Filistinli bir hak örgütü, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında 2 bin 500 ila 3 bin kişinin zorla kaybedildiğini tahmin ettiğini açıkladı. Bu açıklama, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilen Zorla Kaybetmeler Kurbanlarını Anma Uluslararası Günü'nün arifesinde, 29 Ağustos Cumartesi günü yapıldı. Filistin Kayıp ve Zorla Kaybedilenler Merkezi'nin raporuna göre, kaybedilenler arasında çocuklar, kadınlar, sağlık çalışanları ve insani yardım görevlileri de bulunuyor. Merkez, İsrail güçlerinin Gazze'deki hastaneleri ve sivil yerleşimleri hedef alarak çok sayıda kişiyi gözaltına aldığını ve akıbetinin bilinmediğini belirtti. Bu durum, uluslararası insancıl hukukun ağır ihlali olarak değerlendiriliyor.
Kayıpların Boyutu ve Mağdur Gruplar
Filistin Kayıp ve Zorla Kaybedilenler Merkezi'nin raporuna göre, kayıpların sayısı 2 bin 500 ile 3 bin arasında değişiyor. Merkez, bu kişilerin büyük çoğunluğunun, İsrail güçlerinin karadan ve havadan düzenlediği saldırılar sırasında gözaltına alındığını veya gözaltı işlemleri sırasında ortadan kaybolduğunu aktardı. Özellikle kuzey Gazze'deki Cibaliye, Beyt Hanun ve Şucaiyye gibi bölgelerde yoğunlaşan çatışmalarda çok sayıda aile, yakınlarından haber alınamadığını bildirdi.
Merkez raporunda, kaybedilenlerin listesinde 100'den fazla çocuk ve 200'den fazla kadının bulunduğu belirtildi. Sağlık çalışanları, ambulans şoförleri, öğretmenler ve gazeteciler de risk altındaki gruplar arasında. İsrail güçlerinin, hastanelere düzenlediği baskınlarda personeli gözaltına aldığı ve bu kişilerin akıbeti hakkında bilgi vermediği ifade edildi. Kayıp kişilerin aileleri, İsrail makamlarından ve uluslararası Kızılhaç Komitesi'nden (ICRC) bilgi almak için çaba göstermelerine rağmen çoğu zaman sonuç alamadıklarını dile getirdi.
Merkez, kayıp kişilerin bazılarının öldürüldüğünü ve cesetlerinin kimliği belirsiz toplu mezarlara gömüldüğünü, bazılarının ise İsrail'deki gözaltı merkezlerinde tutulduğunu açıkladı. İsrail tarafından yapılan açıklamalarda ise kayıpların çoğunun "Hamas militanı" olduğu öne sürüldü, ancak bu iddialara aileler tarafından itiraz ediliyor.
Zorla Kaybetme Uluslararası Hukukta Neden Önemli?
Zorla kaybetme, 2006 tarihli BM Zorla Kaybetmelerin Korunması Sözleşmesi'nde ağır bir insan hakları ihlali olarak tanımlanmaktadır. Sözleşme, devletleri, zorla kaybetme eylemlerini önlemek, failleri yargılamak ve kurbanların ailelerinin gerçeği öğrenme hakkını güvence altına almakla yükümlü kılmaktadır. İsrail bu sözleşmeyi imzalamamış olsa da, uluslararası teamül hukuku bağlamında bu normun bağlayıcı olduğu savunulmaktadır.
Filistinli yetkililer, kayıpların akıbetinin belirlenmesi için BM bünyesinde bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını istiyor. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yapılan başvurularda, savaş suçları kapsamında bu kayıpların da soruşturulması talep ediliyor. UCM Başsavcısı Kerim Han, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, Gazze'deki durumun "ciddi endişe" yarattığını ve soruşturmanın devam ettiğini duyurmuştu.
Zorla kaybetme eylemleri, kurbanların ailelerine psikolojik travma yaşatmakta, toplumsal dokuyu bozmakta ve hukuk devleti ilkesini zedelemektedir. BM İnsan Hakları Konseyi'nin geçtiğimiz dönemde yayımladığı raporlarda da, Gazze'deki zorla kaybetme vakalarının ciddi boyutlara ulaştığı belirtilmektedir.
Bölgesel ve Uluslararası Yansımalar
Bu gelişme, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmasına neden oluyor. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, zorla kaybetmelerin derhal soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulunuyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da konuyu gündemine almış durumda. Mısır ve Katar, ateşkes müzakerelerinde, kayıp kişilerin durumu ve esir takasının da bir parçası olarak ele alınması için arabuluculuk çalışmalarını sürdürüyor.
İnsan hakları örgütleri, İsrail'in bu kayıpların akıbeti hakkında bilgi vermesini ve uluslararası bağımsız bir mekanizma ile işbirliği yapmasını talep ediyor. Amnesty International ve Human Rights Watch (HRW) da yaptıkları açıklamalarda, bu durumun "uluslararası hukukun ağır bir ihlali" olduğuna dikkat çekerek, Gazze'deki kayıpların ortaya çıkarılması için acil adımlar atılmasını istedi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise, "Zorla kaybetme, mağdurlar ve aileleri için açılmış bir yaradır. Bu hak ihlallerinin sona erdirilmesi ve hesap verebilirliğin sağlanması şarttır" ifadelerini kullandı.
Bölgede yaşanan insani krizin derinleşmesine yol açan bu durum, Gazze'deki Filistinlilerin uluslararası toplumdan daha fazla koruma beklentisini artırıyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, kayıp ailelerin bulunması için ellerinden geleni yapacaklarını ifade ederken, yardım kuruluşları da insani koridorların açılması ve kayıpların akıbetinin araştırılması için çağrılarını yineliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki zorla kaybetmeler, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, geçmişte İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını şiddetle kınamış ve Filistin'in uluslararası platformlarda haklarını savunmuştur. Bu kayıp vakalarının ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi için Türkiye'nin uluslararası girişimlerde aktif rol alması beklenebilir. Ayrıca, Türk insani yardım kuruluşlarının bölgedeki çalışmaları, bu tür mağduriyetleri yerinde gözlemleme fırsatı sunuyor. Türkiye'nin, Filistinli yetkililerin talebi üzerine, kayıpların akıbetini araştırmak üzere teknik destek sağlaması ya da BM nezdinde resmi bir soruşturma başlatılması için öncü rol üstlenmesi, bölgesel etkisini güçlendirebilir.