Gazze'de mayıs ayı, İsrail'in hava ve kara saldırılarını belirgin şekilde artırmasıyla son altı ayın en yüksek can kaybının yaşandığı dönem oldu. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, mayıs ayında en az 1.200 Filistinli hayatını kaybetti; bu rakam, son altı aylık dönemde kaydedilen en yüksek aylık ölü sayısı olarak kayıtlara geçti. Saldırılarda çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan siviller hedef alınırken, Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneyine kadar birçok bölge yoğun bombardımana maruz kaldı. Birleşmiş Milletler yetkilileri, insani durumun giderek kötüleştiğini ve bölgede temel ihtiyaç maddelerine erişimin neredeyse imkansız hale geldiğini bildiriyor.
Gelişmenin arka planı: Hamas ve İsrail arasında kriz derinleşiyor
İsrail ordusu, saldırıların hedefinin Hamas militanları ve altyapısı olduğunu açıklarken, sahadaki görgü tanıkları ve sağlık ekipleri sivil kayıpların büyük boyutlara ulaştığını aktarıyor. Son haftalarda İsrail savaş uçakları, Gazze'nin orta kesimlerindeki mülteci kamplarını vurdu; aynı anda yerden operasyonlarla birçok bina yıkıldı. Sağlık Bakanlığı yetkilisi Dr. Ashraf al-Qudra, yaptığı açıklamada, “Hastaneler yaralılarla dolu; tıbbi malzeme ve ilaç stoklarımız tükendi. Uluslararası toplum derhal müdahale etmeli” ifadelerini kullandı. Ayrıca, saldırılarda kaçırıldığı bildirilen İsrailli rehinelerin akıbeti de belirsizliğini koruyor.
Çatışmaların doğrudan etkisiyle Gazze'nin altyapısı büyük zarar gördü. Su ve elektrik şebekeleri çalışamaz hale gelirken, BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), bölgede 2 milyona yakın insanın insani yardıma muhtaç olduğunu duyurdu. Gazze'nin güneyindeki Refah kenti de dahil olmak üzere birçok bölgede okullar ve ibadethaneler de vuruldu. Bu durum, uluslararası hukuk açısından savaş suçu kapsamında değerlendirilirken, uluslararası kuruluşlar ateşkes çağrılarını yineliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Mısır ve Katar arabuluculuğu yetersiz kalıyor
Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri, taraflar arasındaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle şu ana kadar somut bir sonuç vermedi. İsrail, Hamas'ın tamamen etkisiz hale getirilmeden ateşkesi kabul etmeyeceklerini belirtirken, Hamas ise kalıcı bir ateşkes ve kuşatmanın kaldırılması şartını öne sürüyor. Bölgedeki gerilim, İran ve Lübnan Hizbullahı'nın açıklamalarıyla daha da tırmanma riski taşıyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, “Gazze'ye yönelik saldırılar sürdükçe İsrail'e karşı yeni cepheler açılabilir” uyarısında bulundu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'deki durumu “felaket” olarak nitelendirerek derhal ateşkes çağrısı yaptı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise İsrail’in kendini savunma hakkını vurgularken, sivil kayıpların azaltılması için adım atılmasını talep etti. AB ülkeleri ise insani koridorların açılması için diplomatik girişimlerini artırdı. Tüm bu gelişmeler, Gazze’deki krizin sadece bölgesel değil, küresel bir boyut kazandığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Filistin politikası açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saldırıları sert şekilde eleştirmiş, Türkiye'nin insani yardım malzemesi gönderme çabalarını sürdürüyor. Ancak bölgedeki istikrarsızlığın Doğu Akdeniz enerji güvenliğine ve Türkiye-İsrail arasındaki hassas dengelere olumsuz yansımaları olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Hamas ile olan ilişkileri nedeniyle Batılı müttefiklerle zaman zaman gerilim yaşanırken, Ankara’nın arabuluculuk rolü ön plana çıkıyor. Krizin derinleşmesi, Türkiye'nin Filistinli gruplar üzerindeki etkisini test edebilir.