Son yıllarda Pakistan ve İran'ın sınır dışı uygulamalarını sıkılaştırmasıyla milyonlarca Afgan, yaşadıkları ülkelerden Afghanistan'a dönmek zorunda kaldı. Bu kişilerin önemli bir kısmı, hayatlarında hiç Afganistan'da yaşamamış olan ikinci ve üçüncü nesil Afgan mültecilerden oluşuyor. BBC Uluslararası Baş Muhabiri Lyse Doucet, Bloomberg This Weekend programında yaptığı değerlendirmede, kadınlar ve kız çocuklarının bu süreçte özellikle ağır bir yük altında olduğunu vurguladı. Geri dönüşlerin yarattığı insani baskı, ülkenin zaten kırılgan olan ekonomisine ve sınırlı kaynaklarına her geçen gün yeni bir yük bindiriyor.
Kitlesel Dönüşün Arka Planı ve Temel Nedenleri
Pakistan ve İran, onlarca yıldır Afgan mültecilere ev sahipliği yapıyor. Ancak son yıllarda iki ülke de ekonomik sıkıntılar ve güvenlik kaygılarını gerekçe göstererek geri gönderme operasyonlarını hızlandırdı. Pakistan, 2023 yılında kayıtsız Afgan mültecilere yönelik geniş kapsamlı bir sınır dışı planını uygulamaya koydu; İran da benzer şekilde sokakta belgesiz yakalanan Afganları sınır dışı ediyor. Bu politikalar sonucunda son iki yılda yüz binlerce Afgan, çoğu zaman sadece birkaç eşya ile sınırı geçmek zorunda kaldı.
Geri dönenlerin büyük bir kısmı, Taliban yönetiminin kadınların eğitim, istihdam ve kamusal yaşamdaki varlığını büyük ölçüde kısıtladığı bir ülkeye adım atıyor. Özellikle Pakistan'da doğup büyümüş, Urduca konuşan ve Afganistan'ı hiç görmemiş genç kadınlar için bu dönüş, hem kültürel hem de pratik açıdan büyük bir şok anlamına geliyor. Sınıra yakın kamplarda barınma, gıda, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim ciddi şekilde yetersiz. Birçok aile, Taliban yönetiminin kadınlara yönelik kısıtlamaları nedeniyle kız çocuklarını okula gönderemiyor; kadınların çoğu iş bulmakta zorlanıyor.
Birleşmiş Milletler ve yardım kuruluşları, artan dönüş dalgasının insani yardım kapasitesini aştığı uyarısında bulunuyor. Özellikle kış aylarında barınma ve ısınma ihtiyaçları hayati tehlike oluşturuyor. Afganistan'ın ekonomisi zaten dünya bankalarının ve uluslararası toplumun büyük bölümünün Taliban yönetimine yönelik yaptırımları nedeniyle büyük ölçüde dışa bağımlı ve kırılgan durumda. Dönenlerin iş gücüne katılması beklenirken, ülkede istihdam olanakları son derece sınırlı. Bu durum, ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamasını daha da zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Afgan mültecilerin kitlesel dönüşü, yalnızca Afganistan'ı değil, bölgeyi de doğrudan etkiliyor. Pakistan ve İran, yıllardır ülkelerinde yaşayan milyonlarca Afgan'ın ayrılmasıyla ekonomik ve sosyal açıdan rahatlama beklese de, sınır bölgelerinde istikrarsızlık riski artıyor. Özellikle Pakistan'ın Hayber Pahtunhva eyaleti ve İran'ın Sistan-Belucistan bölgesi, dönenlerin geçiş güzergahı olarak yoğun baskı altında. Bu bölgelerdeki kamplar ve geçici barınma merkezleri, artan nüfusu kaldırmakta zorlanıyor.
Uluslararası toplumun tepkisi ise sınırlı kaldı. Avrupa ülkeleri, Afgan mültecileri kabul etme konusunda isteksiz davranırken, insani yardım kuruluşları yeterli fon bulmakta zorlanıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), geri dönüşlerin gönüllü ve onurlu olması gerektiğini vurgulasa da, mevcut koşulların bu ilkelerle çeliştiğini belirtiyor. Uzmanlar, özellikle kadın ve kız çocuklarının maruz kaldığı hak ihlallerinin uzun vadede toplumsal ve ekonomik maliyetinin ağır olacağı görüşünde.
Bölgesel istikrar açısından bir diğer önemli boyut, Taliban yönetiminin uluslararası tanınma arayışı. Kitlesel dönüşler, Taliban'a yönelik uluslararası baskıyı artırabileceği gibi, insani yardımların koordinasyonu konusunda da yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Afganistan'ın komşuları, bu göç dalgasının yaratacağı güvenlik risklerini ve ekonomik yükü paylaşmak için daha fazla işbirliği çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu ve bölgesel güç dengesi açısından Afgan göç dalgasından doğrudan etkilenme potansiyeline sahip. Pakistan ve İran'ın sınır dışı politikaları, Afgan mültecilerin Türkiye üzerinden Avrupa'ya yönelme ihtimalini artırabilir. Türkiye zaten milyonlarca düzensiz göçmen ve mülteciye ev sahipliği yapıyor; yeni bir Afgan göç dalgası, sınır güvenliği ve sosyal uyum açısından ek yük oluşturabilir. Öte yandan Türkiye, insani yardım ve bölgesel istikrar konusunda diplomatik girişimlerde bulunarak hem Batı ile ilişkilerini dengeleyebilir hem de Orta Asya ve Pakistan ile işbirliğini güçlendirebilir. Afganistan'a yönelik insani yardımların artırılması ve göçün kaynağında çözülmesi, Türkiye'nin uzun vadeli güvenlik ve ekonomi çıkarları açısından kritik önem taşıyor.