Birleşmiş Milletler uzmanı, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü moloz temizleme faaliyetlerinin, bölgede işlenen savaş suçlarına ilişkin kritik delilleri yok edebileceği uyarısında bulundu. Uzman, Filistin topraklarında "molozun sadece inşaat atığı olmadığını" vurgulayarak, bu yıkıntıların uluslararası hukuk açısından taşıdığı delil değerine dikkat çekti. Açıklama, Gazze'de aylardır süren çatışmaların ardından bölgede başlatılan temizlik çalışmalarına ilişkin endişeleri artırdı.
Molozun Altındaki Gerçek: Delil Niteliği
BM uzmanına göre, Gazze'deki yıkıntılar arasında yalnızca beton ve tuğla parçaları değil, aynı zamanda patlayıcı kalıntıları, silah parçaları, kurbanlara ait kalıntılar ve uluslararası hukuk ihlallerini belgeleyebilecek çeşitli unsurlar bulunuyor. Bu materyaller, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve bağımsız soruşturma komisyonları için hayati önem taşıyor. Uzman, "Moloz, sadece yıkımın değil, aynı zamanda nasıl yıkıldığının da kanıtıdır" diyerek, temizlik sırasında bu delillerin geri döndürülemez şekilde kaybolabileceğini belirtti.
İsrail'in Gazze'nin kuzeyinde ve güneyinde geniş alanlarda yürüttüğü yıkım operasyonları sonucunda, bölgedeki altyapının büyük bölümü harabeye döndü. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'de 37 milyon tondan fazla moloz oluştu. Bu molozun kaldırılması ve bertaraf edilmesi, hem lojistik hem de hukuki açıdan büyük bir sorun teşkil ediyor. Uzmanlar, temizlik çalışmalarının aceleyle ve denetimsiz yapılması halinde, delillerin karıştırılması veya yok edilmesi riskinin yüksek olduğunu ifade ediyor.
Uluslararası hukuk çerçevesinde, savaş suçlarının soruşturulması için olay yerinin korunması ve delillerin muhafazası esastır. BM uzmanı, taraflara çağrıda bulunarak, moloz temizliğinin bağımsız gözlemciler eşliğinde ve delil toplama prosedürlerine uygun şekilde yapılması gerektiğini vurguladı. Aksi takdirde, gelecekte açılacak davalarda kullanılabilecek somut kanıtların kaybedilebileceği uyarısında bulundu.
Uluslararası Hukuk ve Sorumluluk
Gazze'deki çatışmalar sırasında işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar, uluslararası toplumun uzun süredir gündeminde. Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2021'den bu yana Filistin topraklarında işlenen olası suçlara ilişkin soruşturma yürütüyor. Ancak delillerin toplanması ve korunması, sahadaki güvenlik koşulları ve erişim kısıtlamaları nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor.
BM uzmanının açıklaması, İsrail'in Gazze'deki eylemlerine yönelik uluslararası baskıların bir parçası olarak görülüyor. Daha önce de birçok uluslararası kuruluş ve insan hakları örgütü, İsrail'in Gazze'de uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtmişti. İsrail ise suçlamaları reddederek, operasyonların Hamas'a karşı meşru müdafaa kapsamında yürütüldüğünü savunuyor.
Moloz temizliği konusundaki endişeler, yalnızca delil kaybıyla sınırlı değil. Aynı zamanda, temizlik sırasında patlamamış mühimmatın infilak etmesi veya toz bulutlarının halk sağlığını tehdit etmesi gibi riskler de bulunuyor. BM yetkilileri, temizlik çalışmalarının uluslararası standartlara uygun yapılması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin sona erdirilmesi ve uluslararası hukukun üstünlüğünün sağlanması için aktif diplomasi yürütüyor. Moloz temizliğinin delilleri yok etme riski, Türkiye'nin adalet ve hesap verebilirlik çağrılarını güçlendiriyor. Ankara, Uluslararası Ceza Mahkemesi sürecine destek vererek, savaş suçlarının cezasız kalmaması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım çabaları ve yeniden inşa sürecine katkı sağlama potansiyeli, delil koruma gerekliliğiyle birlikte ele alınmalı. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasındaki tutarlı duruşunu pekiştirirken, uluslararası toplumun ortak hareket etmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor.