İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlattığı yoğun saldırılar altında Gazze Şeridi'nde hayatta kalma mücadelesi veren Filistinliler arasında, sörfçüler de dalgalara tutunmaya çalışıyor. Savaşın yıkımına rağmen bazı sörfçüler, Gazze sahilinde kısa anlar için de olsa sörf yaparak hem psikolojik bir kaçış hem de direniş simgesi oluşturuyor. Ancak savaş öncesinde 40 kişilik bir topluluk olan Gazze sörf camiası, saldırılar ve yerinden edilmeler nedeniyle neredeyse yok oldu.
Sörf camiasının yok oluşu
Savaş öncesinde Gazze'de yaklaşık 40 kişilik bir sörf topluluğu bulunuyordu. Bu topluluk, 2007'den bu yana İsrail ablukası altında yaşayan Gazze'de nadir görülen bir özgürlük alanı olarak denize yönelmişti. Ancak 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısının ardından İsrail'in başlattığı hava ve kara saldırıları, Gazze'nin kuzeyinden güneyine kadar tüm bölgeyi harap etti. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2024 ortası itibarıyla 37 binden fazla Filistinli öldürüldü, Gazze nüfusunun yüzde 85'i yerinden edildi. Sörfçüler de bu kitlesel yerinden edilmeden nasibini aldı. Topluluğun birçok üyesi ya öldürüldü ya da güneye kaçmak zorunda kaldı. Sörf tahtalarının çoğu bombalamalarda yok oldu veya geride bırakıldı.
Ancak az sayıda sörfçü, el yapımı tahtalarla veya enkazdan çıkardıkları parçalarla denize girmeye devam ediyor. Özellikle güneydeki Refah ve Han Yunus sahillerinde, hava saldırıları arasında dalgalara karışan sörfçüler görülüyor. Bu anlar, savaşın ortasında kısa süreli bir normalleşme ve direniş olarak yorumlanıyor.
Deniz: Kaçış ve sembol
Sörfçüler için deniz, sadece bir spor değil, aynı zamanda abluka altındaki Gazze'de nadir bulunan bir özgürlük alanı. Savaş öncesinde de Gazze sahilinde balıkçılar ve sörfçüler, denizin kıyıya vurduğu dalgalarla iç içeydi. Savaşın başlamasıyla birlikte deniz, İsrail donanmasının ateşi altında kaldı; balıkçı tekneleri vuruldu, sörfçüler hedef alındı. Buna rağmen, hayatta kalanlar için deniz, acıları unutmak ve savaşın getirdiği travmadan kurtulmak için bir sığınak haline geldi. Uluslararası medyada yer alan haberlerde, sörfçülerin denize girerken İsrail savaş uçaklarının gölgesinde sörf yaptıkları anlar kaydedildi.
Sörf, aynı zamanda Filistin direnişinin sembollerinden biri haline geldi. Batı Şeria'da da benzer şekilde, İsrail işgaline karşı sörf yapanların görüntüleri sosyal medyada yayıldı. Gazze'de ise sörf, ablukaya ve soykırım saldırılarına karşı bir meydan okuma olarak yorumlanıyor. Ancak bu meydan okuma, her an ölümle burun buruna olmayı gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki sörf camiasının direnişi, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği destek bağlamında sembolik bir anlam taşıyor. Türkiye, savaşın başından beri İsrail'i sert bir dille eleştirirken, insani yardım ve diplomatik girişimlerle Gazze halkının yanında oldu. Sörfçülerin hayatta kalma mücadelesi, Filistin halkının abluka altında dahi yaşama tutunma azmini gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak Ortadoğu'da insan hakları ve özgürlük vurgusunu güçlendiriyor. Ancak çatışmanın sona ermesi ve kalıcı barış için uluslararası toplumun daha etkili adımlar atması gerekiyor.