Washington ve Tel Aviv, İran'ın enerji altyapısına yönelik kapsamlı bir askeri saldırı düzenlemeye hazırlanıyor. Reuters'a konuşan üst düzey yetkililere göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın nihai onayını vermesinin ardından hafta sonu içinde İran'ın elektrik santralleri ve rafinerilerine yönelik operasyon başlatılabilir. Saldırıların, İran'ın uranyum zenginleştirme programına ve bölgedeki vekil güçlerine karşı yürütülen geniş çaplı baskının bir parçası olması bekleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son haftalarda ABD ve İsrail arasında İran'ın nükleer tesislerine yönelik ortak bir askeri plan üzerinde yoğun istişareler yürütülüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tahran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için diplomatik çabaların yetersiz kaldığını ve askeri seçeneğin masada olduğunu defalarca dile getirmişti. ABD'li yetkililer, İran'ın enerji altyapısının hedef alınmasının, ülkenin petrol ihracatını ve elektrik üretimini felç ederek ekonomik çöküşü hızlandırmayı amaçladığını belirtiyor.
Plan kapsamında, İran'ın devlete ait petrol rafinerileri, doğalgaz işleme tesisleri ve büyük elektrik santrallerinin havadan ve muhtemelen denizden düzenlenecek füze saldırılarıyla vurulması öngörülüyor. İsrail Hava Kuvvetleri'nin ABD'den tedarik edilen F-35 savaş uçakları ve hassas güdümlü mühimmatlarla operasyonda başrol oynayacağı, ABD'nin ise istihbarat ve lojistik destek sağlayacağı ifade ediliyor.
Trump yönetiminin, İran'ın nükleer anlaşmaya geri dönmesi için maksimum baskı politikasını sürdürdüğü biliniyor. Ancak Başkan Trump'ın, geniş çaplı bir savaşa yol açabilecek operasyon için son ana kadar onay vermekte tereddüt ettiği, ancak son günlerde İsrail'in ısrarlı talepleri karşısında geri adım attığı belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırı, Ortadoğu'da zaten yüksek olan tansiyonu daha da artıracak. İran'ın misilleme tehditleri, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve İsrail ile ABD'nin bölgedeki üslerine füze saldırıları düzenlenmesi ihtimalini güçlendiriyor. Petrol piyasaları, İran'ın enerji tesislerine yönelik herhangi bir saldırının küresel arzı ciddi şekilde etkileyeceği endişesiyle şimdiden tedirgin.
Uzmanlar, İran'ın enerji altyapısının vurulmasının sadece askeri değil, aynı zamanda psikolojik bir darbe olacağını vurguluyor. İran, ekonomik olarak zaten ağır yaptırımlar altında; bu saldırı, halkın yaşam standartlarını daha da düşürecek ve rejim üzerinde iç baskıyı artırabilir. Öte yandan, Rusya ve Çin'in İran'a verdiği destek, bölgesel bir çatışmanın küresel bir krize dönüşme riskini beraberinde getiriyor.
İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik geçmişte de gizli operasyonlar düzenlemişti. Ancak bu kez operasyonun açık ve kapsamlı olması, iki ülkenin de ilk kez bu düzeyde bir iş birliği yapacağı anlamına geliyor. Bu durum, İran'ın nükleer programı konusunda diplomatik çözüm umutlarını büyük ölçüde zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenliğini ve enerji arzını doğrudan etkileyecek bir potansiyele sahiptir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan ithal etmektedir; olası bir saldırı, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve ekonomik istikrarını tehdit edebilir. Ayrıca, İran ile sınır komşusu olan Türkiye, olası bir savaşın sığınmacı akınına ve sınır güvenliğinde bozulmaya yol açabileceği gerçeğiyle karşı karşıyadır. Türkiye'nin bu krizde arabulucu rolü oynaması ve bölgesel istikrarın korunması için diplomatik girişimlerde bulunması beklenir.