İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Aref, ülkesinin ABD'ye yönelik güvensizliğinin sürdüğünü ve Washington'un güven vermekten uzak olduğunu belirtti. Aref, başkent Tahran'daki bir kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "Amerika Birleşik Devletleri'nin eylemleri, sözlerinin aksine, güven inşa edici değil, aksine güven erozyonuna yol açıyor. Bu nedenle İran yönetimi, ABD'ye karşı ihtiyatlı ve temkinli bir yaklaşım sergilemeye devam edecektir" dedi. İranlı yetkilinin bu sözleri, iki ülke arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasına ilişkin tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.
Güvensizlik ve Nükleer Müzakereler
İran ve ABD arasındaki güven sorunu, özellikle 2018'de ABD'nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) tek taraflı çekilmesi ve ardından İran'a yönelik ağır yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla derinleşti. Aref, "2015 anlaşmasına rağmen ABD'nin anlaşmayı ihlal etmesi ve yaptırımları artırması, Tahran'da Washington'un vaatlerine olan inancı tamamen ortadan kaldırdı" ifadelerini kullandı. İran, 2022'den bu yana Avrupa Birliği aracılığıyla yürütülen dolaylı müzakerelerde, öncelikle yaptırımların tamamen kaldırılmasını ve ABD'nin anlaşmaya bağlılığına dair somut garantiler talep ediyor. Ancak şu ana kadar bu talep karşılanmış değil.
Uzmanlara göre, İran yönetimi içinde ABD ile anlaşmaya sıcak bakanlar olduğu gibi, bu görüşmelere tamamen karşı çıkan katı çizgi yanlıları da bulunuyor. Aref'in açıklamaları, muhafazakâr kanadın bu konudaki hassasiyetini yansıtıyor. Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da daha önce yaptığı açıklamalarda, "ABD'nin niyetini eylemleriyle kanıtlaması gerektiğini" söylemişti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Tahran-Washington hattındaki bu güvensizlik, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkiliyor. İran'ın nükleer programı, bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler ve ABD'nin Suudi Arabistan ile İsrail'i içeren ittifakı, bölgede tansiyonu yüksek tutuyor. Uluslararası Kriz Grubu'ndan analist Ali Vaez, "İran ve ABD arasındaki güven açığı o kadar derin ki, kapsamlı bir anlaşmaya varmak yerine kademeli ve küçük adımlarla ilerlemek daha gerçekçi görünüyor" dedi. Bu arada, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %60 seviyesine çıkarması ve uluslararası denetçilerin erişimini sınırlaması, Batılı ülkelerin endişelerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD gerilimi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji politikalarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, İran'dan doğal gaz ithal etmekte ve iki ülke arasında enerji iş birliği bulunmaktadır. Olası bir kriz, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit edebileceği gibi, sınır komşusu İran'daki istikrarsızlık göç ve terör riskini de artırabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türkiye'nin İran'la ticaretini olumsuz etkilemekte ve Türk şirketlerini yaptırım riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Ankara, bu nedenle hem ABD hem de İran ile diyaloğu sürdüren dengeli bir politika izlemeye çalışmaktadır.