İsrail güçlerinin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'da düzenlediği saldırılarda, biri 12 yaşında bir çocuk olmak üzere iki Filistinli hayatını kaybetti. Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi yetkilileri, El Cezire'ye yaptıkları açıklamada, El-Mevasi bölgesinde bir çocuğun öldürüldüğünü doğruladı. Batı Şeria'da ise kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi daha İsrail ateşi sonucu yaşamını yitirdi. Saldırılar, bölgede tırmanan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Saldırıların Arka Planı
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Hamas ve diğer silahlı gruplara yönelik operasyonlarını sürdürürken, sivil kayıplar artarak devam ediyor. El-Mevasi, yoğun nüfuslu bir bölge olarak biliniyor ve çoğunlukla yerinden edilmiş Filistinlilere ev sahipliği yapıyor. İsrail, bölgeyi 'insani bölge' olarak tanımlasa da, saldırılar sivil can kaybını beraberinde getiriyor. Batı Şeria cephesinde ise İsrail yerleşimci şiddeti ve askeri baskınlar son haftalarda artış gösterdi. İsrail, operasyonların militanları hedef aldığını iddia ederken, Filistinli yetkililer bu saldırıların orantısız güç kullanımı olduğunu savunuyor.
Uluslararası toplum, her iki saldırıyı da kınarken, Birleşmiş Milletler ateşkes çağrısını yineledi. ABD ve Avrupa Birliği, sivil kayıpların önlenmesi için İsrail'e uyarılarda bulundu. Ancak, sahadaki durum iyileşme belirtisi göstermiyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, 2023'ten bu yana Gazze'de 40 bini aşkın kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu son saldırılar, İsrail-Filistin çatışmasının bölgesel dengeleri nasıl etkilediğini bir kez daha gözler önüne seriyor. İran ve Hizbullah gibi aktörler, İsrail'in eylemlerini 'soykırım' olarak nitelendirirken, Mısır ve Katar arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Batı Şeria'daki şiddet, özellikle İsrail'in yasal olmayan yerleşim birimlerini genişletme politikasıyla ilişkilendiriliyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın Gazze'de soykırım riskine dair verdiği ihtiyati tedbir kararlarına rağmen, İsrail saldırılarına ara vermedi. Küresel ölçekte, bu çatışma enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve uluslararası hukuk normlarını etkiliyor. Birçok ülke İsrail'e yaptırım uygulanması çağrısı yaparken, ABD'nin askeri ve siyasi desteği devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel desteğiyle biliniyor ve bu saldırıları sert bir dille kınaması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarında bulunmuş, ticari ilişkileri sınırlama adımları atmıştı. Bu tür olaylar, Türkiye'nin bölgesel liderlik pozisyonunu güçlendirme çabalarıyla örtüşüyor. Ekonomik olarak, İsrail-Filistin çatışmasının tırmanması, Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini ve Türkiye'nin bölgesel ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Güvenlik açısından ise, artan gerilimler Filistinli grupların tepkisine yol açabilir; ancak Türkiye, sınır güvenliğini tehdit edecek doğrudan bir risk öngörmemektedir. Ankara'nın ateşkes ve iki devletli çözüm için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması muhtemeldir.