Gazze'deki savaşın üçüncü yılına girilirken, İsrail ordusunda görev yapmış on asker, yaşadıkları deneyimleri ve tanık oldukları olayları ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Askerler, savaşın ilk günlerinden itibaren intikam duygusunun hâkim olduğunu, komutanların "gördüğünüz herkesi vurun" şeklinde emirler verdiğini ve sivil kayıpların "istenmeyen hasar" olarak nitelendirildiğini aktardı. Habere göre, çatışmalarda 70 binden fazla kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı ve bölgede büyük yıkım meydana geldi.
Savaşın Arka Planı ve Askerlerin İtirafları
İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıların ardından başladı. Aradan geçen üç yılda bölgede ağır insani kriz yaşanırken, savaşın bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor. İsrailli askerler, çatışmaların ilk aylarında birliklerine moral vermek için intikam söylemlerinin kullanıldığını, zamanla bunun yerini kural tanımaz bir şiddete bıraktığını ifade etti. Askerlerden biri, "Bize söylenen tek şey vardı: Gördüğünüz herkesi vurun. Kimin sivil kimin militan olduğunu ayırt etmek neredeyse imkânsızdı" dedi. Bir başka asker ise, "Ölüm haberlerini duydukça intikam duygusu daha da güçleniyordu. Ama artık hangi amaçla savaştığımızı sorgular hale geldik" diye konuştu.
Habere göre, askerlerin anlatımları, savaşın ilk günlerinden itibaren ordu içinde ciddi bir denetim eksikliği olduğunu gözler önüne seriyor. Komutanların verdiği talimatların çoğu zaman yazılı olmadığı, askerlerin inisiyatif alarak ateş açtığı belirtiliyor. İsrail ordusu, sivil kayıplar konusunda soruşturma başlatıldığını açıklasa da, askerler bu soruşturmaların etkisiz kaldığını ve cezasızlık kültürünün hâkim olduğunu öne sürüyor. "İstenmeyen hasar" ifadesi, askerler arasında sivil ölümleri meşrulaştırmak için kullanılan bir klişe haline gelmiş durumda. Bir asker, "Bir binayı vurduğumuzda içinde sivil olup olmadığını sormuyorduk bile. 'İstenmeyen hasar' deyip geçiyorduk" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze savaşı, Orta Doğu'da istikrarsızlığı derinleştirirken, küresel kamuoyunda da İsrail'e yönelik eleştiriler artıyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail'in orantısız güç kullanımını ve sivil kayıpları defalarca kınadı. Birleşmiş Milletler raporlarında, Gazze'de işlenen olası savaş suçlarına dikkat çekildi. Ancak ABD başta olmak üzere bazı Batılı ülkelerin İsrail'e verdiği destek, uluslararası toplumun etkili bir yaptırım uygulamasını engelliyor. Öte yandan, savaşın bölgesel yayılma riski, Lübnan ve Suriye sınırlarında zaman zaman yaşanan çatışmalarla kendini gösteriyor. İran ve Hizbullah'ın sürece müdahil olması, Orta Doğu'da daha geniş bir çatışma olasılığını gündemde tutuyor.
Askerlerin itirafları, savaşın insani boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Gazze'de üç yılda yaşanan yıkım, altyapının çökmesine, sağlık sisteminin iflas etmesine ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye erişimde büyük zorluklar yaşıyor. Savaşın sona ermesi için yürütülen müzakereler ise şimdiye kadar somut bir sonuç vermedi. İsrailli askerlerin anlatımları, savaşın sadece fiziksel değil, aynı zamanda ahlaki bir yıkıma da yol açtığını ortaya koyuyor. Askerlerden biri, "Bu savaş bize çok şey kaybettirdi. İnsanlığımızı sorgular hale geldik" diyerek duygularını özetledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki savaş, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve bölgesel güvenliği açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye, savaşın başından itibaren İsrail'in orantısız güç kullanımını eleştiriyor ve Filistinlilerin haklarını savunuyor. Askerlerin itirafları, uluslararası kamuoyunda İsrail'e yönelik baskıyı artırabilir ve Türkiye'nin diplomatik girişimlerine zemin hazırlayabilir. Ayrıca savaşın uzaması, Doğu Akdeniz'de enerji güvenliği ve mülteci akınları gibi konularda Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için ateşkes ve iki devletli çözüm çağrılarını sürdürüyor.