Gazze Şeridi'nde İsrail'in düzenlediği hava saldırıları sonucu panik halindeki Filistinli siviller, evlerini terk ederek güvenli bölgelere kaçmaya çalışıyor. Jerusalem Daily gazetesinin haberine göre, saldırılar özellikle Gazze'nin kuzeyinde yoğunlaşırken, binlerce kişi güneye doğru göç ediyor. İsrail ordusu, saldırıların Hamas'ın altyapısını hedef aldığını savunurken, yerel kaynaklar sivil ölümlerin her geçen gün arttığını bildiriyor. Uluslararası toplumdan artan ateşkes çağrılarına rağmen çatışmalar şiddetlenerek devam ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail-Hamas çatışması, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırılarıyla yeni bir boyut kazanmıştı. O tarihten bu yana İsrail, Gazze'ye yönelik geniş kapsamlı askeri operasyonlar düzenliyor. Jerusalem Daily'nin aktardığına göre, son günlerde İsrail hava kuvvetleri, Gazze'nin kuzeyindeki sivil yerleşim bölgelerine yönelik saldırılarını artırdı. Bu saldırılar sonucunda büyük yıkım meydana gelirken, altyapı da ciddi zarar gördü. Elektrik, su ve sağlık hizmetleri neredeyse tamamen çökmüş durumda. Hastanelerde yaralılara müdahale edilemiyor, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada.
Filistinli yetkililer, son saldırılarda ölenlerin sayısının binlerce olduğunu, yaralı sayısının ise on binleri aştığını belirtiyor. Ancak bu rakamlar bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanamıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, bölgede insani durumun felaket boyutunda olduğu uyarısında bulunuyor. Özellikle çocuklar ve kadınlar arasında kayıpların yüksek olduğu ifade ediliyor. BM Yakın Doğu Filistin Mültecileri Ajansı (UNRWA), Gazze'de yerinden edilen insan sayısının 1 milyonu aştığını açıkladı. Bu insanlar, BM okullarına ve geçici barınaklara sığınmış durumda, ancak bu tesisler de yeterli değil ve saldırı riski altında.
Jerusalem Daily, panik halindeki Filistinlilerin sabahın erken saatlerinden itibaren eşyalarını toplayarak yola çıktığını, ancak güvenli bir yere ulaşmanın zor olduğunu aktarıyor. Sınır kapıları büyük ölçüde kapalı; Mısır sınırındaki Refah Kapısı ise sadece sınırlı yardım malzemesi geçişine izin veriyor. Bu durum, sivillerin kaçış yollarını da kısıtlıyor. Görgü tanıkları, yollarda mahsur kalan ailelerin olduğunu, bazılarının araçlarıyla birlikte bombalandığını iddia ediyor. İsrail ordusu ise sivil kayıplar konusunda Hamas'ı suçluyor ve sivilleri canlı kalkan olarak kullanmakla itham ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki insani kriz, uluslararası alanda derin bir endişe kaynağı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrıları yapılıyor ancak daimi üyeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle somut adım atılamıyor. ABD, İsrail'e desteğini sürdürürken, Avrupa Birliği ülkeleri arasında farklı sesler yükseliyor. Bazı ülkeler ateşkes için daha fazla baskı yapılması gerektiğini savunuyor. Bölgesel aktörlerden Mısır ve Katar, arabuluculuk çabalarını sürdürüyor ancak kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Türkiye, İsrail saldırılarını sert bir dille kınayarak, Filistin halkına destek mesajları veriyor ve insani yardım gönderme çabalarını sürdürüyor.
Çatışmanın bölgesel yayılma riski de giderek artıyor. Lübnan Hizbullah'ı ile İsrail arasında sınır hattında çatışmalar yaşanıyor. Yemen'deki Husiler, Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılar düzenleyerek küresel ticareti tehdit ediyor. Bu gelişmeler, Gazze savaşının Orta Doğu'da daha geniş bir çatışmaya dönüşme potansiyelini gözler önüne seriyor. Uluslararası toplum, tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmış durumda ancak şu ana kadar somut bir sonuç alınamadı.
İnsani yardım kuruluşları, Gazze'ye yeterli yardımın ulaştırılamamasından şikayetçi. Sınır kapılarındaki kontroller ve güvenlik endişeleri nedeniyle yardım konvoyları gecikiyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'de sağlık sisteminin çökmek üzere olduğunu, salgın hastalık riskinin arttığını bildiriyor. Temiz suya erişim yok denecek kadar az; bu da kolera ve diğer su kaynaklı hastalıkların yayılma riskini artırıyor. Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte barınma ve ısınma sorunları da baş gösterecek.
Jerusalem Daily'nin haberine göre, Gazze'de yaşayan siviller büyük bir çaresizlik içinde. Birleşmiş Milletler, taraflara uluslararası insancıl hukuka saygı duyma çağrısı yapıyor ve sivil hedeflerin vurulmaması gerektiğini vurguluyor. Ancak sahada durum giderek kötüleşiyor. Uluslararası toplumun etkili bir müdahalede bulunamaması, bölgede daha fazla can kaybına ve yıkıma yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki son gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik bir dönemeçte. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bölgede etkin bir aktör olma konumunu sürdürüyor. Ancak artan insani kriz, Türkiye'nin insani yardım koridorlarının açılması ve ateşkes sağlanması yönündeki diplomatik çabalarını daha da önemli kılıyor. Ayrıca çatışmanın yayılma riski, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırıyor; sınır komşularındaki istikrarsızlık doğrudan Türkiye'yi etkileyebilir. Enerji arz güvenliği ve ticaret yolları da bu gelişmelerden olumsuz etkilenebilir. Türkiye, bölgesel barış için arabuluculuk rolünü güçlendirerek hem insani hem de stratejik çıkarlarını korumaya çalışacaktır.