sivil kayıpların çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. BM ve insan hakları örgütleri, uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle saldırıları kınarken, İsrail yönetimi operasyonların terör örgütlerine yönelik olduğunu savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından başlayan çatışmalar, 35 yıldır abluka altındaki Gazze'de büyük bir insani krize yol açtı. Ateşkes müzakereleri, taraflar arasında esir takası ve insani yardım koridorlarının açılması gibi konularda ilerleme kaydedemedi. İsrail, Hamas'ın askeri altyapısını hedef aldığını belirtirken, son haftalarda saldırıların şiddetini artırdı. ABD ve Mısır'ın arabuluculuk çabaları sonuçsuz kaldı. BM Genel Sekreteri, sivil kayıpların azaltılması ve kalıcı ateşkes çağrısında bulundu. İsrail'in uluslararası mahkemede soykırım suçlamalarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde, saldırıların devam etmesi dikkat çekiyor.
Filistin yönetimi, Batı Şeria'daki işgal altındaki topraklarda da İsrail'in yerleşim birimlerini genişlettiğini ve baskıyı artırdığını bildiriyor. Gazze'deki yıkımın boyutu, yeniden inşa için milyarlarca dolara ihtiyaç duyulacağına işaret ediyor. BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı, bölgedeki insani durumun her geçen gün kötüleştiğini ve acil uluslararası müdahale gerektiğini vurguluyor. Son saldırılar, ateşkesin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki şiddet, Ortadoğu genelinde gerilimi artırıyor. İran destekli grupların İsrail'e yönelik saldırıları, Lübnan Hizbullah'ının güney sınırında angajmanı, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere saldırıları, bölgesel bir savaş riskini yükseltiyor. ABD, İsrail'e askeri ve diplomatik destek sağlamaya devam ederken, Çin ve Rusya BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrılarını destekliyor ancak bağlayıcı bir karar çıkmıyor. Avrupa Birliği, iki devletli çözümü savunuyor ancak üye ülkeler arasında İsrail politikası konusunda bölünmüşlük mevcut. Bu durum, küresel güç dengelerini ve enerji piyasalarını da etkiliyor. Özellikle doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanma, Avrupa ekonomisi üzerinde baskı oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı aktif bir pozisyon alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ateşkes ve iki devletli çözüm çağrıları, Filistin yönetimiyle yakın ilişkiler, Türkiye'yi bölgesel bir aktör olarak öne çıkarıyor. Ancak İsrail'le son dönemde normalleşme çabaları, kamuoyunda tepkiyle karşılanıyor. Bu çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetlerini ve Mısır, İsrail'le ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, Gazze'deki şiddetin Türkiye'deki Filistin yanlısı sivil toplum hareketlerini güçlendirmesi ve iç kamuoyunda hükümete baskı yaratması muhtemel. Türkiye'nin insani yardım çabaları uluslararası alanda takdir toplasa da, kalıcı bir çözüm için diplomasi kanallarını canlı tutması önem taşıyor.