Gazze Şeridi'nde tıbbi oksijen üretim altyapısı neredeyse tamamen çökmüş durumda. Bölgedeki 34 oksijen üretim istasyonundan yalnızca 12'si hâlâ çalışır durumda. Kuşatma altındaki bölgede sağlık sistemi, yakıt kıtlığı, elektrik kesintileri ve İsrail'in süregelen askeri operasyonları nedeniyle ciddi bir tıbbi oksijen kriziyle karşı karşıya. Bu durum, solunum cihazlarına bağlı yüzlerce hasta ve yaralı için hayati tehlike oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve yerel sağlık yetkilileri, oksijen üretim kapasitesinin sürdürülemez seviyeye düştüğü uyarısında bulunuyor.
Oksijen Üretiminde Altyapı Çöküşü ve Nedenleri
Gazze'deki oksijen üretim istasyonları, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü askeri operasyonlar ve uyguladığı tam abluka nedeniyle büyük ölçüde devre dışı kaldı. İstasyonların çalışması için gereken elektrik, bölgeye yakıt girişinin engellenmesi ve altyapının bombalanması sonucu kesildi. Bazı istasyonlar doğrudan hava saldırılarında hedef alındı; diğerleri ise yedek parça ve teknik servis eksikliği nedeniyle arızalandı. Kalan 12 istasyon ise sınırlı yakıtla ve düşük kapasiteyle çalışıyor. Bu istasyonlar, Gazze'nin kuzeyinden güneyine kadar tüm hastanelerin ve sahra hastanelerinin oksijen ihtiyacını karşılamaya çalışıyor ancak üretim, talebin çok altında.
Dünya Sağlık Örgütü'nün son raporlarına göre, Gazze'deki hastanelerde oksijen tüpü sıkıntısı had safhada. Yaralıların ve kronik solunum yolu hastalarının tedavisinde kullanılan oksijen, yaşam destek üniteleri için kritik önem taşıyor. Ancak hem üretim hem de dağıtım ağı çökmüş durumda. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, özellikle yoğun bakım ünitelerinde yatan hastaların oksijensizlik nedeniyle hayatını kaybettiğini bildiriyor. Bu ölümlerin sayısı net olarak bilinmiyor çünkü iletişim ve kayıt sistemleri de çalışmıyor.
Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'ye tıbbi oksijen ve oksijen üretim ekipmanı sokmaya çalışıyor ancak İsrail'in uyguladığı sıkı denetimler ve sınır kapılarının kapalı olması nedeniyle yardımlar bölgeye ulaşamıyor. Mısır üzerinden Refah Sınır Kapısı'ndan yapılan sevkiyatlar ise hem yetersiz hem de düzensiz. Ayrıca, yakıt kıtlığı nedeniyle jeneratörler çalıştırılamıyor; bu da oksijen üretimini doğrudan etkiliyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki sağlık sisteminin tamamen çökmesini önlemek için acil ateşkes ve insani koridor çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sağlık Krizi Derinleşiyor
Gazze'deki oksijen krizi, sadece yerel bir sağlık sorunu değil; aynı zamanda bölgesel istikrarı ve uluslararası insani hukuku ilgilendiren bir kriz. İsrail'in ablukası ve askeri operasyonları, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından kolektif cezalandırma olarak nitelendiriliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ve Uluslararası Adalet Divanı'nda (ICJ) devam eden davalar, bu durumun hukuki sonuçlarını tartışıyor. Gazze'deki sağlık altyapısının hedef alınması, Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırılık teşkil edebilecek savaş suçları kapsamında değerlendiriliyor.
Krizin bölgesel etkileri de giderek artıyor. Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi komşu ülkeler, Gazze'den gelebilecek mülteci akını ve sağlık riskleri konusunda endişeli. Mısır, Refah Sınır Kapısı'nın kontrolünü elinde tutmaya çalışırken, insani yardımların güvenli geçişi için diplomatik çaba harcıyor. Ancak İsrail'in Refah'a yönelik olası bir kara operasyonu, bu kapının da kapanmasına ve yardımların tamamen durmasına yol açabilir. Bu durum, bölgede daha büyük bir insani felakete kapı aralayabilir.
Küresel düzeyde ise Gazze'deki sağlık krizi, uluslararası yardım kuruluşlarının kapasitesini zorluyor. Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF ve Kızılhaç gibi kuruluşlar, bölgeye yeterli yardım ulaştıramamanın getirdiği ahlaki ve operasyonel baskı altında. Ayrıca, oksijen gibi temel tıbbi malzemelerin temin edilememesi, uluslararası toplumun etkinliğini sorgulatıyor. Bazı ülkeler, İsrail'e yönelik silah ambargosu veya yaptırım çağrılarını yükseltirken, diğerleri insani ateşkes için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak şu ana kadar somut bir sonuç alınamadı.
Gazze'deki oksijen krizi, aynı zamanda küresel sağlık güvenliği açısından da risk taşıyor. Salgın hastalıkların yayılma potansiyeli, temiz su ve tıbbi malzeme eksikliğiyle birleştiğinde bölgesel bir sağlık tehdidine dönüşebilir. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki durumun "halk sağlığı acil durumu" olduğunu ve uluslararası müdahale gerektirdiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki tıbbi oksijen krizi, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasisi ve güvenlik politikaları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Gazze'ye en fazla insani yardım gönderen ülkelerden biri olarak, sağlık altyapısının yeniden tesisi için aktif rol alabilir. Oksijen üretim istasyonlarının onarımı ve yakıt temini konusunda arabuluculuk yapabilir. Ayrıca, krizin derinleşmesi, Doğu Akdeniz'de istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin insani yardım koridorlarının açılması yönündeki çağrıları, uluslararası toplum nezdinde itibarını güçlendirebilir.