Filistin Eğitim Bakanlığı, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana 800'den fazla Filistinli öğretmenin hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlık, Dünya Öğretmenler Günü öncesinde yaptığı yazılı açıklamada, 3.300'den fazla eğitimcinin yaralandığını ve 170'ten fazla öğretmenin gözaltına alındığını belirtti. Açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki eğitim altyapısının büyük ölçüde tahrip edildiği ve yüz binlerce öğrencinin eğitim hakkından mahrum kaldığı vurgulandı.
Eğitim Sistemine Yönelik Saldırıların Boyutu
Filistin Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden İsrail saldırıları, Gazze'deki eğitim sektörünü ağır şekilde vurdu. Bakanlık, sadece öğretmenlerin değil, aynı zamanda okul yöneticileri, akademisyenler ve eğitim destek personelinin de hedef alındığını kaydetti. Yüzlerce okul binası tamamen yıkılırken, ayakta kalan az sayıdaki okul ise barınma merkezi olarak kullanılmak zorunda kaldı.
Birleşmiş Milletler ve çeşitli uluslararası kuruluşların raporları da Gazze'deki eğitim sisteminin çökme noktasına geldiğini doğruluyor. UNICEF'in açıklamalarına göre, Gazze'deki tüm okul çağındaki çocukların eğitimi fiilen durmuş durumda. Saldırılar öncesinde Gazze'de 600'den fazla okul ve yaklaşık 20 yükseköğretim kurumu faaliyet gösteriyordu. Bugün bu kurumların büyük bir kısmı ya harabeye dönmüş ya da kullanılamaz halde.
Bakanlık açıklamasında, "Eğitimcilerimiz, sadece mesleki görevlerini yerine getirirken değil, aynı zamanda kimliklerinden ve direnişlerinden dolayı da hedef alınmaktadır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, gözaltına alınan öğretmenlerin akıbeti hakkında bilgi alınamadığı ve uluslararası toplumun bu konuda sessiz kaldığı eleştirisi yapıldı.
Uluslararası Tepkiler ve Sessizlik
Dünya Öğretmenler Günü, her yıl 5 Ekim'de UNESCO tarafından öğretmenlerin topluma katkılarını onurlandırmak amacıyla kutlanıyor. Ancak bu yıl, Filistinli öğretmenlerin yaşadığı trajedi, gölgede kaldı. Uluslararası sendikalar ve eğitim kuruluşları, Gazze'deki öğretmenlere yönelik saldırıları kınayan açıklamalar yapsa da, somut bir uluslararası koruma mekanizması devreye girmedi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in eğitim kurumlarına yönelik saldırılarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. BM Güvenlik Konseyi'nde ise Gazze'deki insani krizle ilgili karar tasarıları, veto nedeniyle defalarca rafa kaldırıldı. Bu durum, uluslararası toplumun Filistinli sivillerin, özellikle de eğitim çalışanlarının korunması konusunda etkisiz kaldığını gösteriyor.
Filistin Eğitim Bakanlığı, uluslararası kuruluşlara ve dost ülkelere, Gazze'deki eğitimcilere yönelik saldırıların durdurulması için acil çağrıda bulundu. Bakanlık, "Öğretmenler, bir toplumun geleceğini inşa eden en önemli aktörlerdir. Onların yok edilmesi, sadece bugünü değil, yarını da yok etmek anlamına gelir" açıklamasını yaptı.
Yerinden Edilme ve Eğitim Hakkı İhlalleri
İsrail'in saldırıları sonucu yüz binlerce Filistinli yerinden edilirken, öğretmenler de bu göç dalgasının içinde yer aldı. Birçoğu, aileleriyle birlikte güneye veya sınır bölgelerine kaçmak zorunda kaldı. Ancak orada da güvenli bir ortam bulamadılar. Eğitim faaliyetleri, çadır kentlerde veya yıkıntılar arasında sürdürülmeye çalışılıyor; ancak kaynak yetersizliği ve güvenlik endişeleri nedeniyle bu çabalar sınırlı kalıyor.
Filistin Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin sadece fiziksel saldırılara değil, aynı zamanda psikolojik baskı ve travmaya da maruz kaldığını belirtiyor. Birçok eğitimci, yakınlarını kaybetmenin acısıyla ders vermeye çalışıyor. BM raporlarına göre, Gazze'deki çocukların büyük bir kısmı, eğitimlerine devam edememenin yanı sıra ağır psikolojik travma yaşıyor. Bu durum, savaş sonrası toplumsal iyileşme sürecini daha da zorlaştıracak.
Uluslararası eğitim sendikaları, Filistinli öğretmenlerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek için çeşitli kampanyalar yürütüyor. Ancak bu kampanyalar, sahada somut bir değişiklik yaratmaktan uzak. Eğitimciler, uluslararası toplumun sadece kınama mesajlarıyla yetinmemesi, aksine somut adımlar atması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de 800'den fazla öğretmenin hayatını kaybetmesi, Türkiye'nin Filistin politikası ve bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, uzun süredir Filistin davasını destekliyor ve İsrail'in saldırılarını uluslararası platformlarda kınıyor. Bu tür insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerine zemin hazırlıyor. Ayrıca, eğitimcilere yönelik saldırılar, Türkiye'nin insani yardım ve eğitim desteği politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Türkiye, Gazze'deki eğitim altyapısının yeniden inşası için uluslararası fon ve projelerde daha aktif rol alabilir. Öte yandan, bu tür gelişmeler, Türkiye'nin İsrail ile olan ilişkilerinde normalleşme çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Kamuoyu baskısı, hükümetin daha sert bir tutum almasına neden olabilir. Bölgesel güvenlik açısından ise, eğitim sisteminin çöküşü, radikalleşme ve istikrarsızlık riskini artırarak Türkiye'nin sınır güvenliğini dolaylı yoldan tehdit edebilir.