Gazze'de gıda krizi her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Bölgedeki aileler, düzensiz çalışan aşevleri ve hızla yükselen fiyatlar karşısında günlük öğünlerini dahi sağlamakta zorlanıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze nüfusunun tamamı gıda güvensizliğiyle karşı karşıya ve yüzde 96'sı akut gıda yetersizliği yaşıyor. Yedi kişilik aileler, ellerindeki sınırlı malzemeyle tek bir öğün hazırlayarak hayatta kalmaya çalışıyor.
Gıda Krizinin Arka Planı
İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü askeri operasyonlar ve uyguladığı abluka, Gazze'ye insani yardım girişini ciddi şekilde kısıtladı. Mısır sınırındaki Refah Kapısı'ndan yapılan yardım sevkiyatları, güvenlik endişeleri ve bürokratik engeller nedeniyle kesintiye uğradı. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), bölgede dağıtılan gıda yardımlarının ihtiyacın çok altında kaldığını açıkladı.
Gazze'deki yerel aşevleri, bir zamanlar günlük yüz binlerce kişiye sıcak yemek sağlarken, şimdi yakıt ve malzeme yetersizliği nedeniyle haftada sadece birkaç gün açılabiliyor. Fırınların çoğu un ve yakıt bulamadığı için kapandı; açık kalanlar ise günde sadece birkaç saat ekmek üretebiliyor. Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze'deki fırınların yüzde 80'inin artık çalışmadığını raporladı.
Fiyatlar ise kontrolsüz şekilde artıyor. Bir torba unun fiyatı 100 dolara kadar çıkmış durumda; bu, savaş öncesi fiyatların onlarca katı. Temel gıda maddeleri karaborsaya düşmüş, aileler çocuklarına süt ve taze sebze ulaştırmakta büyük zorluk çekiyor. Beslenme yetersizliği, özellikle çocuklar ve hamile kadınlar arasında hızla yayılıyor. UNICEF, Gazze'de 5 yaş altı çocukların üçte birinin akut yetersiz beslenme riski altında olduğunu bildirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki gıda krizi, sadece insani bir trajedi değil; aynı zamanda bölgesel istikrarı tehdit eden bir kriz. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, sınırlarında artan insani baskıyla karşı karşıya. Mısır, Refah Kapısı üzerinden yardım sevkiyatını artırmaya çalışsa da, İsrail'in kontrolü ve güvenlik endişeleri nedeniyle bu çabalar sınırlı kalıyor.
Uluslararası toplum, Gazze'ye insani erişimin sağlanması için çağrılarını sürdürüyor. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde kabul edilen ateşkes kararlarına rağmen, sahada somut bir iyileşme sağlanamadı. ABD ve Avrupa Birliği, insani yardım koridorlarının açılması için diplomatik girişimlerde bulunuyor; fakat İsrail'in askeri operasyonları ve Hamas ile yaşanan çatışmalar, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelliyor.
Küresel gıda güvenliği uzmanları, Gazze'deki durumun benzeri görülmemiş bir açlık krizi yarattığını vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze'de açlıktan ölümlerin rapor edildiğini ve sağlık sisteminin çökmek üzere olduğunu belirtti. Bölgedeki hastaneler, yakıt ve tıbbi malzeme yokluğu nedeniyle yalnızca acil vakalara bakabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki gıda krizi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve insani diplomasisi açısından kritik bir sınav niteliğinde. Türkiye, bölgeye en fazla insani yardım gönderen ülkelerden biri olarak, Mısır üzerinden Gazze'ye yardım ulaştırma çabalarını sürdürüyor. Ancak İsrail ile yaşanan diplomatik gerilim ve sınır kapılarındaki kısıtlamalar, Türkiye'nin yardımlarını etkin şekilde ulaştırmasını zorlaştırıyor. Kriz, Türkiye'nin bölgesel bir insani aktör olarak rolünü güçlendirme fırsatı sunarken, aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM nezdinde daha aktif bir diplomasi yürütmesini gerektiriyor. Uzun vadede, Gazze'deki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve Levant'ta güvenlik risklerini artırarak Türkiye'nin sınır güvenliğini de dolaylı olarak etkileyebilir.