İngiltere merkezli yardım kuruluşu Save the Children, Gazze Şeridi'nde 1000 günü geride bırakan savaşta en az 21 bin çocuğun öldüğünü doğruladı. Perşembe günü yapılan açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana geçen bin günlük sürede yüz binlerce çocuğun daha yerinden edildiği ve eğitim haklarından mahrum bırakıldığı belirtildi. Kuruluş, çocukların tüm bu yıkıma rağmen hala barış hayali kurduğuna dikkat çekti.
Savaşın Çocuklar Üzerindeki Yıkıcı Etkisi
Save the Children'ın raporuna göre, Gazze'deki çatışmaların 1000. gününde en az 21 bin çocuk hayatını kaybetti. Bu sayı, çatışmaların yoğunluğu ve sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle doğrulanamayan kayıplarla birlikte çok daha yüksek olabilir. Ölen çocukların büyük çoğunluğu hava saldırıları ve bombardımanlar sonucu yaşamını yitirdi.
Yerinden edilen çocukların sayısı ise 100 bini aşmış durumda. Aileler, evlerini terk etmek zorunda kalırken, çocuklar temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor. Save the Children, çocukların yüzde 90'ından fazlasının akut yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Eğitim de savaştan en çok etkilenen alanlardan biri. Gazze'deki okulların büyük bir kısmı ya yıkıldı ya da sığınak olarak kullanılıyor. Yaklaşık 625 bin çocuk okula gidemiyor. Bu durum, çocukların psikolojik ve sosyal gelişimini ciddi şekilde engelliyor. Kuruluş, çocukların travma sonrası stres bozukluğu belirtileri gösterdiğini ve intihar vakalarında artış yaşandığını ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki insani kriz, sadece Filistin topraklarıyla sınırlı kalmıyor. Bölgedeki diğer ülkeler de artan gerginlik ve mülteci akınlarından etkileniyor. Mısır, Ürdün ve Lübnan, savaştan kaçan Filistinlilere kapılarını açarken, bu durum kendi ekonomik ve sosyal yapıları üzerinde baskı oluşturuyor.
Uluslararası toplum, Save the Children'ın raporu karşısında harekete geçmeye çağrılıyor. Birleşmiş Milletler, çatışmaların durdurulması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için taraflara baskı yapıyor. Ancak ateşkes müzakereleri henüz sonuç vermiş değil. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'e verdikleri destek nedeniyle eleştirilirken, bazı ülkeler Filistin devletinin tanınması yönünde adımlar atıyor.
Öte yandan, küresel kamuoyunda Filistin'e destek gösterileri artıyor. Özellikle gençler ve sivil toplum kuruluşları, sosyal medyada farkındalık kampanyaları yürütüyor. Bu baskı, bazı ülkelerin dış politikalarında değişikliğe gitmesine neden olabilir. Ancak bölgedeki dinamikler, krizin hızlı bir çözüme ulaşmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize en somut müdahale eden ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın defalarca dile getirdiği Filistin davasına destek, diplomatik ve insani yardım kanallarıyla sürüyor. Türkiye'nin İsrail ile ticari ilişkileri sürdürmesi uluslararası kamuoyunda tartışılırken, AK Parti hükümeti Filistin'e yönelik yardımları artırarak bölgesel liderlik rolünü pekiştirmeye çalışıyor. 21 bin çocuğun ölümü, Türkiye'nin BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdindeki girişimlerini daha da anlamlı kılıyor. Ancak Türkiye'nin İsrail ile enerji ve güvenlik alanındaki işbirliği çıkarları, dış politikada bir denge arayışına neden oluyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki insani krizlere karşı duyarlılığını ve aktif diplomatik rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor.